Kişisel Verilerin Korunması · Çevrimiçi kitap

14. Saklama, silme, yok etme ve anonimleştirme

Geliştirilmekte olan metin Son düzenleme:

Bir kaydın ilk kullanımının sona ermesi, onun bütün nüshalarının aynı anda aynı işleme tabi tutulacağını göstermez. Hangi amacın sürdüğü, hangi kaydın gerekli kaldığı ve seçilen işlemin ne sonuç doğurduğu açıklanmalıdır. Bölüm saklama gerekçelerinden başlayarak süre, politika ve imha yöntemlerini birbirine bağlamaktadır. Yedekler, günlük kayıtları ve arşivler üzerinden, görünür dosyanın kaldırılmasıyla hukuken aranan sonucun gerçekleşmesi arasındaki fark ve bu sonucun belgelenmesi ele alınmaktadır.

14.1. Saklama amaçları, mevzuattaki süreler ve hakların korunması

İş ilişkisi sona eren bir kişinin dosyası, artık personel yönetiminde kullanılmadığı için bütünüyle imha mı edilmelidir? Aynı dosyadaki ücret belgesi, acil durumda aranacak kişinin iletişim bilgisi ve bir uyuşmazlığa ilişkin yazışma farklı ihtiyaçlara cevap verebilir. Saklama kararı, yalnız dosyanın adı veya ilişkinin sona erdiği tarih üzerinden verildiğinde bu farklar kaybolur.

İnceleme, saklamanın hangi amaç ve hukuki sebeple sürdürüleceğiyle başlar. Kanun’un 4. maddesi süreyi mevzuatta öngörülen veya amaç için gerekli olan dönemle sınırlar; 5. maddesi hukuki yükümlülük ve hakkın korunması gibi işleme şartlarını düzenler. 7. madde ise işlenmesini gerektiren sebepler kalktığında resen veya talep üzerine imhayı öngörür. İmha Yönetmeliği de işleme şartlarının tamamının ortadan kalkmasını esas alır. Bu hükümler birlikte okunduğunda, ilk kullanım amacının bitmesiyle bütün saklama sebeplerinin sona ermesi arasında ayrım yapmak gerekir.1

Kanuni saklama yükümlülüğünde önce hükmün kapsadığı kişi ve belge belirlenmelidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 82. maddesi, tacirin belirli ticari defter ve belgelerle ticari yazışmaları saklamasını düzenler; birinci fıkrada sayılan belgeler için on yıllık süre öngörür. Sürenin başlangıcı da belgenin niteliğine göre ilgili kaydın, belgenin veya yazışmanın ait olduğu takvim yılının bitişidir. Dolayısıyla ticari belge için öngörülen süre, işletmenin elindeki bütün kişisel verileri aynı tarihten başlayarak on yıl saklama yetkisine dönüştürülemez.2

Bir hakkın korunması için saklama ise kanunda belgeyi muhafaza etme ödevinin açıkça yazılı olmasından farklıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi, aksi hüküm yoksa alacaklar için on yıllık zamanaşımı belirler; 147. madde bazı alacaklar bakımından beş yıllık süre öngörür. Bu hükümler, hangi alacağın ne kadar süreyle ileri sürülebileceğini ilgilendirir. Kişisel verilerin bu dönem boyunca tutulabilmesi ayrıca ilgili hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olmalıdır. Zamanaşımı süresi ile saklama yükümlülüğü aynı hukuki kurum değildir.3

Zamanaşımına dayanan saklama kararında yalnız yıl sayısını yazmak da yeterli olmaz. Genel başlangıç noktası alacağın muaccel olması, yani ifanın istenebilir hâle gelmesidir. Verinin toplandığı gün ile bu gün aynı olmayabilir. Ayrıca kanunda düzenlenen kesilme sebepleri gerçekleştiğinde yeni süre işlemeye başlayabilir. Bu nedenle “toplamadan itibaren on yıl” biçimindeki değişmez bir takvim, korunduğu söylenen hakkın gerçek süresiyle örtüşmeyebilir; hangi alacak ve hangi başlangıç veya değişim olayı esas alınıyorsa kayıt onunla eşleştirilmelidir.4

Yücedağ, hakkın korunmasına dayanan işleme şartını açıklarken hukuki talebin mutlaka mahkeme önünde ileri sürülmesinin gerekmediğini belirtir; işten ayrılan çalışana ilişkin gerekli bilgilerin dava zamanaşımı boyunca saklanmasını örnek verir. Bu yaklaşım, henüz dava açılmamış olmasının tek başına bütün saklamayı hukuka aykırı kılmadığını gösterir. Bununla birlikte örnekteki “gerekli bilgiler” sınırı önemlidir: talebin korunmasına yarayacak kayıtla ilgisiz kişisel ayrıntılar aynı gerekçeyle tutulamaz.5

Hangi hakkın korunacağı, verinin o hakla bağlantısı ve neden daha az veriyle yetinilemediği belirlenmelidir. Örneğin ücretin ödendiğini göstermek için gereken belge, çalışanın dosyasında bulunan her fotoğrafın veya güncelliğini yitirmiş her iletişim bilgisinin tutulmasını gerektirmez. Bu ayrım, hak kaybını önlemekle gereksiz saklamayı sınırlamak arasında uygulanabilir bir bağ kurar. Bir ihtilafın çıkabileceği düşüncesi, dosyanın tamamı için gerekçesiz ve süresiz muhafazaya dönüştürülmemelidir.6

Sicil Yönetmeliği de azami muhafaza süresi belirlenirken tek bir ölçüte dayanmaz. Hukuki ilişkinin devamı, geçerli meşru menfaat, hukuki yükümlülük ve ilgili veriye bağlı hakkın zamanaşımı yanında saklamanın doğurduğu riskler ve güncellik de dikkate alınır. Bu unsurların birlikte değerlendirilmesi, bütün veri kategorilerinde en uzun ihtimalin otomatik seçilmesi anlamına gelmez. Sicile veri kategorisi için süre bildirilmesiyle, o kategorideki her kaydın bütün amaçlarla aynı süre kullanılabilmesi farklı sorulardır.7

Saklamanın sürmesine izin veren sebep, erişim ve kullanımın sınırını da belirler. Muhasebe belgesinin kanuni yükümlülük için korunması, içindeki iletişim bilgisinin yeni reklam kampanyasında kullanılmasının dayanağı değildir. İlk amaç sona ermişse kalan saklama, devam eden sebebin gerektirdiği veri ve kullanıcı çevresiyle sınırlandırılmalıdır. Verinin teknik olarak elde bulunması, onun her iş sürecinde yeniden kullanılabileceği anlamına gelmez.

Bütün işleme sebepleri sona erdiğinde ise karar, veriyi gerekçesiz bir arşive taşımakla ertelenemez. İmha yükümlülüğünün doğması ile hangi yöntem ve takvimle yerine getirileceği ayrı aşamalardır. Sürenin sonunda silme, yok etme veya anonim hâle getirme seçimi ve işlemin zamanlaması ilgili hükümler uyarınca belirlenir. Böylece saklama planı, yalnız ne kadar süre tutulacağını değil, süreyi bitiren olaydan sonra hangi sürecin başlayacağını da gösterebilmelidir.8

14.2. Aynı verinin farklı süreçlerde farklı sürelerle tutulması

Bir müşterinin eski adresi, geçmiş satışın belgesinde doğru bir kayıt olmaya devam ederken yeni teslimat için yanlış olabilir. Bu iki değerlendirme çelişmez: ilki geçmiş işlemin belgelendirilmesine, ikincisi güncel hizmetin yürütülmesine ilişkindir. Saklama süresini yalnız “adres verisi” kategorisi için belirlemek, hangi kullanımın devam edip hangisinin sona ereceğini göstermeye yetmez.

Kurulun 26 Ağustos 2021 tarihli ve 2021/847 sayılı karar özeti bu ayrımı somutlaştırır. İlgili kişi, alışveriş sitesinde artık kullanmadığı adreslerini silmek istemiş; veri sorumlusu ise bunları geçmiş faturalarla ilişkilendirerek sakladığını bildirmiştir. Kurul, faturaların ve üzerlerindeki adresin saklanması için somut olayda geçerli amaç ve hukuki gerekçe bulunduğunu, belirlenen on yıllık sürenin henüz dolmadığını kabul etmiştir. Ancak faturanın saklanmasıyla eski adresin bireysel hesabın profil alanında tutulmasını iki farklı işleme faaliyeti olarak değerlendirmiştir.9

Özetteki sonuç, belge saklama gerekçesinin kullanıcı hesabındaki bütün işlemleri belirlemediğini gösterir. Kurul, güncel olmayan adresler üzerinde işlem yapılamamasını doğruluk ve gerektiğinde güncellik ilkesi bakımından sorunlu bulmuş; güncelleme veya imhaya ve güncel olmayan bilgilerin ilgili kişiye gösterilmemesine imkân sağlayan kanallar oluşturulmasını, saklanan verinin saklama amacı dışında kullanılmamasını istemiştir. Dolayısıyla eski belgeyi olduğu gibi korumakla güncel adres listesini düzeltmek birbirini dışlayan seçenekler değildir.10

Aynı bilgi için ayrıştırılacak unsurlar yalnız süre de değildir. Amaç, hukuki sebep, süreyi başlatan olay ve erişim çevresi birlikte değerlendirilir. Örnekteki adresin farklı faaliyetlere bağlanması şu şekilde gösterilebilir; her satır, belirtilen faaliyetin geçerli bir işleme şartına dayanması koşuluyla okunmalıdır.11

İşleme faaliyetiSaklamanın dayandığı ihtiyaçSüre ve kullanım bakımından ayrım
Geçmiş faturanın korunmasıBelge saklama veya ilgili hakkın korunmasıİlgili belge ve hukuki sebep için süre; adres geçmiş işlemin bir unsuru olarak korunur
Yeni siparişin teslimatı için adres listesiGüncel hizmetin yürütülmesiEski belgenin süresi, güncelliğini yitirmiş adresi yeni teslimatta kullanma gerekçesi olmaz
Tanıtım faaliyetinde iletişim verisi kullanılmasıBu amaca özgü geçerli işleme şartıFaturanın korunması gerekçesi bu faaliyetin dayanağı ve süresi yerine geçmez

Sicile bildirilen süre ile faaliyet bazındaki süre arasındaki fark da burada önemlidir. Sicil Yönetmeliği, farklı amaçlarla işlenen bir veri kategorisi için süreler farklı olduğunda, mevzuatta azami muhafaza süresi öngörülmüşse bu sürenin; böyle bir süre yoksa bunlardan en uzun olanın bildirimde esas alınmasını öngörür. Bu, kategori düzeyindeki bildirimin nasıl yapılacağını belirler. Daha kısa süren amaç sona erdiğinde o amaçla işlemeye devam edilmesini veya aynı kategorideki her kaydın en uzun süreye kadar tutulmasını kendiliğinden haklı kılmaz.12

Bu nedenle veri sorumlusu, yalnız kategori adını ve tek bir bitiş tarihini içeren kayıtla yetinmemelidir. Hangi kayıt için hangi sebebin devam ettiği gösterilebilmelidir. Bir veri başka bir belgede gerekli olarak korunurken aktif hesaptan çıkarılabiliyorsa, silme talebini bütün sistem için tek bir “evet” veya “hayır” cevabına indirgemek yanıltıcı olur. Aksine, bütün işleme şartları sona eren kayıt bakımından da aynı kategoride başka kayıtların tutuluyor olması saklamayı sürdürmez.

Bir amaç sona erdiğinde kalan amacın sonradan ve görünüşte yaratılmaması gerekir. Hukuki yükümlülük veya hak koruma gerekçesi gerçekten mevcutsa o gerekçenin gerektirdiği kapsam ve erişim korunur; mevcut değilse “arşivde kalması yararlı olabilir” düşüncesi yeni bir işleme şartı oluşturmaz. İlgili kişinin talebi kısmen karşılanıyor veya bir bölüm için reddediliyorsa, devam eden hukuki sebebin hangi kayıt ve işlemle ilgili olduğu anlaşılır biçimde açıklanmalıdır. İmha Yönetmeliğinin işleme şartları sona ermemiş talebe gerekçeli ret imkânı tanıması, bu değerlendirmeyi veri ve faaliyet bakımından yapmayı gerektirir.13

14.3. Saklama ve imha politikası ile politika hazırlama yükümlülüğünün kapsamı

Saklama ve imha politikası, hangi verinin ne kadar tutulacağına ilişkin karar ile bu kararın nasıl uygulanacağı arasında bağ kurar. Bir süre tablosu önemli olmakla birlikte tek başına politika değildir. Verinin bulunduğu ortam, saklamayı veya imhayı gerektiren sebep, uygulanacak tedbir ve görevli birim de belirlenmelidir. Böylece hukuk biriminin belirlediği süre, bilgi işlem sisteminde veya fiziksel arşivde uygulanabilir bir işleme dönüştürülebilir.

Politika hazırlama yükümlülüğü, İmha Yönetmeliğinin 5. maddesinde Sicile kayıt yükümlülüğüne bağlanmıştır. Sicile kaydolmakla yükümlü veri sorumlusu, kişisel veri işleme envanterine uygun politika hazırlamalıdır. Burada belirleyici olan fiilen kayıt yaptırmış bulunmak değil, kayıtla yükümlü olmaktır; yükümlü olduğu hâlde kaydolmayan sorumlu, bu eksikliğini politika hazırlamamasının gerekçesi yapamaz. Kayıt yükümlülüğü değerlendirilirken Kanun’un 16. maddesi ve uygulanabilir istisnalar birlikte ele alınır.14

Sicil istisnasının sonucu da kendi konusu içinde tutulmalıdır. İmha Yönetmeliği, politika hazırlamakla yükümlü olmayanların saklama ve imha yükümlülüklerinin devam ettiğini açıkça belirtir. Öksüzoğlu da politika yükümlülüğünden muafiyet ile verilerin hukuka uygun saklanması ve imhasını birbirinden ayırır. Dolayısıyla bir sorumlunun Sicile kayıt istisnasından yararlanması, yalnız bu nedenle verileri süresiz tutabilmesi veya silme talebini incelemeyebilmesi anlamına gelmez. Kanun’un uygulama alanına ilişkin istisnalar ise ayrıca kendi koşulları içinde değerlendirilir.15

Envanter ile politika aynı işlevi görmez. Envanter, iş süreçlerindeki verileri amaç, hukuki sebep, kategori, ilgili kişi ve alıcı grupları gibi unsurlarla ilişkilendirir; azami muhafaza süresi de bu ilişkinin içindedir. Politika ise bu bilgiler üzerinden saklama ve imhanın nasıl yönetileceğini düzenler. Bu nedenle envanterdeki bütün kayıtları politikaya kopyalamak da faaliyeti tanımadan genel bir politika örneği kullanmak da aralarındaki uyumu kendiliğinden sağlamaz.16

Yönetmeliğin 6. maddesindeki asgari içerik, bu bağı görünür kılar. Hazırlama amacı, kapsanan kayıt ortamları ve kullanılan hukuki ve teknik terimler açıklanır; saklama ve imhanın hukuki, teknik veya diğer sebepleri gösterilir. Ayrıca güvenli saklama, hukuka aykırı işleme ve erişimi önleme ile hukuka uygun imha için alınmış teknik ve idari tedbirler belirtilir. Bir belgenin yalnızca “elektronik ortamda” tutulduğunu yazmak, hangi ortamların kapsandığını ve hangi tedbirin nerede uygulandığını göstermiyorsa gerekli açıklamayı tamamlamaz.

Asgari içerik, işlemi gerçekleştirecek kişilerin unvanlarını, birimlerini ve görev tanımlarını; saklama ve imha süreleri tablosunu; periyodik imha aralıklarını ve yapılmış güncellemeleri de kapsar. İşlemi kimin başlatacağı, kimin uygulayacağı ve hangi takvimin izleneceği belirsiz bırakıldığında, süre bilgisi uygulamaya dönüşmeyebilir. Örneğin insan kaynaklarının ilişki bitişini saptadığı, arşiv biriminin fiziki dosyayı, bilgi işlem biriminin elektronik kayıtları yönettiği bir yapıda bu görevlerin birbirine nasıl bağlandığı açıklanmalıdır.17

Politikanın hazırlanmış olması, uyumun gerçekleştiği anlamına gelmez. Yönetmelik bunu ayrıca hükme bağlamıştır. Politikada süresi dolan dosyanın imha edileceğinin yazması, dosyanın arşivde ve uygulamada erişilebilir tutulmasıyla bağdaşmaz. Aynı şekilde politika, kanuni dayanağı kalmayan saklamaya yeni bir dayanak oluşturamaz. Denetimde belgenin varlığıyla yetinmeyip onun kapsadığı kayıtlar üzerindeki fiilî işlemi de incelemek gerekir.18

Uygulamanın sürdürülmesi, değişikliklerin izlenmesini gerektirir. Yeni bir kayıt ortamına geçilmesi, görevlerin devri veya saklama sebebini etkileyen mevzuat değişikliği, politika ile uygulamanın yeniden karşılaştırılmasını gerektirebilir. Kurumun Mart 2026 tarihli kamu uyum rehberi de politika, güvenli imha, personele duyurma ve eğitim arasında bağlantı kurmaktadır. Bu açıklamalar kendi kamu bağlamında bir rehberdir; bütün veri sorumluları için aynı biçimde uygulanacak ayrı bir belge veya eğitim sıklığı şartı olarak okunmamalıdır.19

14.4. Resen ve talep üzerine imha; süreler ve üçüncü kişilere bildirim

İmha yükümlülüğünün doğması için ilgili kişinin başvurması gerekmez. İşlemeyi gerektiren şartların tamamı ortadan kalktığında veri sorumlusu resen, yani kendiliğinden harekete geçmelidir. Talep üzerine imha, bu yükümlülüğün yerine geçen ayrı bir sebep değil, ilgili kişinin kendi verisi bakımından süreci işletmesidir. Bu nedenle başvuru yapılmamasından saklamanın devamına izin verildiği sonucu çıkarılamaz.20

Yükümlülüğün ne zaman doğduğu ile hangi tarihe kadar yerine getirileceği farklı sorulardır. İlk soruda kalan amaç ve işleme şartı araştırılır; ikinci soruda İmha Yönetmeliğinin resen işlem ve talep için düzenlediği takvim uygulanır. İmha işlemini belirli bir takvim içinde yapma imkânı, artık mevcut olmayan amaçla veriyi kullanmaya devam etme gerekçesi değildir. Örneğin imha sırasını bekleyen eski bir müşteri kaydı, bu bekleyiş nedeniyle yeni kampanyada kullanılabilir hâle gelmez.

Politika hazırlamış veri sorumlusu, yükümlülüğün doğduğu tarihi takip eden ilk periyodik imha işleminde gereğini yerine getirir. Periyodik işlemler arasındaki aralığı politikada belirler; bu aralık altı ayı geçemez. Buradaki altı ay, her veri için yükümlülüğün doğduğu gün yeniden başlayan ve mutlaka sonuna kadar kullanılabilecek bir bekleme süresi değildir. Takvimde daha yakın bir imha işlemi varsa esas olan bu ilk işlemdir.21

Politika hazırlama yükümlülüğü bulunmayan sorumlu için süre, imha yükümlülüğünün doğduğu tarihi takip eden üç aydır. Dolayısıyla politika hazırlamak zorunda olmamak, imha takviminden muafiyet sağlamaz. Öğretide de politika yükümlülüğü bakımından yapılan ayrımın resen imha sürelerine etkisi vurgulanmaktadır. Ayrıca Kurul, telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırılık hâlinde bu süreleri kısaltabilir.22

Talep üzerine işlemde ise periyodik takvime dayanılarak otuz günlük sınır aşılamaz. Kanun’un 13. maddesi, taleplerin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde sonuçlandırılmasını öngörür. İmha Yönetmeliği, bütün işleme şartları ortadan kalkmışsa verinin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesiyle talebin sonuçlandırılmasını ve ilgili kişiye bilgi verilmesini ister. Yalnız “başvurunuz alınmıştır” cevabı vermek, talebin gereğini yerine getirmek değildir. Resen imha takvimi ile başvuru takviminin farklılığı şöyle gösterilebilir.23

DurumSüreyi başlatan olayUygulanacak takvim
Politika hazırlamış sorumlunun resen işlemiİşleme şartlarının tamamının ortadan kalkmasıTakip eden ilk periyodik imha; periyodik aralık en fazla altı ay
Politika hazırlama yükümlülüğü bulunmayanın resen işlemiAynı imha yükümlülüğünün doğmasıTakip eden üç ay içinde
İlgili kişinin silme veya yok etme başvurusuBaşvurunun veri sorumlusuna iletilmesiNiteliğine göre en kısa sürede, en geç otuz gün içinde sonuç ve bilgilendirme

İşleme şartlarının tamamı sona ermemişse talep gerekçesi açıklanarak reddedilebilir; ret cevabı da en geç otuz gün içinde yazılı veya elektronik ortamda bildirilir. Burada talep kapsamındaki kayıtlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bir kaydın korunmasını gerektiren sebebin başka kayıtları da kapsadığı varsayılamaz. Buna karşılık ilgili kişinin belirttiği yöntemin her durumda aynen uygulanması da zorunlu değildir: Yönetmeliğin 7. maddesi, talep hâlinde uygun imha yönteminin gerekçesi açıklanarak seçilmesini öngörür. Gerekçe, hem saklamanın sürdürülmesi hem de seçilen işlemin uygunluğu bakımından somut olmalıdır.24

Veri üçüncü kişilere aktarılmışsa yalnız veri sorumlusunun kendi sistemindeki işlemle yetinilmez. Talebe konu veri bakımından bütün işleme şartları ortadan kalktığında sorumlu, bu durumu üçüncü kişiye bildirmeli ve onun nezdinde Yönetmelik kapsamında gerekli işlemlerin yapılmasını temin etmelidir. Bildirim göndermekle gerekli işlemin gerçekleştirilmesini sağlamak, hükümde birlikte düzenlenmiştir. Bu nedenle aktarımın muhatabı ve ilgili kayıt belirlenmeden yapılan genel bir duyuru, somut verinin akıbetini açıklamaya yetmez.25

Örneğin nisan ayında imha yükümlülüğü doğan bir kayıt için politikadaki ilk işlem haziran sonunda planlanmış olabilir. İlgili kişi daha önce başvurmuşsa sorumlu, haziran takvimini gerekçe göstererek başvuruya ilişkin otuz günlük sınırı aşamaz. Kayıt daha önce bir hizmet sağlayıcıya da aktarılmışsa onun elindeki kopyaya ilişkin işlem ayrıca izlenmelidir. Böyle bir akış, süre tablosunun yanına başvuruyu, aktarım muhatabını ve yapılan işlemi birbirine bağlayan bir uygulama düzeni kurulmasını gerektirir.

14.5. Silme, yok etme, anonimleştirme ve yeniden tanımlama riski

Bir personel dosyasının ekranda görünmemesi, aynı dosyanın geri getirilememesi veya dosyadan üretilen çıktının artık çalışanla ilişkilendirilememesi farklı sonuçlardır. İmha yönteminin değerlendirilmesinde, “sistemden kaldırıldı” açıklamasının bunlardan hangisini ifade ettiği belirlenmelidir. Yönetmelik silme, yok etme ve anonim hâle getirmeyi bu farklı sonuçlar üzerinden tanımlar; teknik bir işlemin adı, aranan sonucun gerçekleştiğini tek başına göstermez.

Silmede esas olan, verinin ilgili kullanıcılar için erişilemez ve tekrar kullanılamaz hâle gelmesidir. Buradaki ilgili kullanıcı, verilerin teknik olarak depolanması, korunması ve yedeklenmesinden sorumlu kişi veya birim dışında, sorumlu organizasyonu içinde yahut onun yetki ve talimatıyla kişisel veri işleyen kişileri ifade eder. Bu nedenle silme, her teknik kopyanın hiç kimse tarafından geri getirilememesiyle aynı koşula bağlanmış değildir. Ancak ilgili kullanıcı olağan işlem, arama veya geri getirme yetkileriyle veriye ulaşabiliyorsa yalnız görünür listeden çıkarma yeterli olmaz.26

Kurumun imha rehberi de silme sürecini, veriyi ve ilgili kullanıcıları belirleyip onların erişim, geri getirme ve tekrar kullanma imkânlarını kaldırmak üzerinden açıklar. Bulut çözümünde silme komutu kullanılırken kullanıcının geri getirme yetkisine; ofis dosyası ve veri tabanı örneklerinde ise aynı kullanıcının yönetici yetkileri bulunmasına dikkat çeker. Bu açıklamalar, komutun başarıyla çalışması ile hukuki silme sonucunun doğrulanması arasındaki farkı gösterir. İlgili kişinin başka bir yetkiyle aynı kayda yeniden ulaşabilmesi incelemenin dışında bırakılamaz.27

Yok etmede ölçüt daha geniştir: hiç kimse tarafından erişilememe, geri getirilememe ve tekrar kullanılamama aranır. Örneğin yalnız kâğıt dosyanın parçalanması, aynı dosyanın taranmış nüshası korunuyorsa bütün nüshalar bakımından yok etme sonucunu göstermez. Rehber, yok etme için kopyaların belirlenmesini ve ortamlarına uygun işlem yapılmasını; kâğıt ile elektronik ortama aktarılan nüshaları ayrıca ele alır. Belirli bir cihazın veya hizmetin varsayılan silme işleviyle bu sonuca ulaşıldığı ayrıca doğrulanmalıdır.28

Anonimleştirmede ise incelenen, erişimin veya geri getirmenin ötesinde verinin gerçek kişiyle ilişkilendirilebilirliğidir. Bir çalışan grubuna ait raporda adlar çıkarılmış olsa bile görev, yer ve olay bilgileri tek çalışanı gösterebilir. Raporun alıcısının bu bağlantıyı kurmaya yarayan başka kayıtları bulunması da değerlendirmeyi etkiler. Türk hukukundaki norm, veri sorumlusu ve alıcı çevresinde uygun tekniklerle geri döndürme veya eşleştirmeye rağmen kişiyle ilişkinin kurulamamasını arar. Takma ad, maskeleme ve şifreleme ile bu sonuç arasındaki temel farklar yukarıda 2.6’da açıklanmıştır.29

Yeniden tanımlama riski, yalnız ilk işlem anındaki dosyaya bakılarak değerlendirilemez. Aynı çıktı daha ayrıntılı başka kayıtlarla birleştirildiğinde veya yeni bir alıcı çevresine açıldığında farklı bir bağlantı kurulabilir. Kurum rehberi, yöntem seçimini veri kümesinin niteliği ve kullanım bağlamıyla ilişkilendirir; ilgili özellikler değiştikçe kontrol yapılmasını ister. Bunun uygulamadaki karşılığı, hangi ek bilgilerin bağlantı kurabildiğini ve dönüşümün bu imkânları nasıl etkilediğini somutlaştırmaktır. Bir yöntem adının veya sayısal ayarın her veri kümesi için aynı anonimlik güvencesini sağladığı varsayılamaz.30

Yöntem seçimi, sorumlunun belirlediği saklama sonucuyla da uyumlu olmalıdır. İmha yükümlülüğü belirli çalışana ait kayıt için doğmuşken, yalnız ayrı bir istatistik çıktısını anonimleştirmek eldeki kişisel nüshanın akıbetini çözmez. Buna karşılık anonimlik koşulu gerçekten sağlanan çıktı ile kişisel veri içeren asıl kayıt aynı hukuki nitelikte tutulmamalıdır. Hangi nüshanın hangi işleme konu olduğu açıkça belirlenmediğinde “anonimleştirildi” beyanı, korunmaya devam eden kişisel kayıtları gizleyebilir.

İnceleme bu nedenle üç ayrı soruyla ilerler: İlgili kullanıcı veriyi yeniden kullanabiliyor mu? Hiç kimse veriyi geri getirebiliyor mu? Kalan bilgi bir insanla yeniden ilişkilendirilebiliyor mu? Bu sorular sırasıyla silme, yok etme ve anonimleştirme bakımından farklı değerlendirmeler açar. Uygun yöntemin seçilmesi kadar sonucun kendi ölçütüyle doğrulanması gerekir; işlemin zamanı 14.4’te, yedek ve diğer ortamların yönetimi 14.6’da, sonuçların belgelendirilmesi 14.7’de ele alınmaktadır.31

14.6. Yedekler, loglar, arşivler ve dava nedeniyle saklama

Aktif sistemden çıkarılan bir kayıt, yedekte, olay günlüğünde veya arşivde bulunabilir. Bu ortamlar aynı işlevi görmez: yedek bir kesintiden sonra sistemi yeniden kurmaya, olay günlüğü işlemleri izlemeye, arşiv ise belirli belgeleri daha sonra kullanmak üzere muhafazaya hizmet edebilir. Bununla birlikte kaydın başka bir ortama taşınması, kişisel veri işleme niteliğini ortadan kaldırmaz. İnceleme, ortamın adıyla sona ermemeli; oradaki verinin amacı, kapsamı, süresi ve erişimi ayrıca belirlenmelidir.32

Yedekleme, verinin zarar görmesi veya erişilemez hâle gelmesi durumunda faaliyetin sürdürülebilmesi bakımından önemlidir. Kurumun güvenlik rehberi, bu ihtiyacı ve yedeklere erişimin sınırlandırılmasını birlikte ele alır. Ancak yedekleme ihtiyacından bütün eski kopyaların süresiz korunabileceği sonucu çıkmaz. Hangi veri kümesinin hangi kurtarma ihtiyacı için tutulduğu, yedeklerin ne zaman yenilendiği ve saklama süresinin sonuna gelen kayıtların nasıl ele alındığı belirlenmelidir.33

Yedekten geri yükleme, daha önce sona ermiş bir kullanımı fark edilmeden yeniden başlatabilir. Örneğin eski bir müşteri tablosu geri yüklendiğinde, silinmiş bir iletişim kaydının yeniden aktif listeye girmesi mümkündür. Böyle bir durumda imha işleminin yapıldığı günkü sonuçla yetinmek yeterli olmaz; ilgili kullanıcının veriye yeniden erişebilmesi ve onu kullanabilmesi de değerlendirilir. Geri yükleme sonrasında önceki silme ve kullanım sınırlarının korunmasını sağlayacak kontrolün kurulması, bu nedenle saklama ve imha düzeninin bir parçasıdır. Buradaki gereklilik, bütün sistemler için tek bir teknik komut değil, hukuki sonucun korunmasıdır.34

Olay günlükleri, yaygın adıyla loglar da kişisel veri içerebilir. Kimin ne zaman hangi işleme eriştiği, hata kaydına hangi içeriğin yazıldığı ve kaydın hangi kişiyle ilişkilendirilebildiği incelenir. Güvenlik amacıyla kayıt tutulması, işlem içeriğinin tamamının günlüğe kopyalanmasını veya bütün günlüklerin aynı süre saklanmasını kendiliğinden haklı kılmaz. Kurulun 2023/412 sayılı karar özetinde, istek kayıtlarına kredi kartı bilgilerinin de yazılması ihlalin kapsamını artıran bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Günlük tutmak, yalnız güvenlik sağlayan bir işlem değil, kendi içeriği bakımından ayrıca sınırlandırılması gereken bir işleme faaliyetidir.35

Arşivde tutulan kayıtlarda da geçerli saklama sebebi gösterilmelidir. Kanuni belge saklama yükümlülüğünün varlığı, daha önce açıklandığı üzere belirli kişi ve belgelere ilişkin olabilir; “arşiv” adı bu kapsamı genişletmez. Sık kullanılmayan fakat hukuka uygun olarak korunması gereken kayıtların erişimi, günlük iş akışındaki verilerden farklı düzenlenebilir. Buna karşılık artık ihtiyaç bulunmayan kaydı başka klasöre veya fiziksel depoya kaldırmak imha yükümlülüğünü yerine getirmez. Özel arşiv ya da belge saklama hükmü uygulanıyorsa onun kapsamı ve süresi ayrıca saptanmalıdır.36

Bir uyuşmazlık nedeniyle korunacak kayıtlar ise ilgili hakkı gösterebilecek verilerle ilişkilendirilmelidir. İşten ayrılan kişinin açtığı ücret davasında ödeme belgesi ve gerekli yazışmalar önem taşıyabilir; aynı dosyadaki her kayıt bu sebeple gerekli hâle gelmez. Hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu işleme şartı ile amaçla sınırlılık ve ölçülülük birlikte uygulanır. Yücedağ’ın gerekli bilgilerin korunmasına ilişkin açıklaması da bütün dosya yerine bu bağlantının araştırılmasını destekler.37

Uyuşmazlık için saklanan kayıtların kimlerce ve hangi işlem için kullanılabileceği de sınırlanmalıdır. Bir hakkı savunmak üzere tutulan iletişim bilgisinin yeniden tanıtım faaliyetine katılması, saklamanın gerekçesini aşar. Saklama kararında hangi hakkın korunduğu ve bu ihtiyacın hangi olayda yeniden değerlendirileceği gösterilmelidir. Davanın belirli bir aşamaya ulaşması üzerine bütün kayıtları otomatik silmek kadar, dava açılmış olmasını süresiz ve değişmez bir muhafaza gerekçesine dönüştürmek de somut incelemenin yerini tutmaz.

Bu nedenle çalışan dosyası tek bir saklama nesnesi olarak ele alınmamalıdır. Aktif erişimi sona erdirilecek bilgiler, kanuni belge yükümlülüğü nedeniyle korunacak nüshalar, uyuşmazlık için gerekli kayıtlar ve kurtarma amacıyla bulunan kopyalar ayrıştırılır. Her biri için devam eden sebep, yetkili erişim ve işlemi sona erdirecek koşul gösterildiğinde, hakkı korumakla gereksiz veriyi imha etmek aynı düzen içinde yürütülebilir. İmha kaydı ise bu kararların hangi ölçüde uygulandığını gösterebilmelidir.

14.7. İmha işleminin belgelendirilmesi ve denetimi

“Dosya silindi” kaydı, tek başına hangi dosyanın, hangi nüshalarının ve hangi erişim imkânlarının ele alındığını göstermez. Belgelendirmenin işlevi, yapılan işlemi sonradan anlaşılabilir ve denetlenebilir kılmaktır. Bu nedenle saklama kararından imhanın sonucuna kadar kurulan bağın izlenebilmesi gerekir; bir işlemin kayda geçirilmesiyle aranan imha sonucunun gerçekleşmesi ayrı değerlendirmelerdir.

İmha Yönetmeliği, kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi ve anonim hâle getirilmesiyle ilgili yapılan bütün işlemlerin kayıt altına alınmasını öngörür. Bu kayıtlar, diğer hukuki yükümlülükler saklı olmak üzere en az üç yıl saklanır. Üç yıl, imha edilen verinin asıl içeriğinin ayrıca korunmasını gerektiren yeni bir süre değildir; yapılan işleme ilişkin kaydın asgari saklama süresidir. Aynı hükümden bütün uygulama veya güvenlik günlükleri için tek bir üç yıllık süre de çıkarılamaz.38

Hükümde tek tip bir tutanak veya sertifika şablonu belirlenmemiştir. Kaydın kapsamı, işlemi açıklayabilecek fakat gereksiz kişisel veri çoğaltmayacak biçimde düzenlenebilir. Aşağıdaki alanlar bu amaçla kullanılabilecek bir kayıt düzenini gösterir; her biri için mevzuatta aynı adla ayrı belge zorunluluğu bulunduğu anlamına gelmez.39

Kaydın açıklayacağı hususSonraki denetimde cevaplanacak soru
İşlemin kapsamı ve kayıt ortamıHangi veri veya kayıt grubu ve hangi nüshalar ele alındı?
İşlemin sebebi, tarihi ve görevli birimNeden ve ne zaman harekete geçildi; işlem kimce yürütüldü?
Uygulanan yöntem ve kontrol sonucuSilme, yok etme veya anonimleştirme bakımından hangi sonuç doğrulandı?
Talep, aktarım veya istisna bağlantısıBaşvuru ve üçüncü kişi işlemleri izlendi mi; korunan kayıt varsa gerekçesi neydi?

Kontrol, seçilen yöntemin hukuki ölçütüne uygun yapılmalıdır. Silmede ilgili kullanıcının erişimi ve yeniden kullanımı; yok etmede geri getirilebilme; anonimleştirmede ise kişiyle bağlantının yeniden kurulabilmesi araştırılır. Her işlemde aynı belgeyi imzalamak bu farklı soruları çözmez. Kullanıcı yetkilerinin incelenmesi, işlem kapsamındaki nüshaların karşılaştırılması veya anonimlik değerlendirmesinin kaydedilmesi, somut yönteme göre sonuç kontrolünün araçları olabilir. Bunların kapsamı veriye, ortama ve riske göre belirlenmelidir.40

Hizmet sağlayıcıdan alınan bir işlem belgesi de veri sorumlusunun değerlendirmesinin yerine geçmez. Belgenin hangi ortamı ve kopyaları kapsadığı, yalnız komut verildiğini mi yoksa belirli sonucun kontrol edildiğini mi gösterdiği incelenmelidir. Kanun, kişisel verilerin başkası tarafından sorumlu adına işlenmesi durumunda güvenlik tedbirleri bakımından müşterek sorumluluğu; sorumlu organizasyonu içinde ise gerekli denetimleri yapma veya yaptırma yükümlülüğünü düzenler. Bu nedenle imhayı başkasına yaptırmakla süreci denetlemek ayrı görevlerdir.41

İmha kaydının kendisi de güvenli ve sınırlı tutulmalıdır. Silindiğini göstermek için eski dosyanın bütün içeriğini işlem günlüğüne kopyalamak, giderilmek istenen saklama sorununu yeniden üretebilir. Kullanılan kayıt numarası veya kişi kodu da başka bilgilerle belirli insana bağlanıyorsa kişisel veri niteliği taşıyabilir. Kayıt alanları, erişim yetkileri ve saklama süresi bu nedenle belgelendirme amacıyla birlikte değerlendirilmelidir. İşlemi kanıtlamak için gerekli bilgiyle imha edilen içeriğin yeniden saklanması birbirine karıştırılmamalıdır.42

Saklama ve imha düzeninin denetlenebilirliği böylece bir karar zincirine dayanır: devam eden saklama sebebi kaydın kapsamını ve süresini, bütün şartların sona ermesi imha sürecini, seçilen yöntem de kontrol edilecek sonucu belirler. Belgelendirme bu bağlantının ne ölçüde uygulandığını gösterir. Sebep, kapsam veya sonuçtan biri açıklanmıyorsa, yalnız sürenin dolduğu ya da bir komutun çalıştırıldığı bilgisiyle hukuka uygun imha değerlendirmesi tamamlanamaz.

İçindekiler · Ayrıntılı kitap planı


  1. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m.4/2-c,ç,d; m.5/2-ç,e ve m.7, TBMM kabul metni; Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik (İmha Yönetmeliği), m.7/1, Kurumda yayımlanan metin. Genel süre ilkesi için yukarıda7.5. ↩

  2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.82/1–2 ve5–6, TBMM kanun metni, basılı s.593, PDF s.24. Hükmün belge ve kişi kapsamından bütün işletme verileri için tek süre çıkarılmaması, 6698 sayılı Kanun m.4 ile birlikte okumaya dayanmaktadır. ↩

  3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.146–147, TBMM kanun metni, basılı s.352, PDF s.28; 6698 sayılı Kanun, m.5/2-e. Belge saklama ödevi ile hak korumaya bağlı işleme şartının ayrılması bu hükümlerin farklı konularına dayanır. ↩

  4. 6098 sayılı Kanun, m.149,154 ve156, basılı s.352–354, PDF s.28–30. Somut talebe uygulanacak özel süreler ile durma ve kesilme sebepleri ayrıca değerlendirilmelidir. ↩

  5. Nafiye Yücedağ, “Medeni Hukuk Açısından Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Uygulama Alanı ve Genel Hukuka Uygunluk Sebepleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası75/2 (2017):765–790, s.782, yayıncı aslı. Açıklama5/2-e kapsamındaki genel işleme şartına ilişkindir; özel nitelikli verilerin şartları için yukarıda10. bölüm. ↩

  6. 6698 sayılı Kanun, m.4/2-c,ç,d ve m.5/2-e; Yücedağ, “Medeni Hukuk Açısından…”, s.782. Ücret belgesi ile dosyadaki diğer kayıtların ayrılması, bu zorunluluk ve ölçülülük hükümlerinin varsayımsal olaya uygulanmasıdır. ↩

  7. Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik, m.9/1-f ve4–5, Kurumda yayımlanan metin. Sicil bildirimiyle somut amaçların ayrılması için aşağıda14.2; politika yükümlülüğünün kapsamı için14.3. ↩

  8. 6698 sayılı Kanun, m.4–5 ve7; İmha Yönetmeliği, m.4/1-ğ, m.7–11. Önceki paragraftaki muhasebe-reklam ayrımı da amaç ve işleme şartlarının birlikte uygulanmasının açıklamasıdır. Resen ve talep üzerine takvim için aşağıda14.4; yöntemler için14.5. ↩

  9. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 26.8.2021 tarihli ve2021/847 sayılı karar, Kurumun yayımladığı özet, olay, savunma ve inceleme bölümleri. Buradaki süre, karar özetindeki somut fatura ve hukuki ilişkiye aittir; bütün müşteri verileri için genel süre değildir. ↩

  10. Kurul,2021/847 sayılı karar özeti, bireysel hesap ile fatura işlemlerinin ayrılması ve son talimat bölümü; 6698 sayılı Kanun, m.4/2-b,c,ç,d. ↩

  11. 6698 sayılı Kanun, m.4–5 ve7; Kurul,2021/847 sayılı karar özeti. Tablo, karardaki belge ve aktif hesap ayrımının, ayrı işleme şartı incelemesiyle pazarlama örneğine de uygulanan açıklamasıdır; pazarlamanın hukuka uygunluğu varsayılmamaktadır. ↩

  12. Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik, m.9/4–5; 6698 sayılı Kanun, m.4/2-c,ç,d ve m.7. Kategori bildirimiyle her faaliyet ve kaydın saklanmasının ayrılması, bu hükümlerin birlikte yorumuna dayanır. ↩

  13. 6698 sayılı Kanun, m.4–5,7 ve13/3; İmha Yönetmeliği, m.7/1 ve m.12/1-a,c. Önceki paragraftaki kayıt bazlı ayrım da bütün işleme şartlarının sona ermesi eşiğinin uygulanmasıdır. ↩

  14. İmha Yönetmeliği, m.5/1; 6698 sayılı Kanun, m.16/1–5; Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik, m.5/1-a,ç ve m.16. Kayıt yaptırmamakla kayıt yükümlülüğünün bulunmamasının ayrılması, yükümlülüğün kanuni koşuluna dayanır. Kayıt istisnalarının ayrıntıları için aşağıda 17.4. ↩

  15. İmha Yönetmeliği, m.5/3; Sicil Yönetmeliği, m.5/1-f. Hilal Tuğba Öksüzoğlu, “6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Avrupa Birliği Hukukunda Kişisel Verilerin Silinmesi ve Düzeltilmesi”, Bilişim Hukuku Dergisi, sayı 2 (2019): 185–242, s.211–214, özellikle s.213, yayıncı aslı. Kaynaktaki 2018–2019 kayıt eşikleri güncel eşikler olarak aktarılmamıştır. Kanun’un uygulama alanındaki istisnalar için yukarıda 5. bölüm. ↩

  16. İmha Yönetmeliği, m.4/1-e,f ve m.5/1; Sicil Yönetmeliği, m.5/1-ç ve m.9/5. Envanter–politika işlev ayrımı bu hükümlerin birlikte açıklanmasıdır; ayrıntılı kurumsal eşleştirme için aşağıda 17.2–17.5. ↩

  17. İmha Yönetmeliği, m.6/1-a–h. İki paragraftaki asgari içerik bu hükme dayanır; insan kaynakları–arşiv–bilgi işlem ilişkisi, görev tanımlarının uygulamadaki işlevini açıklayan varsayımsal örnektir. Takvim için aşağıda 14.4, imha kaydı için 14.7. ↩

  18. İmha Yönetmeliği, m.5/2 ve m.7/1–2; 6698 sayılı Kanun, m.4–5 ve m.7. ↩

  19. İmha Yönetmeliği, m.6/1-h; Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları İçin Kişisel Verilerin Korunması Kanununa Uyum Rehberi, Yayın No.114 (Ankara, Mart 2026), s.70–72, özellikle s.72, resmî PDF. Rehber açıklaması ile bağlayıcı normun işlevi ayrıdır. ↩

  20. 6698 sayılı Kanun, m.7/1; İmha Yönetmeliği, m.7/1. Resen işlem ile ilgili kişinin hakkının ayrılması, aynı hükümdeki iki harekete geçiş yoluna dayanır. ↩

  21. İmha Yönetmeliği, m.11/1–2. “İlk periyodik işlem” ile periyodik aralığın üst sınırı birbirinden ayrılmıştır; her olayda yeni altı aylık dönem kurulması hükmün lafzına uygun değildir. ↩

  22. İmha Yönetmeliği, m.11/3–4; Öksüzoğlu, “Kişisel Verilerin Silinmesi ve Düzeltilmesi”, s.213–215, özellikle s.214. Kurulun kısaltma yetkisinin iki koşulu birlikte korunmuştur. ↩

  23. 6698 sayılı Kanun, m.13/2–3; İmha Yönetmeliği, m.12/1-a. Tablonun ilk iki satırı için m.11/1–3; Kurulun m.11/4’teki kısaltma yetkisi saklıdır. Başvuru yöntemleri ve sürelerin usul bakımından ayrıntıları için aşağıda 19.2–19.3. ↩

  24. İmha Yönetmeliği, m.12/1-c ve m.7/5; 6698 sayılı Kanun, m.13/3. Kayıt ve amaçların ayrı değerlendirilmesi için yukarıda 14.2. Resen uygun yöntem seçimine ilişkin m.7/5’te Kurulun aksine kararı saklıdır; yöntemlerin maddi koşulları için aşağıda 14.5. ↩

  25. İmha Yönetmeliği, m.12/1-b. Hüküm, bildirim yanında üçüncü kişi nezdinde gerekli işlemleri temin ödevi de içerir; aşağıdaki örnek bu hükümle m.11–12 takvimlerinin birlikte uygulanmasıdır. Genel olarak alıcılara ilişkin haklar için aşağıda 18.2, imha işlemi kaydı için 14.7. ↩

  26. İmha Yönetmeliği, m.4/1-b ve m.8/1–2. Teknik depolama, koruma ve yedeklemeden sorumlu kişi/birimin ilgili kullanıcı tanımındaki istisnası, bütün saklama ve güvenlik yükümlülüklerinden istisna değildir. ↩

  27. Kurum, Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Rehberi (Ocak 2018), s.6–9, resmî PDF; İmha Yönetmeliği, m.8. Rehberdeki ürün adları ve komut örnekleri, güncel ürün sürümlerinin teknik yeterlilik kanıtı olarak kullanılmamaktadır. ↩

  28. İmha Yönetmeliği, m.9/1–2; Kurum, İmha Rehberi, s.9 ve 13, kopyaların tespiti ile kâğıt ve taranmış nüshaların ayrı ortamlarına ilişkin açıklamalar. Hiçbir donanım veya yazılım yöntemi için bağımsız teknik test yapılmış olduğu ileri sürülmemektedir. ↩

  29. 6698 sayılı Kanun, m.3/1-b,d; İmha Yönetmeliği, m.10/1–3. Çalışan raporu, belirlenebilirlik ve eşleştirme koşulunun varsayımsal uygulamasıdır. ↩

  30. Kurum, İmha Rehberi, s.34–36. Rehberin risk ve değişen özellikler için kontrol açıklaması kullanılmaktadır; bütün istatistik modellerinin etkinliği veya yeniden tanımlamaya dair ampirik oranlar hakkında sonuç çıkarılmamaktadır. ↩

  31. İmha Yönetmeliği, m.7–10; 6698 sayılı Kanun, m.3–5 ve m.7. Önceki paragraftaki çıktı–asıl nüsha ayrımı bu hükümlerin birlikte uygulanmasına dayanır. Uygun yöntem seçimi ve gerekçe için yukarıda 14.4. ↩

  32. 6698 sayılı Kanun, m.3/1-e, m.4 ve m.7; İmha Yönetmeliği, m.4,7–10. Ortamların işlevleri uygulama açıklamasıdır; her ortam için ayrı ve otomatik bir işleme şartı bulunduğu ileri sürülmemektedir. ↩

  33. 6698 sayılı Kanun, m.4,7 ve12; Kurum, Kişisel Veri Güvenliği Rehberi (Teknik ve İdari Tedbirler), Yayın No.72 (Ankara, Nisan 2025), s.27, resmî PDF. Rehberin yedekleme açıklaması yeni, sınırsız saklama yetkisi oluşturmaz. ↩

  34. İmha Yönetmeliği, m.4/1-b ve m.8; 6698 sayılı Kanun, m.4,7 ve12. Geri yükleme kontrolü, yeniden erişilememe ve kullanılamama sonucunun varsayımsal müşteri tablosuna uygulanmasıdır; mevzuatta belirli adla zorunlu kılınmış bir yazılım ürünü veya komut olarak sunulmamaktadır. ↩

  35. 6698 sayılı Kanun, m.3/1-d,e ve m.4; Kurul, 21.3.2023 tarihli ve 2023/412 sayılı kararın Kurumda yayımlanan özeti, loglara kaydedilen istek içerikleri ve kredi kartı bilgilerinin ihlal boyutuna etkisi hakkındaki değerlendirme. Güvenlik takibi için ayrıca Kurum, Güvenlik Rehberi (2025), s.21–22. İmha işlem kayıtlarının asgari süresi için aşağıda 14.7; bu süre bütün loglara genellenmez. ↩

  36. 6698 sayılı Kanun, m.4 ve m.7/1–2; Kurum, Güvenlik Rehberi (2025), s.16–17. Kanuni belge saklama örneği ve kapsam ayrımı için yukarıda 14.1. ↩

  37. 6698 sayılı Kanun, m.4/2-c,ç,d ve m.5/2-e; Yücedağ, “Medeni Hukuk Açısından…”, s.782. Zamanaşımı ile kanuni saklama ödevinin ayrılması için yukarıda 14.1. Özel nitelikli veriler bakımından ayrıca 10. bölümdeki işleme şartları uygulanır. Son iki paragraftaki gereklilik, erişim ve yeniden değerlendirme aynı genel hükümlerden hareketle açıklanmaktadır. ↩

  38. İmha Yönetmeliği, m.7/3. Asıl verinin saklanmasına ilişkin gerekçe ve süreler için yukarıda 14.1–14.2; olay günlükleri için 14.6. ↩

  39. İmha Yönetmeliği, m.6/1 ve m.7/3–5. Tablo, bu hükümlerle m.11–12’deki takvim ve talep süreçlerini izlemeye yönelik uygulama önerisidir; zorunlu bir formun mevzuattan aynen aktarımı değildir. ↩

  40. İmha Yönetmeliği, m.8–10. Yöntemin farklı sonuç ölçütleri için yukarıda 14.5; önerilen kontrol araçları bağımsız teknik sertifika veya garanti anlamına gelmemektedir. ↩

  41. 6698 sayılı Kanun, m.12/1–3; İmha Yönetmeliği, m.5/2 ve m.7/2–4. İşlem belgesinin maddi sonuçla ilişkilendirilmesi bu yükümlülüklerin birlikte değerlendirilmesidir. ↩

  42. 6698 sayılı Kanun, m.3/1-d,e, m.4 ve m.12; İmha Yönetmeliği, m.7/3. Kodun kişiyi belirlenebilir kılması için yukarıda 2.2 ve 2.6. Kaydın asgari üç yıllık muhafazası ile gereksiz içerik kaydı farklı sorulardır. ↩