Kişisel Verilerin Korunması · Çevrimiçi kitap
27. Çocuklar, eğitim ve korunma ihtiyacı
Geliştirilmekte olan metin Son düzenleme:
Çocukların ve destek ihtiyacı bulunan kişilerin verileri işlenirken, işlemi kimin onayladığı kadar kişinin karara nasıl katılabildiği de önem taşır. Koruma amacı, ilgili kişinin yerine her konuda başkasının karar vermesini gerektirmediği gibi, kişinin veya temsilcisinin onayı da verilerin her amaçla kullanılmasına izin vermez. Bu bölüm, koruma görevi ile özerklik arasındaki ilişkiyi, belirli veri işleme faaliyetlerinin hukuki şartları üzerinden incelemektedir.
Çocuk bakımından üstün yarar ve gelişen kapasite, rıza ehliyeti ve temsil sorunundan ayrılarak ele alınacaktır. Ebeveyn paylaşımları, okul kayıtları, sınav sonuçları ve uzaktan eğitim örnekleri, aynı bilginin farklı amaçlarla kullanılmasının neden ayrı değerlendirmeler gerektirdiğini göstermektedir. Yaşlılık ve engellilik ise kendiliğinden ehliyetsizlik anlamına gelmez; ihtiyaç duyulan destek ile veri açıklama yetkisi birbirinden ayrılmalıdır. Bölümün sonunda, anlaşılır bilgilendirme ve kullanılabilir hak arama yollarının hizmet tasarımına nasıl yansıyabileceği tartışılmaktadır.
27.1. Çocuğun üstün yararı, katılımı ve gelişen kapasitesi
Bir çocuğun verilerinin işlenmesinde yalnızca kimin izin verdiğine bakmak yeterli değildir. İzin verenin çocuk veya ebeveyn olması, işlemin hangi ihtiyacı karşıladığını, çocuk üzerindeki etkisini ve başka bir yöntemle aynı sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağını açıklamaz. Örneğin bir eğitim hizmetinden yararlanmak için gereken bilgilerin alınması ile çocuğun davranışlarının sürekli izlenmesi aynı işlem değildir. Çocuğun korunması, onun hak sahibi olarak tanınmasını da gerektirir. Anayasanın 20. maddesinde kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının öznesi herkestir; çocuklar bu güvencenin dışında kalmaz. 41. maddede düzenlenen korunma hakkı da özel hayatın ve kişisel verilerin korunmasıyla birlikte değerlendirilmelidir.1
Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 3. maddesi, çocukları ilgilendiren faaliyetlerde çocuğun yararını temel düşünce olarak belirler. Ancak çocuğun yararı, karar veren yetişkinin uygun bulduğu her işlemi haklı gösteren bir ifade değildir. Sözleşmenin 12. maddesindeki görüşlerini açıklama hakkı ve 16. maddesindeki özel yaşam güvencesiyle birlikte okunmalıdır. Çocuğun iyiliği için hareket edildiğinin söylenmesi, onun mahremiyetine neden müdahale edildiği sorusunu ortadan kaldırmaz. Somut kararın çocuğa sağlayacağı yarar kadar doğurabileceği zarar da belirlenmeli; çocuğun kendi değerlendirmesi yaşına ve olgunluğuna uygun biçimde dikkate alınmalıdır.2
Bu yaklaşımın Türk medeni hukukunda da karşılığı vardır. Türk Medenî Kanununun 339. maddesi, ana ve babanın bakım ve eğitime ilişkin kararlarında çocuğun menfaatini gözetmesini öngörürken, olgunluğu ölçüsünde ona hayatını düzenleme olanağı tanınmasını ve önemli konularda düşüncesinin olabildiğince göz önünde tutulmasını da ister. Dolayısıyla koruma görevi ile çocuğun karar sürecine katılması birbirini dışlayan yetkiler olarak kurulmamıştır. Çocuğun görüşünü almak, kararın sorumluluğunu ona yüklemek değildir; o görüşün hiçbir etkisi olmayan bir şekil şartına indirgenmesi de hükmün amacıyla bağdaşmaz.3
Katılım ile geçerli rıza verme ehliyeti ise farklı sorunlardır. Çocuğun belirli bir veri işleme faaliyetine tek başına rıza verip veremeyeceği ayrıca incelenir. Buna karşılık, bir işlemde yasal temsilcinin iradesine ihtiyaç duyulması, çocuğun konu hakkında anlayabileceği biçimde bilgilendirilmesini ve görüşünün değerlendirilmesini gereksiz kılmaz. Karataş da ebeveynin çocuk adına işlem yapmasında üstün yarar ve katılım hakkını birlikte ele alır. Çocuk, yalnızca hakkında karar alınan kişi olarak görülürse, temsil ilişkisinin koruyucu işlevi onun kişiliğini geri plana itebilir. Bu sebeple, rızanın kim tarafından açıklanacağı sorusuyla çocuğun karara nasıl katılacağı sorusu ayrı cevaplandırılmalıdır.4
Gelişen kapasite, çocuğun anlama ve karar sürecine katılma imkânlarının zaman içinde değişmesini ifade eder. Bu değişim bütün becerilerde aynı hızla gerçekleşmez. Bir uygulamayı kolaylıkla kullanabilen çocuğun, uygulamanın verileri başka amaçlarla birleştirmesinin sonuçlarını da aynı ölçüde kavradığı varsayılamaz. Çocuk Hakları Komitesinin dijital ortama ilişkin 25 sayılı genel yorumu, gelişen kapasiteyi hakların kullanılmasını sağlayan bir ilke olarak ele alır; yaş, gelişim, farklı riskler ve destek ihtiyacını birlikte değerlendirir. Bu yorum, Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin bir açıklamadır; Türk hukukunda ayrıca bir rıza yaşı koyan kanun hükmü değildir.5
Koruma yönündeki güçlü gerekçe açıktır: çocuk, verilerinin gelecekteki kullanımını veya paylaşımın kalıcı sonuçlarını değerlendirmekte zorlanabilir; yetişkinin desteğine ihtiyaç duyabilir. Ne var ki desteğin her durumda hizmetten dışlama veya sürekli gözetim biçimini alması gerekmez. Karataş, koruma ile güçlendirme arasındaki gerilimi tartışırken, güvenlik ve mahremiyet risklerinin azaltılmasıyla çevrim içi bilgiye erişim fırsatlarının birlikte gözetilmesini savunmaktadır. Belirli bir yaş sınırının sağladığı açıklık da farklı gelişim ve risk durumlarını tek başına açıklamaz. Buradaki sonuç, koruyucu tedbirlerin kaldırılması değil, tedbirin hangi risk için gerekli olduğunun gösterilmesidir.6
Örneğin çocuğun konumunu izlemeyi öneren bir hizmette, kaybolma tehlikesine karşı yardım sağlamak ile bütün hareketlerini süresiz kaydetmek arasında ayrım yapılmalıdır. Değerlendirme, çocuğun yaşını, karşılaşılan somut tehlikeyi, kaydı görebilecek kişileri, süreyi ve daha az müdahaleci seçenekleri içermelidir. Çocuğun itirazı da salt yetişkine karşı gelme olarak yorumlanmamalıdır; itiraz, bilinmeyen bir riski veya mahremiyet ihtiyacını ortaya çıkarabilir. Aynı şekilde, çocuğun hizmeti kullanmak istemesi de arka plandaki bütün veri işlemlerini gerekli kılmaz. Bu örnekte yarar değerlendirmesi, soyut bir güvenlik amacı ile sınırsız veri kullanımının birbirine bağlanmasını önler.
Üstün yararın uygulanmasında asıl güçlük, hakların yalnız tehlikeden korunmaya indirgenmesidir. Özkul, Vosloo ve Baghdasaryan’ın dijital ortama ilişkin çalışması, değerlendirmede çocuk haklarının bütününün ve çocukların görüşlerinin dikkate alınmasının önemini vurgular. Bir tedbir mahremiyeti güçlendirirken çocuğun öğrenme, iletişim veya görüşünü açıklama imkânını gereksiz yere daraltıyorsa, bu etki de gerekçenin parçası olmalıdır. Böylece çocuğun yararı, önceden seçilmiş sonucu onaylayan bir etiket olmaktan çıkar; işlemin amacı, etkisi ve seçenekleri arasında gerekçeli bir değerlendirmeye dönüşür.7
27.2. Rıza ehliyeti, temsil, yaş doğrulama ve ebeveyn yetkisinin sınırları
Bir çocuğun çevrim içi hizmete kaydolmasında sözleşmenin kurulması, kişisel verilerin işlenmesine rıza verilmesi ve belirli bir yaş koşulunun karşılanması farklı hukuki sorulardır. Üyelik formundaki tek bir onay kutusu bu soruları birleştiremez. Üstelik veri işleme, her durumda rızaya dayanmak zorunda değildir: Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 5. maddesindeki diğer şartlardan biri somut işlem için gerçekleşmiş olabilir. Bu nedenle önce verinin türü, işleme amacı ve uygulanacak işleme şartı belirlenmeli; rıza aranıyorsa bunu kimin geçerli olarak açıklayabileceği incelenmelidir. Çocuğun veya ebeveynin onayı, amaçla sınırlılık ve ölçülülük denetimini ortadan kaldırmaz.8
Türk Medenî Kanununun 13. maddesinde ayırt etme gücü, akla uygun davranabilme yeteneği üzerinden düzenlenmiştir. Küçüklük, bu yeteneğin değerlendirilmesinde önemlidir; fakat her küçüğün her işlem bakımından aynı durumda olduğu söylenemez. Kanunun 15. maddesi uyarınca, ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayanın fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Buna karşılık 16. madde, ayırt etme gücüne sahip küçüğün borç altına girmesinde temsilci rızasını ararken, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasını bundan ayırır. Dolayısıyla sözleşmesel borçlanma için gereken irade ile kişilik hakkına ilişkin karar aynı ehliyet değerlendirmesine indirgenmemelidir.9
Veri işlemeye rızanın bu ayrım içindeki yeri öğretide tartışmalıdır. Karataş’ın karşılaştırdığı görüşler arasında, sınırlı ehliyetsizin kendi rızasını yeterli gören, temsilci rızasını da arayan ve ağır sonuç doğuran işlemler bakımından ek korumayı savunan yaklaşımlar vardır. Çocuğun özerkliğini koruma gerekçesi, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını bizzat kullanabilmesidir. Temsilci katılımını savunan yaklaşım ise veri kullanımının kapsamını ve uzun dönemli sonuçlarını kavramanın güçlüğünü öne çıkarır. Bu tartışma, yalnız yaş bilgisiyle çözülemez; belirli işlemin niteliği ve çocuğun sonuçlarını anlayabilmesi üzerinde durulmalıdır.10
Ayırt etme gücü bulunmayan çocuğun onayı ise tek başına geçerli bir rıza açıklaması sayılamaz. Temsilci aracılığıyla işlem yapılmasının kapsamı da çocuğun yararıyla bağlantılı olarak değerlendirilir. Türk Medenî Kanununun 342. maddesi, ana ve babanın üçüncü kişilere karşı temsilini velayetleri çerçevesinde tanır; bu, çocuğun kişiliği üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi değildir. Karataş, tam ehliyetsiz çocuk bakımından temsil sorununa ilişkin farklı görüşleri de aktarmaktadır. Hizmetten yararlanmak için gereken veriyle o hizmetin reklamında çocuğun görüntüsünü kullanmanın aynı ihtiyaç sayılması, temsil yetkisinin amacını belirsizleştirir.11
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin hakları kullanmak ile veri işlemeye rıza vermek de ayrılmalıdır. Kurulun 11 Ağustos 2020 tarihli, 2020/622 sayılı karar özetinde, sağlık raporunun imhası için babanın veri sorumlusuna başvurduğu, ardından çocuğun Kurula şikâyette bulunduğu olay incelenmiştir. Kurul, ayırt etme gücü koşulunu ve çocukla babasının başvuru iradelerinin örtüşmesini dikkate alarak ikisini de hak kullanımında yetkili kabul etmiş ve inceleme başlatmıştır. Bu sonuç, raporun mutlaka silinmesi gerektiği veya çocuğun bütün veri işlemlerine tek başına rıza verebildiği anlamına gelmez.12
Karşılaştırmalı hukukta kullanılan yaş eşikleri de kendi düzenleme alanı içinde anlaşılmalıdır. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğünün 8. maddesi, doğrudan çocuğa sunulan bilgi toplumu hizmetlerinde rızaya dayalı işleme için özel bir düzenlemedir. Buradaki yaş ölçütü, bütün kişisel veri işlemleri için genel bir erginlik yaşı değildir. Yabancı hukukta bir eşik bulunmasından Türk hukukunda aynı yaşın uygulanacağı sonucu çıkarılamaz. Üyelik sözleşmesinin geçerliliği, içeriğe erişim için öngörülen yaş koşulu ve veri işlemeye rıza soruları ayrı tutulmalıdır. Bir hizmete erişim yaşının belirlenmiş olması, o hizmet içindeki her veri kullanımının da kabul edildiğini göstermez.13
Yaşın veya ebeveyn sıfatının doğrulanması, rızanın geçerliliğini değerlendirmeye yardımcı olabilir; fakat bunun için toplanan bilgiler de kişisel veridir. Örneğin yalnızca belirli bir eşiğin aşılıp aşılmadığının bilinmesi gereken bir işlemde, kimlik belgesinin bütün alanlarının sürekli saklanmasının neden gerekli olduğu ayrıca açıklanmalıdır. Avrupa Veri Koruma Kurulunun 1/2025 sayılı açıklaması, riskle orantılı yöntem seçimini ve yaşla ilgili amaç için gerekli bilgilerin işlenmesini vurgular; uygun hâllerde hizmet sağlayıcının yalnız eşik sonucunu görmesini örnekler. Doğrulama işlemi, kişinin hareketlerini veya tercihlerini başka amaçlarla izlemek için yeni bir araca dönüştürülmemelidir.14
Bunun karşısındaki ciddi ihtiyaç, doğrulamanın göstermelik kalmamasıdır. Yalnızca doğum tarihinin yazılmasını istemek, hizmetin niteliği ve taşıdığı risk nedeniyle her durumda yeterli olmayabilir. Birleşik Krallık veri koruma otoritesi ICO’nun 21 Mayıs 2026 tarihli açıklaması, hizmetini belirli yaşın üzerindekilere uygun olarak tanımlayan platformlardan etkili yaş güvencesi beklediğini göstermektedir. Bu, Türk hukukuna doğrudan aktarılan bir talimat değildir; etkinlik ile mahremiyetin birlikte değerlendirilmesi gereken karşılaştırmalı bir uygulamadır. Daha fazla veri toplamak tek başına daha güvenilir doğrulama anlamına gelmediği gibi, hiç denetlenmeyen bir beyan da riskin giderildiğini kanıtlamaz.15
Bu bakımdan hizmet sağlayıcının hangi soruyu doğruladığı açık olmalıdır: kullanıcının yaşını mı, belirli yaş aralığında bulunmasını mı, yoksa onay verenin gerçekten yetkili temsilci olmasını mı? Bu sorular için aynı belgenin ve aynı saklama süresinin gerekli olduğu varsayılamaz. Ebeveyn onayının kayda geçirilmesi de temsil yetkisinin kapsamını, çocuğun anlayabileceği bilginin verilmesini ve somut kullanım amacının açıklanmasını gereksiz kılmaz. Geçerli irade açıklamasını belirlemeye yönelik yöntem, çocuğun korunmasını amaçlarken kendisi yeni ve ölçüsüz bir veri toplama faaliyetine dönüşmemelidir.
27.3. Ebeveyn paylaşımları, sosyal ağlar ve çocuklara yönelik hizmetler
Bir ebeveynin aile hayatını anlatırken çocuğundan söz etmesi, aynı anlatımdaki bütün bilgilerin yalnız ebeveyne ait olduğu anlamına gelmez. Çocuğun fotoğrafı, sağlık durumu, okulu veya günlük alışkanlıkları onunla ilişkilendirilebiliyorsa, paylaşım çocuğun kişisel verilerini de içerir. Öğretide “sharenting” adıyla incelenen ebeveyn paylaşımlarında sorun, çocuğun henüz kendisinin belirleyemediği bir çevrim içi görünürlüğün yetişkinler tarafından kurulmasıdır. Zorluoğlu Yılmaz, bu paylaşımları velayet hakkının sınırları bakımından ele almaktadır. Burada belirleyici soru, hesabın kime ait olduğu kadar, yayımlanan bilginin kimi etkilediğidir.16
Önce Kişisel Verilerin Korunması Kanununun uygulama alanı belirlenmelidir. Kanunun 28. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi; verilerin üçüncü kişilere verilmemesi ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uyulması şartıyla, gerçek kişilerin tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetleri kapsamında işlemeyi istisna tutar. Aile içinde tutulmuş bir kayıt ile belirsiz sayıdaki kişinin erişebildiği sosyal ağ yayını bu sebeple aynı değerlendirilemez. Hesaba “özel” denilmesi de tek başına istisnayı kanıtlamaz; erişenlerin kim olduğu, bilginin hangi faaliyet içinde işlendiği ve hükmün diğer koşulları incelenmelidir. Aksoy, çocuğun verilerini paylaşan ebeveynin amaç ve yöntemleri belirlemesine ve veri sorumlusu sıfatına dikkat çekmektedir. Bununla birlikte istisnanın dışında kalmak, bütün paylaşımların kendiliğinden hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez; bu durumda Kanunun işleme şartları ve ilkeleri uygulanır.17
Tersinden, bir işlemin Kanundaki aile faaliyeti istisnasına girmesi de çocuğun kişilik hakkına yönelik sınırsız bir izin sağlamaz. Türk Medenî Kanununun 24. maddesi, hukuka aykırı kişilik hakkı saldırılarına karşı korumayı ayrıca düzenler. Dolayısıyla veri koruma hukukunun kapsamına ilişkin soruyla paylaşımın çocuğun kişiliğine etkisi birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin çocuğun ileride kendisi hakkında açıklamak isteyebileceği mahrem bir olayın aile çevresinde anlatılmasında dahi, velayet yetkisinin amacı ve çocuğun kişiliği göz ardı edilemez.18
Paylaşım lehindeki güçlü gerekçe ise ebeveynin kendi deneyimini anlatma, başkalarından destek alma ve benzer güçlükleri yaşayan ailelerle iletişim kurma özgürlüğüdür. Zorluoğlu Yılmaz da ebeveynin ifade özgürlüğü ile çocuğun kişilik hakkı arasındaki gerilimi ele almaktadır. Bu gerekçeyi sırf anlatımda çocuk bulunduğu için değersiz saymak doğru olmaz. Ancak kendi deneyimini anlatma ihtiyacı, çocuğun kimliğini, görüntüsünü ve mahrem ayrıntılarını açıklamanın da gerekli olduğunu tek başına göstermez. Anlatımın amacı, ulaşacağı çevre, çocuğa muhtemel etkisi ve kimliği açığa çıkarmayan anlatım seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir. Kanunun 28. maddesindeki ifade özgürlüğüne ilişkin istisnanın da özel hayatın gizliliği veya kişilik haklarının ihlal edilmemesi gibi koşulları vardır; ifade özgürlüğü ibaresi bu koşullardan bağımsız okunamaz.19
Bu değerlendirme, paylaşımdan gelir elde edildiğinde daha da önem kazanır. Çocuğun görünürlüğünün bir ürünün tanıtımına bağlanması, ebeveynin ekonomik yararı ile çocuğun yararının ayrıca karşılaştırılmasını gerektirir. Gelirin aile için kullanılması, çocuğun teşhirinin kapsamını tek başına haklı kılmaz. Öte yandan her aile fotoğrafını ticari faaliyete eşitlemek de aynı ölçüde hatalıdır. Somut kullanımın amacı ve kapsamı belirlenmelidir. Kanunun uygulandığı bir işlemde, ebeveynin daha önce bir fotoğraf yayımlamış olması da ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş veri şartının gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez. Çocuğun verisinin görünür olması ile onun belirli bir kullanıma hukuken izin vermiş olması farklıdır.20
Sosyal ağın sorumluluğu ise ebeveynin paylaşımıyla tükenmez. Platformun üyelik, içerik önerme, reklam veya güvenlik amacıyla yürüttüğü işlemlerin her biri kendi amacı ve dayanağı bakımından incelenir. Kurulun 2023/134 sayılı TikTok karar özetinde, incelenen dönemde çocuk hesaplarının görünürlüğü, on üç yaş altı çocukların verileri ve ebeveyn izni bakımından sorunlar tespit edilmiştir. Kurul ayrıca veri işleme şartlarının topluca sıralanmasını yeterli bulmamış; işlenen veri ve amaçla hukuki sebep arasındaki belirsizliği eleştirmiştir. Bu karar, on üç yaşın Türk hukukunda genel rıza yaşı olduğunu göstermez. Belirli bir hizmetin geçmişteki uygulamalarına ilişkin tespitleri, o hizmetin bugünkü durumu hakkında kanıt olarak kullanmak da doğru olmaz.21 Kurumun 20 Şubat 2026 tarihli duyurusunda altı sosyal ağ platformu hakkında resen inceleme başlatıldığını açıkladığı kamuoyu duyurusu da sonuçlandırılmış bir ihlal kararıyla karıştırılmamalıdır.24
Çocuklara yönelik bir hizmette üyeliğin açılması için gereken bilgilerle davranışların reklam amacıyla izlenmesi bu yüzden ayrı ele alınmalıdır. Ebeveyn onayının alınmış olması, amaçların belirsizliğini veya gereğinden fazla veri toplanmasını gidermez. Aynı şekilde, gizlilik açıklamasının gösterilmesi rıza alındığı anlamına gelmez. TikTok karar özetindeki aydınlatma ile rızanın ayrılması yönündeki değerlendirme, bu ayrımın somut önemini gösterir. Çocuğun hizmetten yararlanabilmesi, hizmetin bütün yan veri kullanımlarının zorunlu olduğunu kanıtlamaz; her kullanım için uygun işleme şartı ve amaçla bağlantılılık, sınırlılık ve ölçülülük ayrıca değerlendirilir.22
Hukuka aykırı bir paylaşımda korunmanın yolu yalnızca hesabın gizlilik ayarını değiştirmek değildir. Türk Medenî Kanununun 25. maddesindeki koşullarla saldırı tehlikesinin önlenmesi, süren saldırıya son verilmesi veya etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti istenebilir; tazminat taleplerinin koşulları ayrıca incelenir. Çocuğun menfaatinin ve gelişmesinin tehlikeye düşmesi, ana ve babanın da duruma çare bulamaması veya güçlerinin yetmemesi hâlinde 346. madde uyarınca uygun koruma önlemleri gündeme gelebilir. Her sakıncalı paylaşımın otomatik olarak aynı aile hukuku yaptırımını doğurduğu söylenemez. Müdahale, somut tehlikeyi ve çocuğun korunma ihtiyacını karşılamalıdır; yalnızca içeriğin kaldırılması da daha önce edinilmiş bütün kopyaların fiilen ortadan kalktığını göstermez.23
27.4. Okul, üniversite, öğrenci kayıtları ve sınav sonuçları
Öğrenci kaydının tutulması, bir sınavın değerlendirilmesi ve sonucun duyurulması aynı veri işleme faaliyeti değildir. Kimlik bilgisi, devam durumu, not ve diploma kaydı eğitim hizmetinin farklı ihtiyaçlarını karşılar. Bu bilgilerin okul tarafından gerekli olarak tutulması, hepsinin öğretmenlerin tamamına, diğer velilere veya kamuya açıklanabileceğini göstermez. Önce hangi bilginin hangi eğitim işlemi için gerektiği ve o işlemde kimin erişimine ihtiyaç bulunduğu belirlenmelidir. Kişisel Verilerin Korunması Kanununun amaçla bağlantılılık, sınırlılık ve ölçülülük ilkesi, kurumun eğitim görevi bulunduğunda da uygulanır.25
Öğrenci dosyası tutulmasının özel mevzuatta düzenlenmiş olması bu ayrımı somutlaştırır. Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 16. maddesi, e-Okul sisteminde her öğrenci için dosya tutulmasını ve bilgilerin işlenip güncellenmesine ilişkin sorumluluğu düzenlemektedir. Ancak dosya tutma görevi, dosyanın eğitimle ilgisi kurulamayan her bilgiyle genişletilmesine izin vermez. Aynı şekilde dosyada bulunan bir verinin güncelliğini sağlamakla onu bütün kullanıcılara açmak farklı işlemlerdir. Örneğin dersin yürütülmesi için gereken bilgi ile idari kayıt işlemi için gereken bilgi aynı olmayabilir; erişim yetkisinin göreve göre belirlenmesi, Kanunun hukuka aykırı erişimi önleme yükümlülüğünün eğitim kurumundaki somut karşılığıdır.26
İşlemenin dayanağı belirlenirken okul veya üniversiteyle bir kayıt ilişkisinin bulunması yeterli görülmemelidir. Kanunun 5. maddesinde sözleşmeyle ilgili şart, sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan ilgili ve gerekli işlemeyi kapsar. Fatma Esenyel Hanaz, çevrim içi üniversite eğitimi bakımından, öğrencinin ücret ödemesinden hareketle bütün eğitim faaliyetinin sözleşmeye dayandırılmasını eleştirmekte; vakıf üniversitesinin eğitim yükümlülüğünün kanuni temelini vurgulamaktadır. Bu görüşün gösterdiği sorun, ücret ilişkisiyle akademik işlemlerin aynı hukuki ilişkiye indirgenmesidir. İşlemenin niteliğine göre kanunda açıkça öngörülme, hukuki yükümlülük veya diğer şartlar ayrı incelenmelidir. Kurumun her veri kullanımı için rıza istemesi de gerekli hukuki dayanağı belirleme yükümlülüğünün yerini tutmaz.27
Velinin bilgi edinmesi ile üçüncü kişiye veri açıklanması arasındaki sınır da öğrencinin durumuna bağlıdır. Anılan Yönetmeliğin 17. maddesindeki öğrenci velisine ilişkin düzenleme, Türk Medenî Kanunundaki velayet ve temsil kurallarıyla birlikte okunmalıdır. Çocuğun eğitimine ilişkin gerekli iletişimin yetkili veliyle yürütülmesi, diğer velilere çocuğun notlarının veya ailevi bilgilerinin gönderilmesiyle aynı değildir. Ergin ve kısıtlı olmayan üniversite öğrencisinin anne veya babası ise yalnız bu sıfatla öğrencinin yasal temsilcisi olmaz. Öğrenim giderlerini karşılıyor olmak da notlara kendiliğinden sınırsız erişim yetkisi vermez. Öğrencinin geçerli yetkilendirmesi veya uygulanabilir başka bir hukuki sebep ayrıca değerlendirilmelidir; temsilin ve çocuğun katılımının genel koşulları bölüm 27.1–27.2’de açıklanan ayrımlara tabidir.28
Sınav sonuçlarının açıklanmasında asıl sorun, sonucu bildirme gereği ile açıklamanın erişim çevresi ve süresinin karıştırılmasıdır. Kurulun 1 Temmuz 2019 tarihli, 2019/188 sayılı karar özetinde, bir üniversitenin lisansüstü kabul sonuçlarının yıllar sonra da üçüncü kişilerce ve arama motorları üzerinden erişilebilir olması ele alınmıştır. Kurul, somut duyuru yöntemini uygun bulmayarak kimlik doğrulamasıyla kişinin yalnız kendi sonuçlarına erişebileceği bir sistem kurulması yönünde talimat vermiştir. Buradan çıkarılabilecek ayrım, sonuçların hiç açıklanmaması gerektiği değildir. Sonucu öğrenmesi gereken kişinin erişimi sağlanırken, aynı verinin belirsiz sayıdaki kişiye sürekli açık tutulmasının ayrıca gerekçelendirilmesi gerekir.29
Bunun karşısındaki güçlü ihtiyaç, sınav ve seçme işlemlerinin denetlenebilir olmasıdır. Adaylar, değerlendirme ölçütlerinin tutarlı uygulanıp uygulanmadığını anlayabilmeli ve itiraz imkânını kullanabilmelidir. Fakat bu ihtiyaç, her adayın kimlik bilgilerinin ve puanlarının süresiz olarak herkese yayımlanmasını zorunlu kılmaz. Kurulun 26 Aralık 2019 tarihli, 2019/389 sayılı özeti, öğrenci sınavından farklı olarak akademik kadro adaylarının puanlarına ilişkindir; erişimi başvuran kişilerle sınırlandıran, kimlik doğrulama ve maskelemeyi gözeten bir yaklaşım benimser. Bu farklı olayın çözümü bütün öğrenci sınavlarına aynen taşınamaz. Yine de şeffaflık amacının, erişim çevresi daraltılarak da gerçekleştirilebileceğini gösterir. Maskelemenin etkisi ise yalnız kullanılan yıldız sayısına göre belirlenemez; kalan bilgilerle kişinin anlaşılabilmesi ayrıca dikkate alınmalıdır.30
Eğitim kurumunun öğrencinin görüntüsünü tanıtımda kullanması, öğrenci dosyasının tutulmasından ayrıca ele alınmalıdır. Kurulun 9 Haziran 2021 tarihli, 2021/572 sayılı karar özetinde velinin imzaladığı izin belgesi değerlendirilmiş ve ilk paylaşımın açık rızaya dayandığı kabul edilmiştir. Buna karşılık öğrencilik ilişkisi sona erdikten sonraki talep bakımından görüntünün ayrılabilirliği değerlendirilerek buzlanması veya imhası yönünde talimat verilmiştir. Ayrıca sonraki uygulama için broşür, internet sitesi ve sosyal medya gibi kullanımlarda ayrı seçenekler sunulması istenmiştir. Dolayısıyla karar, okul fotoğraflarının her kullanımını hukuka aykırı saymadığı gibi, bir kez alınan izni bütün mecralar ve süreler için değişmez yetki olarak da görmemektedir.31
Kurumun kullanacağı sistem bu ayrımları uygulayabilecek biçimde kurulmalıdır. Öğrencinin kendi kaydına erişmesi, yetkili personelin görevini yapması ve gerektiğinde velinin bilgilendirilmesi farklı erişim yetkileri gerektirir. Ortak bir sınıf grubuna belge göndermenin kolaylığı, belgedeki herkesin verisini grubun bütün üyelerine açıklamayı gerekli kılmaz. Mezuniyet sonrasında diplomanın doğrulanması için belirli kayıtların saklanması gerekebilir; bundan geçmiş sınav listelerinin internette sürekli yayımlanabileceği sonucu çıkmaz. Saklama süresi ile kamusal erişim süresi ayrı belirlenmeli; öğrenciye verinin amacı, hukuki sebebi ve kimlerle paylaşılacağı anlaşılır biçimde açıklanmalıdır.32
27.5. Uzaktan eğitim, kamera, öğrenme analitiği ve çevrim içi sınavlar
Bir öğrencinin derse katıldığının anlaşılması, yüzünün sürekli kaydedilmesiyle aynı ihtiyaç değildir. Dersin canlı yürütülmesi, daha sonra izlenmek üzere kayda alınması ve öğrencinin hareketlerinden başarı veya davranış tahmini üretilmesi ayrı amaçlar taşır. Bu ayrım, kullanılan sistemin tek bir eğitim platformu olmasıyla ortadan kalkmaz. Hukuki değerlendirme, yazılımın sunduğu bütün işlevlerden değil, eğitim veya ölçme amacı için gerçekten gereken işlemden başlamalıdır. Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 4. maddesindeki ilkeler ve 5. maddesindeki işleme şartları, her bir kullanım bakımından birlikte uygulanır.33
Görüntülü iletişim lehindeki gerekçe güçlüdür: bazı derslerde uygulamanın gözlenmesi, öğrencinin geri bildirim alması veya sınavda kimliğin ve usule uygunluğun denetlenmesi gerekir. Esenyel Hanaz da eğitim kalitesi ve sınav güvenliğini meşru menfaat tartışmasının içinde değerlendirmektedir. Ancak bu menfaatin varlığı, bütün öğrencilerin her oturum boyunca kameralarını açık tutmasının ve görüntülerinin saklanmasının zorunlu olduğunu kanıtlamaz. Dersin niteliği, sınav yöntemi, işlenen veri ve daha az müdahaleci seçenekler ayrıca incelenmelidir. Öğretim elemanının öğrenciyi görmesinin yararlı olması ile bu görüntü olmadan eğitim amacına ulaşılamaması farklıdır.34
Canlı iletişime duyulan ihtiyaçtan kalıcı kayıt yetkisine de doğrudan geçilemez. Kaydın sonradan dersi izleme veya belirli bir itirazı değerlendirme gibi ayrı bir işlevi olabilir; bunun kimler için ve ne kadar süreyle gerekli olduğu gösterilmelidir. Kayıtların bütün katılımcılara indirilebilir olarak açılması, yalnızca ders saatinde görüntü aktarılmasına göre daha geniş bir erişim yaratır. Öğrencinin evi, birlikte yaşadığı kişiler ve ders dışı konuşmalar da kayda girebilir. Bu sebeple kaydın kapsamı, erişecek kişiler ve saklama süresi önceden belirlenmeli; amaç, kayıt yapılmaksızın veya daha dar bir kayıtla karşılanabiliyorsa bu seçenek değerlendirilmelidir. Hanaz’ın canlı işleme ile oturumu kaydetmeyi ayırması, burada önem taşımaktadır.35
Kamera kullanımı yalnız uzaktan eğitimin sorunu değildir. Sınıfa veya okul koridoruna güvenlik amacıyla kamera konulması ile aynı görüntünün öğrencinin ders içi davranışını puanlamak için kullanılması farklı amaçlardır. Bir alanda güvenlik ihtiyacı bulunması, ses kaydının veya bütün eğitim sürecinin kesintisiz izlenmesinin de gerekli olduğu anlamına gelmez. Kameranın gördüğü alan, çalışma zamanı, kayıt süresi ve kayda erişim yetkisi somut ihtiyaca göre belirlenmelidir. Güvenlik için toplanan görüntünün başka bir değerlendirmeye alınması da ilk amacın içinde varsayılmamalıdır. Bunlar, Kanunun amaçla sınırlılık ve ölçülülük ilkelerinin okul ortamına uygulanmasından çıkan değerlendirme ölçütleridir.
Görüntü kaydı ile biyometrik tanıma arasındaki ayrım ise uygulanacak hukuki rejimi etkiler. Her fotoğraf veya kamera görüntüsü kendiliğinden biyometrik veri değildir. Kurulun 2020/167 sayılı karar özetinde de fotoğrafın belirli teknik yöntemlerle kişiyi benzersiz biçimde tanımaya veya doğrulamaya elverişli olarak işlenmesi ayrımı ele alınmıştır. Örneğin sınava girenin yüzünü kayıtlı şablonla eşleştiren bir sistem, öğretim elemanının ekrandaki kişiyi görmesinden farklı bir işlem yürütür. Biyometrik veri işlendiğinde 6. maddedeki özel şartların ve yeterli önlemlerin incelenmesi gerekir. Genel bir platform kullanım onayı bu incelemenin yerini tutmaz; açık rıza bulunması da ölçülülük denetimini ortadan kaldırmaz.36
Çevrim içi sınav gözetiminde kullanılan araçlar da tek bir işlem gibi ele alınmamalıdır. Kimlik kontrolü, ekran kaydı, ortam görüntüsü ve şüpheli hareketleri işaretleyen yazılım farklı veri kullanımlarıdır. Hangisinin gerekli olduğu sınavın özelliğine göre gerekçelendirilmelidir. Varsayımsal olarak, öğrencinin ekrandan başka yöne bakmasını şüpheli sayan bir sistemde üretilen işaret, kendi başına kopya çekildiğinin kanıtı olmaz; bağlantı sorunu, erişilebilirlik ihtiyacı veya sınav ortamı gibi açıklamalar bulunabilir. Böyle bir işaretin disiplin veya başarı değerlendirmesine dönüştürülmesinde, kullanılan bilginin doğruluğu ve öğrencinin açıklamasını değerlendirme imkânı önem taşır. Kanunun 11. maddesi de münhasıran otomatik analiz yoluyla kişi aleyhine sonuç ortaya çıkmasına itiraz hakkını ayrıca düzenler; her otomatik uyarının bu hükmün bütün koşullarını taşıdığı varsayılamaz.37
Öğrenme analitiği, öğrencinin sisteme girişleri, etkinliklere katılımı veya çalışmalarını teslim etmesi gibi verilerden öğrenme sürecini anlamaya ve desteklemeye yönelik değerlendirmeler üretir. Desteğe ihtiyaç duyan öğrenciyi fark etmek yararlı olabilir. Bununla birlikte, sisteme az giriş yapanın öğrenmediği veya desteğe ihtiyaç duyduğunun kesin olarak bilindiği söylenemez. Gözlenen kayıt ile bu kayıttan çıkarılan tahmin ayrılmalıdır. Kullanılan göstergenin amaca uygunluğu, eksik verinin etkisi ve yanlış değerlendirmenin öğrenci üzerindeki sonuçları incelenmelidir. Jisc’in öğrenme analitiğine ilişkin 2015 tarihli kurumsal açıklamasında da geçerlilik, öğrencinin veriye erişimi ve olumsuz etkilerin azaltılması üzerinde durulmuştur. Bu karşılaştırmalı yaklaşım Türk hukukunda ayrıca bir işleme yetkisi oluşturmaz.38
Öğrencinin bilgilendirilmesi, bu işlemlerin eğitim ilişkisinin görünmez bir parçası hâline gelmesini önlemelidir. Hangi oturumun kaydedileceği, ne tür analiz yapılacağı, veriye kimlerin erişeceği ve hangi hukuki sebebin kullanıldığı anlaşılır biçimde açıklanmalıdır. Kale Özçelik, uzaktan eğitimde öğrenci ve öğretim elemanlarına yönelik aydınlatmayı ve bunun rıza alma işleminden ayrılmasını özellikle ele almaktadır. Aydınlatma metninin okunduğunun işaretlenmesi, işleme için rıza verildiği anlamına gelmez. Rızaya dayanılacaksa öğrencinin gerçekten seçim yapabilmesi ayrıca incelenir; rıza dışındaki geçerli bir şartın uygulandığı hâllerde de aydınlatma yükümlülüğü sürer.39
Son olarak, hizmet sağlayıcının seçilmesiyle kurumun sorumluluğu sona ermez. Kurumun amaç ve yöntemleri belirlediği, sağlayıcının onun adına işlediği durumda güvenlik tedbirleri ve bu roller arasındaki ilişki değerlendirilmelidir. Sağlayıcının verileri kendi amaçları için kullanması ise ayrıca incelenir. Kurumun uzaktan eğitim platformlarına ilişkin 2020 duyurusu da bulut altyapısı, aktarım ve güvenlik sorunlarına dikkat çekmiştir. Platformun ücretsiz veya eğitim amaçlı sunulması bunları kendiliğinden çözmez. Verinin hangi ülkede ve kimlerin erişiminde işlendiği belirlenmeli; yurt dışına aktarım varsa güncel aktarım rejimi uygulanmalıdır. Canlı dersin yürütülmesi için seçilen hizmet, öğrencinin verilerinin belirsiz amaçlarla ve belirsiz süreyle kullanılmasına genel izin olarak kabul edilemez.40
27.6. Yaşlılar, engelliler ve diğer korunma ihtiyacı bulunan kişiler
Bir bakım kuruluşunun yaşlı bir kişinin yakınını muhatap alması, gündelik işlerin yürütülmesini kolaylaştırabilir. Ancak yakının bakım giderlerini karşılaması veya kişiye refakat etmesi, onun bütün verilerini öğrenme ve veri işlenmesine izin verme yetkisine sahip olduğunu göstermez. Destek ihtiyacı, karar verme yetkisinden ayrılmalıdır. Aynı şekilde görme, işitme veya hareket engeli, tek başına ayırt etme gücünün bulunmadığı anlamına gelmez. Türk Medenî Kanununun 13. maddesi bakımından belirleyici olan, akla uygun biçimde davranabilme yeteneğidir; kişinin belirli bir yaş grubuna veya engellilik kategorisine girmesi değildir.41
Bu ayrım kısıtlama bakımından da korunur. Kanunun 405. maddesi, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının yanında işlerini görememe, korunma ve bakım için sürekli yardım gereksinimi veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokma koşullarını arar. 408. maddede ise yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık nedeniyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden erginin kendi isteğiyle kısıtlanması düzenlenmiştir. Dolayısıyla yaşlı bir kişiden sırf yaşı nedeniyle vasi belgesi istenmesi ile mevcut bir kısıtlama kararının ve temsil yetkisinin incelenmesi farklı işlemlerdir. Ayırt etme gücü bulunan kısıtlının kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmasına ilişkin 16. madde de göz ardı edilemez. Rıza ve temsilin genel çerçevesi, bölüm 27.2’de açıklanan ayrımlarla birlikte uygulanmalıdır.42
Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin 12. maddesi, hakların kullanımında ihtiyaç duyulan desteğin sağlanmasını ve koruyucu tedbirlerin kişinin irade ve tercihlerine saygılı olmasını öngörür. Şimşek Öner, adalete erişim bağlamında bu hükmü, kişinin yerine karar vermeden destekli karar vermeye yönelişin dayanağı olarak ele almaktadır. Bu yaklaşım veri işlemede de kişinin ne istediğinin anlaşılmasını öncelemeyi gerektirir. Bununla birlikte Sözleşmedeki yaklaşım, Türk Medenî Kanunundaki bütün temsil hükümlerinin kendiliğinden ortadan kalktığı biçiminde okunamaz. Mevcut temsil yetkisinin kapsamı ve kullanılacak hakkın niteliği ayrıca belirlenmelidir. Nitekim 450. madde, görüşlerini oluşturup açıklayabilen vesayet altındaki kişinin önemli işlerde görüşünün olanak ölçüsünde alınmasını vasinin yükümlülüğü sayar.43
Kararı desteklemek, bilgiyi yalnızca refakatçiye vermekle gerçekleşmez. Engelliler Hakkında Kanunun 7. maddesi, bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin erişilebilir olmasını öngörür; 4/A maddesi makul düzenlemeler için gerekli tedbirlerin alınmasını ister. Veri koruma bakımından bunun karşılığı, aydınlatmanın kişinin kullanabildiği iletişim biçimiyle sunulmasıdır. Ekran okuyucunun algılayamadığı bir görsel yerine okunabilir metin, gerektiğinde büyük yazı veya işaret dili desteği ve anlaşılabilir açıklama sağlanması bu amaca hizmet edebilir. Sadeleştirme, işleme amacını veya aktarım yapılacak kişileri açıklamaktan vazgeçmek anlamına gelmez.44
Destek veren kişinin konumu da açık olmalıdır. Metni okuyarak açıklayan, tercüme eden veya başvurunun hazırlanmasına yardımcı olan kişi, bu yardımdan dolayı yasal temsilci hâline gelmez. Veri sorumlusu, ilgili kişinin seçtiği yardımın kapsamını, varsa temsil yetkisini ve yardım için hangi bilginin gerçekten gerekli olduğunu ayırmalıdır. Örneğin bir başvuruyu yazmaya yardım edilmesi, bütün sağlık dosyasının yardımcıya açılmasını gerektirmeyebilir. Yakının iyi niyetli olması, açıklamanın hukuki sebebini ve kapsamını inceleme ihtiyacını ortadan kaldırmaz.45
Buna karşılık koruma ihtiyacının gerçek olduğu durumlarda gerekli işlemler, her defasında açık rıza alınmasına bağlanamaz. Sağlık verileri için 1 Haziran 2024’te yürürlüğe giren 6. madde değişikliği önemlidir. Fiilî imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünü korumak için zorunlu işleme, ayrı bir şarttır. Sır saklama yükümlülüğü veya yetkili kuruluş koşuluna bağlı sağlık hizmetleri ile sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanındaki hukuki yükümlülükler de kendi şartları içinde değerlendirilir. Kişinin yaşlı veya engelli olması, bu şartların yerine geçen genel bir istisna değildir.46
Koruma gerekçesinin güçlü olduğu diğer bir alan, bakım sırasında ihmal veya istismarın önlenmesidir. Fakat bu amaç, yaşam alanındaki bütün davranışların sürekli kaydedilmesini kendiliğinden gerekli kılmaz. Kamera, konum izleme veya hareket algılayıcı tercihinde, önlenmek istenen somut tehlike ve daha az veriyle aynı korumanın sağlanıp sağlanamayacağı incelenmelidir. Örneğin düşme tehlikesini bildiren bir sistem ile odadaki bütün ses ve görüntüleri kaydeden sistemin müdahalesi aynı değildir. Bu örnek belirli bir teknolojinin yeterliliği hakkında sonuç vermez; yöntem seçiminin gereklilik ve ölçülülük bakımından gerekçelendirilmesini gösterir.47
Ocakoğlu’nun ABD yaşlılık hukuku söylemine ilişkin 2026 tarihli çalışması, bakım ve güvenlik araçlarının gözetimi genişletme ihtimalini tartışmaktadır. Bu eleştiri, bütün destek veya izleme yöntemlerinin reddini gerektirmez; koruma iddiasının kişinin karar sürecindeki yerini nasıl etkilediğini sorgulatır. Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin 22. maddesi de yaşama biçiminden bağımsız olarak özel hayatı ve kişisel, sağlık ve rehabilitasyon bilgilerinin gizliliğini korur. Bakımevinde yaşamak, mahremiyetin kurum yönetimine veya yakınlara bütünüyle devredilmesi sonucunu doğurmaz.48
Benzer bir dikkat, hastalık, dil engeli, ekonomik bağımlılık veya dijital araçları kullanamama nedeniyle desteğe ihtiyaç duyan diğer kişiler için de gereklidir. Bu durumlar aynı hukuki statüyü oluşturmaz; her birinde engelin kaynağı ve gerekli yardım farklı olabilir. Uygulanabilir yol, önce kişinin doğrudan katılımını mümkün kılmak, sonra gerçekten gereken yardım veya temsil biçimini belirlemektir. Yardım sunulması, veri toplama ve açıklama kapsamını genişleten örtülü bir izne dönüştürülmemelidir.49
27.7. Çocuğa uygun aydınlatma, başvuru ve güvenli tasarım
Bir uygulamanın gizlilik metnini çocuğun önüne koyması, onun veri kullanımını anlayabildiğini göstermez. Aydınlatma, belgenin erişilebilir bir yerde bulunmasının yanında, muhatabının hangi işlemi ve hangi sonucu öğrendiği bakımından değerlendirilmelidir. Aydınlatma Tebliğinin 5. maddesi anlaşılır, açık ve sade dil kullanılmasını ister. Kurumun çocuklara yönelik ürün ve hizmet geliştirenler için hazırladığı broşür de açıklamanın çocukların algı düzeyine uygun olmasını, gerektiğinde görsellerle desteklenmesini önermektedir. Çocuğun anlayabileceği açıklama, yasal temsilciye verilmesi gereken bilginin veya temsil yetkisi incelemesinin yerine geçmez; bunların yanında çocuğun katılımını sağlar.50
Bilginin sadeleştirilmesi ile içeriğinin eksiltilmesi birbirinden ayrılmalıdır. Kimin veri topladığı, neyi hangi amaçla kullandığı, kimlerle paylaştığı ve hakların nasıl kullanılacağı anlaşılmadan, yalnızca “verilerin güvende” denilmesi yeterli değildir. Buna karşılık, bütün ayrıntıları tek ekranda sunmak da anlamayı güçleştirebilir. İlk açıklamada temel işleme faaliyetini görünür kılan, ayrıntılara kolay geçiş sağlayan bir anlatım kullanılabilir. Örneğin konuma ihtiyaç duyan bir özellik açılırken, konumun kimlere görüneceğinin ve ne kadar süre kullanılacağının o anda açıklanması, ilk üyelikteki genel metinden farklı bir işlev görür. ICO’nun çocuklara yönelik tasarım kılavuzu da veri kullanımının başladığı noktada kısa açıklamalar sunulmasını önermektedir. Bu karşılaştırmalı örnek, Türk hukukundaki asgari bilgi içeriğini veya zamanında aydınlatma yükümlülüğünü azaltmaz.51
Aydınlatmayı okuma ile veri işlemeye rıza verme de aynı işlem değildir. Kurulun 18 Şubat 2026 tarihli ve 2026/347 sayılı ilke kararına ilişkin resmî duyurusu, bu kavramların ayrı metinlerde gösterilmesini ve aydınlatma için onay istenmemesini vurgular. Çocuk arayüzünde “okudum, bütün kullanımları kabul ediyorum” biçimindeki tek seçenek bu ayrımı belirsizleştirir. Birden fazla işlemin farklı hukuki sebepleri bulunabileceğinden, hizmete giriş, bilgilendirme ve isteğe bağlı veri kullanımı birbirine bağlanmadan açıklanmalıdır. Bir animasyonun izlenmiş veya kutunun işaretlenmiş olması, gereken rızanın ehliyet ve özgür irade şartlarını kendiliğinden kanıtlamaz.52
Öğretide Aktaş Avci, dijital ortamda çocuğun bilgilendirilmesinin anlama kapasitesine uygun olması gerektiğini belirtmektedir. Bu yaklaşım, aynı yetişkin metninin yalnızca daha renkli sunulmasından fazlasını gerektirir. Açıklamanın sözcükleri, uzunluğu ve örnekleri hitap edilen çocuğun ihtiyacına göre seçilmelidir. Bununla birlikte, çocuklara uygun her açıklama için ayrıntılı bir gelişim profili çıkarmak zorunlu değildir. Anlaşılır bir ortak açıklama ve isteğe bağlı ayrıntılar yeterliyse, kişiselleştirme adına ek veri toplamak ayrıca gerekçelendirilmelidir. Rıza yaşına ilişkin tartışmalar ise bölüm 27.2’deki kapsam içinde kalır.53
Hakların kullanılabilmesi, çocuğun sorunun adını hukuken doğru koyabilmesine bağlanmamalıdır. “Fotoğrafımı kimler görebiliyor?” veya “Yanlış yazılan bilgimi düzeltmek istiyorum” gibi seçenekler, talebin anlaşılmasını kolaylaştırabilir. Fakat kolay bir yardım düğmesi ile Kanunun 13. maddesi kapsamında başvuru yapılması aynı şey değildir. Kurumun başvuru usullerine ilişkin açıklaması, yazılı başvurunun yanında belirli elektronik yöntemleri ve başvuru için gerekli unsurları göstermektedir. Hizmet, çocuğu bu yollara anlaşılır biçimde yönlendirebilir; başvuru amacıyla geliştirilmiş bir uygulama kullanılıyorsa gerekli unsurlar da bu akışta karşılanmalıdır. Basit bir destek mesajının hukuken başvuru sayılacağı peşinen vaat edilmemelidir.54
Başvuranın kimliğinin ve gerektiğinde temsil yetkisinin belirlenmesi, başkasına ait kayıtların açıklanmasını önlemek bakımından ciddi bir gerekliliktir. Buna karşılık, doğrulama için gerekenden fazla belge toplanması veya başvurunun yalnız çocuğun kullanamayacağı bir kanala yönlendirilmesi hak kullanımını güçleştirebilir. Çözüm, usul şartlarını kaldırmak değil, bunları anlaşılır ve güvenli biçimde karşılayacak yolu kurmaktır. Talebin alındığının ve bundan sonra ne olacağının açıklanması da bu yolun parçasıdır. İletişim aracı sade olsa bile, talebin değerlendirilmesi ve cevabın verilmesi kanuni şartlara tabidir; çocuğun başvuru ehliyeti bakımından bölüm 27.2’deki ayrım korunur.
Güvenli tasarım, bu nedenle, kullanım sonrasında bir uyarı göstermekle sınırlı düşünülemez. Kurumun Haziran 2025 broşürü, veri işlemenin en az düzeyde tutulmasını, hak kullanım mekanizmalarını ve güvenlik tedbirlerini birlikte ele almaktadır. Türk hukukunda bunların dayanağı özellikle amaçla sınırlılık, ölçülülük ve uygun teknik ve idari tedbir yükümlülüğüdür. Hizmet için gerekmeyen görünürlük veya paylaşım seçeneklerinin başlangıçta kapalı tutulması, bu amaçlara hizmet edebilecek bir tasarım tercihidir. ICO’nun yüksek gizlilikli başlangıç ayarları, gereksiz veri vermeye yönlendirmeme ve görünür hak kullanım araçları standartları da karşılaştırmalı örnek sunar; yabancı kılavuzdaki her tercih, aynı adla Türk hukukunda bağımsız bir zorunluluk olarak kabul edilemez.55
Çocuk korumasının etkili olması gerektiği itirazı haklıdır: kolayca aşılabilen yaş sorusu veya görünüşte var olan bir başvuru düğmesi gerçek koruma sağlamayabilir. Ancak etkinliğin ölçüsü toplanan verinin çokluğu değildir. Yaşı doğrulamak, yanlış paylaşımı önlemek ve talep sahibini tanımak farklı amaçlardır; her biri için gereken veri ve erişim ayrı belirlenmelidir. Çocuğa sunulan açıklama, seçebildiği ayarlar ve arka plandaki gerçek veri akışı birbiriyle uyumlu olduğunda, koruma yalnız onay belgesine dayanan bir işlem olmaktan çıkar.56
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20 ve 41; Anayasa Mahkemesinin yayımladığı metin. ↩
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m. 3, 12 ve 16; UNICEF Türkiye, Türkçe sözleşme metni. ↩
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 339, birinci ve üçüncü fıkralar; TBMM kabul metni; ayrıca Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı. ↩
Esra Karataş, “Çocukların Kişisel Verilerinin İşlenmesinde Açık Rıza ve Yaş Sınırına İlişkin Mukayeseli Bir İnceleme”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, sayı 64, Ekim 2025, özellikle s. 253; DOI: 10.54049/taad.1810210, makale, tam metin. ↩
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, General comment No. 25 (2021) on children’s rights in relation to the digital environment, CRC/C/GC/25, 2.3.2021, paragraflar 19–21; UNICEF üzerinden metin. ↩
Karataş, özellikle s. 270–272. Gelişen kapasite ve destek ihtiyacı için ayrıca 25 sayılı genel yorum, paragraflar 19–21. ↩
Didem Özkul, Steven Vosloo ve Bella Baghdasaryan, Best Interests of the Child in Relation to the Digital Environment, UNICEF Innocenti Working Paper, Şubat 2025, özellikle s. 6–7, tam metin; ayrıca 25 sayılı genel yorum, paragraflar 12–13, 16–18. ↩
6698 sayılı Kanun m. 3/1-a, 4 ve 5; TBMM kabul metni, ilgili hükümler. Burada özel nitelikli veriler dahil her işleme rıza aranacağı ileri sürülmemektedir. ↩
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 13, 15 ve 16; TBMM metni. ↩
Esra Karataş, “Çocukların Kişisel Verilerinin İşlenmesinde Açık Rıza ve Yaş Sınırına İlişkin Mukayeseli Bir İnceleme”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, sayı 64, Ekim 2025, s. 231–284, özellikle s. 255–256, DOI: 10.54049/taad.1810210, tam metin. Aktarılan farklı görüşler burada Karataş’ın karşılaştırması üzerinden kullanılmaktadır. ↩
TMK m. 339 ve 342; Karataş, s. 253–254. Üstün yarar ve katılımın genel açıklaması için bkz. bölüm 27.1. ↩
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 11.8.2020 tarihli ve 2020/622 sayılı karar özeti, özellikle somut olay ve başvuru/şikâyet yetkisine ilişkin sonuç. ↩
Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü m. 8/1’in doğrudan çocuğa sunulan bilgi toplumu hizmeti ve m. 6/1-a bağlantısı; resmî kabul metninin Birleşik Krallık mevzuat arşivindeki nüshası; ayrıca EDPB, Statement 1/2025 on Age Assurance, paragraflar 1 ve 8. Bu atıf Birleşik Krallık’taki sonraki ulusal değişiklikleri AB normu saymaz. ↩
Avrupa Veri Koruma Kurulu (EDPB), Statement 1/2025 on Age Assurance, 11.2.2025; 24.2.2025 ve 1.4.2025 küçük düzeltmelerini gösteren v1.2 nüshası, özellikle paragraflar 12–16 ve 18–21. ↩
Information Commissioner’s Office (ICO), “ICO statement on age assurance”, 21.5.2026. ↩
Ayça Zorluoğlu Yılmaz, “Sharenting ve Velayet Hakkının Sınırları”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 29, sayı 4, 2021, s. 3383–3417, özellikle s. 3386–3387; DOI: 10.15337/suhfd.972124, makale, tam metin. ↩
6698 sayılı Kanun m. 3/1-ı, 4, 5 ve 28/1-a; Adalet Bakanlığının yayımladığı metnin ilgili hükümleri. Eylül Ecem Aksoy, “Çocuğun Kişisel Verilerinin Hukuka Aykırı Paylaşılmasının Neticeleri”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 74, sayı 3, 2025, s. 1211–1258, özellikle s. 1229–1230, tam metin. ↩
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 24; TBMM kabul metninin ilgili hükmü. Velayetin genel sınırı için ayrıca bölüm 27.1–27.2. ↩
Zorluoğlu Yılmaz, s. 3398–3400; 6698 sayılı Kanun m. 28/1-c. Anlatımın amacı, erişim çevresi ve daha az müdahaleci seçeneklerin birlikte değerlendirilmesi burada somut olaya yönelik bir değerlendirme ölçütü olarak önerilmektedir. ↩
6698 sayılı Kanun m. 4 ve 5/2-d; TMK m. 24 ve 339. Rıza ehliyeti ve temsil tartışması için bölüm 27.2. ↩
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 2023/134 sayılı TikTok karar özeti, özellikle Ocak 2021 öncesindeki çocuk hesapları, sonraki gizlilik değişikliği ve işleme amaçlarının hukuki sebeplerle ilişkilendirilmesine ilişkin değerlendirmeler. Atıf kamuya açıklanan özete ilişkindir. ↩
6698 sayılı Kanun m. 4 ve 5; Kurul, 2023/134 sayılı karar özeti, gizlilik politikasının hem aydınlatma hem açık rıza metni olarak kullanılması ve aydınlatma ile rızanın ayrı yürütülmesine ilişkin değerlendirme. ↩
TMK m. 25 ve 346; TBMM kabul metninin ilgili hükümleri. Silme ve yok etmenin genel hukuki/teknik sınırları için bölüm 14. ↩
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, “Çocukların Sosyal Medya Kullanımında Kişisel Verilerinin Korunmasına İlişkin Kamuoyu Duyurusu”, 20.2.2026; 26.10.2026 tarihinde erişilen asıl duyuru gövdesi. Açıklama, TikTok, Instagram, Facebook, YouTube, X ve Discord hakkında inceleme başlatılmasına ilişkindir; sonuç veya yaptırım bildirmez. ↩
6698 sayılı Kanun m. 3–5; Adalet Bakanlığının yayımladığı metnin ilgili hükümleri. ↩
Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği m. 16; 26.7.2014 tarihli, 29072 sayılı Resmî Gazete; MEB okul sitesindeki, 28.7.2026 değişikliklerini de işleyen nüsha, s. 8; 6698 sayılı Kanun m. 4 ve 12. ↩
Fatma Esenyel Hanaz, “Çevrimiçi Eğitimde Üniversite Öğrencilerinin Kişisel Verilerinin İşlenmesinin Hukuki Sebepleri”, TBB Dergisi, sayı 155, 2021, s. 409–460, özellikle s. 419–421; tam metin. Görüş çevrim içi eğitim bağlamındadır; bütün eğitim kayıtları için tek dayanak hükmü olarak aktarılmamaktadır. Ayrıca 6698 sayılı Kanun m. 5/2. ↩
Anılan Yönetmelik m. 17; TMK m. 10–13, 335 ve 342, TBMM kabul metninin ilgili hükümleri; 6698 sayılı Kanun m. 4 ve 5. Kısıtlama veya özel temsil durumları ayrıca değerlendirilir. ↩
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 1.7.2019 tarihli ve 2019/188 sayılı resmî karar özeti, özellikle lisansüstü kabul duyurusu ve kimlik doğrulamalı sonuç erişimine ilişkin değerlendirme ve talimat. Burada kamuya açıklanan özet kullanılmaktadır. ↩
Kurul, 26.12.2019 tarihli ve 2019/389 sayılı resmî karar özeti. Konu öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi kadrolarına başvuran adayların puanlarıdır. Maskeleme ile anonimleştirme ayrımı için bölüm 2.6; saklama ve erişim süreleri için bölüm 14. ↩
Kurul, 9.6.2021 tarihli ve 2021/572 sayılı resmî karar özeti, izin belgesi, öğrencilik sonrası silme talebi ve her kullanım için ayrı seçenek sunulmasına ilişkin sonuçlar. Karar özeti, genel bir rıza ehliyeti tartışmasının bütününü çözen içtihat olarak kullanılmamaktadır. ↩
6698 sayılı Kanun m. 4, 10 ve 12; 2019/188 ve 2019/389 sayılı karar özetleri. Belirli bir eğitim kaydının saklama süresi, ilgili özel mevzuat ve amacı bakımından ayrıca saptanır; burada bütün kayıtlara tek süre önerilmemektedir. ↩
6698 sayılı Kanun m. 3–5; Adalet Bakanlığı nüshasının ilgili genel hükümleri. ↩
Fatma Esenyel Hanaz, “Çevrimiçi Eğitimde Üniversite Öğrencilerinin Kişisel Verilerinin İşlenmesinin Hukuki Sebepleri”, TBB Dergisi, sayı 155, 2021, s. 409–460, özellikle s. 428–431; tam metin. Çalışmanın pandemi koşulları ile sonraki koşullarda yeniden değerlendirmeyi ayıran açıklaması gözetilmiştir. ↩
Esenyel Hanaz, s. 431–433; 6698 sayılı Kanun m. 4. Burada bütün ders ve sınav kayıtlarına tek bir saklama süresi önerilmemektedir. ↩
Kurul, 27.2.2020 tarihli ve 2020/167 sayılı resmî karar özeti, özellikle biyometrik veri nitelemesi ve rıza–ölçülülük ayrımı. Somut karar spor salonuna ilişkindir; eğitim kurumuna verilmiş karar sayılmamaktadır. 6698 sayılı Kanun m. 6 ve 7499 sayılı Kanun m. 33, 2024 değişiklik metni; ayrıntılı güncel şartlar için bölüm 10. ↩
6698 sayılı Kanun m. 4/2-b ve 11/1-d,g. Örnek varsayımsaldır; belirli bir yazılımın hata oranı veya belirli bir öğrencinin davranışı hakkında olgusal iddia kurulmamaktadır. Otomatik analiz ve itirazın genel açıklaması için bölüm 18. ↩
Niall Sclater, Jisc, “Code of Practice for Learning Analytics launched”, 4.6.2015, özellikle geçerlilik, erişim, olumlu müdahale ve olumsuz etkilerin azaltılmasına ilişkin başlıklar. Atıf kurumsal açıklamayadır; Jisc’in sonradan güncellenen kılavuzunun tamamına veya Türk hukukunda bağlayıcı norma yapılmamaktadır. Ayrıca 6698 sayılı Kanun m. 4 ve 11. ↩
Fatmagül Kale Özçelik, “Covid-19 Salgını Sürecinde Üniversite Eğitiminde Kullanılan Uzaktan Eğitim Platformlarının 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Çerçevesinde Değerlendirilmesi”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 11, sayı 1, 2021, s. 135–170, özellikle s. 155–156; tam metin. Ayrıca 6698 sayılı Kanun m. 3/1-a ve 10. ↩
6698 sayılı Kanun m. 3/1-ğ,ı ve 12/1–2; Kurum, Uzaktan Eğitim Platformları Hakkında Kamuoyu Duyurusu, 2020. Duyuru eski 9. madde dönemindendir; güncel aktarım değerlendirmesi için 7499 m. 34 ile değişen 9. madde ve bölüm 13 esas alınmalıdır. ↩
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 13; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sayfasındaki ilgili hüküm. Sayfanın eski terminoloji ve eski hükümler içeren seçkisi tam güncel konsolidasyon olarak kullanılmamaktadır. ↩
TMK m. 16, 405 ve 408; Adalet Bakanlığı nüshası, ilgili hükümler, PDF s. 3, 61–62. Bu 2018 metninin 407. maddesi gibi sonradan değişen hükümleri güncel kabul edilmemiştir. Ayrıca UYAP resmî mevzuat kaydı, 408. madde için erişilen dizin metni. ↩
Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme m. 12/3–4, Bakanlıkta yayımlanan metin; A. Aslı Şimşek Öner, “Engelli Kadınlar İçin Engelsiz Adalet Mümkün mü?: Adalete Erişim Hakkı Çerçevesinde Bir İnceleme”, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 14, sayı 1, Haziran 2024, s. 85–115, özellikle s. 90–91, DOI: 10.54704/akdhfd.1463542, tam metin; TMK m. 403 ve 450, anılan Adalet Bakanlığı nüshası, PDF s. 61 ve 69. Çalışmanın “legal capacity” çevirisine ilişkin ayrımı gözetilmiştir. ↩
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun m. 3/f,j, 4/a,d, 4/A ve 7; Bakanlıkta yayımlanan metin, ilgili maddelerin 6518 sayılı Kanunla 2014’te değişen hâli. Ayrıca 6698 sayılı Kanun m. 10; Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme m. 2 ve 21. Araç örnekleri somut erişim ihtiyacına göre değerlendirilir. ↩
TMK m. 403; 6698 sayılı Kanun m. 3/1-a, 4, 5 ve 8; Adalet Bakanlığı nüshasının ilgili genel hükümleri. Yardımın kapsamı ile veri açıklama yetkisinin ayrılması bu hükümlerden hareketle yapılan uygulama değerlendirmesidir. ↩
6698 sayılı Kanun m. 6/3-c,e,f; 7499 sayılı Kanun m. 33 ve 40/1-a, TBMM değişiklik metni. Genel sağlık verisi işleme rejimi için bölüm 10 ve 24. ↩
6698 sayılı Kanun m. 4/2-ç ve uygulanacak işleme şartı bakımından m. 5–6. Varsayımsal karşılaştırma, belirli bir cihazın güvenilirliğini veya izleme yönteminin her koşulda hukuka uygunluğunu kanıtlamaz. ↩
Ömer Faruk Ocakoğlu, “Yaşlılık Hukukunun Anatomisi: ABD Örneğinde İçsel Farklılaşma ve Biyo-Politik Yönetimsellik”, Senectus, c. 4, sayı 1, 2026, s. 1–36, özellikle s. 19–20 ve yöntem sınırı için s. 31, çevrim içi yayım 4.4.2026, DOI: 10.26650/senectus.2026.4.1.1146, tam metin. Söylem incelemesi, Türkiye’deki bakım uygulamalarına ilişkin ampirik kanıt sayılmamaktadır. Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme m. 22. ↩
6698 sayılı Kanun m. 3/1-a, 4 ve 10; engellilik bakımından ayrıca 5378 sayılı Kanun m. 4 ve 4/A. Sayılan diğer güçlüklerin tamamına engellilik mevzuatının kendiliğinden uygulandığı ileri sürülmemektedir. ↩
Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ m. 4 ve 5/1-ğ, Kurumdaki metin; Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Çocukların Kişisel Verilerinin Korunması: “Ürün ve Hizmet Geliştirenler” Tarafından Dikkat Edilmesi Gerekenler, yayın no. 91, Haziran 2025, s. 6, broşür. ↩
6698 sayılı Kanun m. 10 ve anılan Tebliğ m. 4–5. Information Commissioner’s Office (ICO), Children’s Code, “4. Transparency”, özellikle “Provide clear privacy information” ve “Provide bite-sized explanations at the point at which use of personal data is activated” açıklamaları. Konum örneği varsayımsaldır. ↩
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 18.2.2026 tarihli ve 2026/347 sayılı ilke kararına ilişkin resmî kamuoyu duyurusu, aydınlatma–rıza ayrımı, farklı başlıklar ve aydınlatmanın onaya bağlı olmaması açıklamaları. 6698 sayılı Kanun m. 3/1-a; Tebliğ m. 5/1-f. ↩
Pınar Aktaş Avci, “Yeni Bir Erginlik Türü: ‘Dijital Erginlik’”, Adalet Dergisi, 2024/2, sayı 73, s. 855–885, DOI: 10.57083/adaletdergisi.1573677, özellikle s. 864–865 ve 879, tam metin. Atıf, anlama kapasitesine uygun bilgilendirme görüşüne ilişkindir; çalışmadaki yabancı yaş eşikleri Türk hukukuna aktarılmamaktadır. Ek veri toplamaya ilişkin değerlendirme için 6698 sayılı Kanun m. 4. ↩
6698 sayılı Kanun m. 11 ve 13, Adalet Bakanlığı nüshasının ilgili genel hükümleri; Kurum, “Kurumumuza Yapılan Şikayetlerin Usul Şartlarına İlişkin Kamuoyu Duyurusu”, özellikle Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin 5. maddesine ilişkin açıklama. Başvuru ve şikâyetin ayrıntıları için bölüm 19. ↩
Kurum, anılan Haziran 2025 broşürü, s. 5 ve 8; 6698 sayılı Kanun m. 4 ve 12; ICO, Children’s Code, Code standards, özellikle standart 7–8, 13 ve 15. ICO standartları kendi hukuk düzeni bağlamındadır. ↩
6698 sayılı Kanun m. 4 ve 12; Kurumun anılan broşürü s. 7–8. Broşürdeki yaş doğrulama örnekleri, belirli bir yöntemin teknik güvenilirliğinin kanıtı veya bütün işlemler için tek yöntem talimatı sayılmamaktadır. ↩