Kişisel Verilerin Korunması · Çevrimiçi kitap

29. Avukatlık, yargı ve uyuşmazlık çözümü

Geliştirilmekte olan metin Son düzenleme:

Avukatlık faaliyeti, çoğu zaman yalnız müvekkilin değil, uyuşmazlığın karşı tarafının, tanıkların ve olayla bağlantısı bulunan başka kişilerin verileri üzerinde yürütülür. Hak aramanın etkili olması için bu bilgilere ihtiyaç duyulması, koruma kurallarının uygulanmasını gereksiz kılmaz. Asıl mesele, belirli bir hukuki yardımın gerektirdiği veriyle o yardımın görülmesini kolaylaştırsa bile işlenmesi zorunlu olmayan veriyi ayırabilmektir. Bu ayrım, dosyanın edinilmesinden üçüncü kişiye gönderilmesine ve işin sonunda saklanmasına kadar her aşamada yeniden yapılır.

Bunun için önce avukatın somut işteki karar yetkisi, ardından işlenen bilginin kime ait olduğu ve hangi amaçla kullanıldığı belirlenmelidir. Usul hukukunun tanıdığı erişim ve ispat imkânları, meslek sırrı ve veri koruma yükümlülükleri bu çerçevede birlikte değerlendirilir. Elektronik dosya, alternatif uyuşmazlık çözümü ve dışarıdan alınan teknolojik hizmetler de aynı değerlendirmeyi farklı aktörler ve veri akışları bakımından gerektirir. Bir verinin yargı dosyasında yer almasıyla her sonraki kullanımının yargısal faaliyet sayılması arasındaki fark, bölümün bütününe yön veren sınırdır.

29.1. Avukatın bağımsız, bağlı, ortak ve tevkil ilişkilerindeki konumu

Avukatın müvekkilini temsil etmesi, kişisel verilerin korunması bakımından daima müvekkilinin adına hareket eden bir veri işleyen olduğu anlamına gelmez. Temsil yetkisi, hukuki işlemin kimin hesabına yapıldığını; veri koruma hukukundaki sıfat ise belirli veri işlemenin amaç ve vasıtalarını kimin belirlediğini gösterir. Bu nedenle mesleki çalışma biçimiyle veri işleme ilişkisinin birlikte incelenmesi gerekir. Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 3. maddesindeki tanımlar, avukata meslek unvanından kaynaklanan değişmez bir sıfat vermemektedir. Aynı kişinin bir dosyada bağımsız karar almasıyla başka bir görevde belirlenmiş talimatı yerine getirmesi farklı sonuçlara götürebilir.1

Avukatlık Kanununun 1. maddesi, mesleği kamu hizmeti ve serbest meslek olarak tanımlar; avukatın bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini belirtir. Bununla birlikte mesleki bağımsızlık, avukatın her çalışma ilişkisinde ayrı bir veri sorumlusu sayılmasını zorunlu kılmaz. Bağımsızlığın konusu, hukuki yardımın meslek kurallarına uygun yürütülmesidir; veri sorumlusu sıfatının konusu ise incelenen işleme ilişkin karar yetkisidir. Örneğin dava stratejisini değerlendirebilmek, çalışılan kuruluşun bütün kayıt sisteminin amaçlarını kişisel olarak belirlemekle aynı şey değildir. Kanunun ücretli avukatlıkla bağdaşabilen işleri ayrıca düzenlemesi de çalışma ilişkisinin tek biçime indirgenemeyeceğini gösterir.2

Serbest çalışan avukat, hangi bilgiye ihtiyaç duyulduğunu, belgenin savunmada nasıl kullanılacağını ve kendi dosyasının nasıl oluşturulacağını kararlaştırdığında veri sorumlusu olarak hareket eder. Boran Güneysu ve Memiş de bağımsız avukatın bu sıfatını kabul eder. Müvekkilin davayı açma veya belirli menfaati koruma talimatı vermesi, avukatın gerçekleştireceği bütün veri işlemleri üzerinde müvekkilin belirleyici karar aldığı anlamına gelmez. Aksi yaklaşım, hukuki yardımın hedefiyle bu hedef için kullanılacak kişisel bilgilerin seçilmesini birbirine karıştırır. Dolayısıyla yalnız vekâletname veya ücret sözleşmesinin varlığından veri işleyen sonucu çıkarılamaz.3

Buna karşılık, avukatın belirli faaliyette hiçbir belirleyici karar yetkisi kullanmadığı ihtimali dışlanmamalıdır. Kurulun 19 Ocak 2023 tarihli ve 2023/78 sayılı yayımlanmış özetinde, şirketin verdiği telefon numaralarına sınırlı yetkiyle mesaj gönderen avukatlık ortaklığı veri işleyen olarak nitelendirilmiştir. 22 Mart 2023 tarihli ve 2023/437 sayılı özette ise tahsilat kapsamında aktarılan veriler üzerindeki işleme faaliyetini yöneten ortaklık veri sorumlusu kabul edilmiştir. Her iki olayda sözleşmedeki nitelendirme tek başına belirleyici sayılmamıştır. İkinci kararın daha sonraki tarihli olması, ilk kararın kaldırıldığı veya bütün tahsilat ilişkilerinin artık aynı biçimde sınıflandırılacağı sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Somut yetki dağılımı araştırılmalı; karar özetlerindeki farklı sonuçlar görünmez kılınmamalıdır.4

Birlikte çalışma bakımından önce tüzel kişilik ayrımı yapılmalıdır. Avukatlık Kanununun 44. maddesinin A bendindeki aynı büroda birlikte çalışma ile B bendindeki avukatlık ortaklığı farklı yapılardır. İlkinde ayrı bir tüzel kişilik bulunmaz; ikincisinde ortaklık sicile yazılmakla tüzel kişilik kazanır. Ortaklığın ticari sayılmaması, veri koruma hukukunda tüzel kişi olarak değerlendirilmesini engellemez. Böylece büro tabelası, veriyi işleyen hukuki öznenin kim olduğunu tek başına göstermez; kuruluş biçimi ile incelenen dosyanın kimin adına yürütüldüğü birlikte belirlenir.5

Aynı büroyu paylaşan avukatların her birinin kendi müvekkilleri ve bağımsız dosyaları varsa, birinin dosyasındaki işlemlerin amaçlarını diğerinin de belirlediği varsayılamaz. Öğretide birlikte çalışan avukatların veri sorumlusu olduğunun belirtilmesi, her avukatın bütün diğer avukatların veri işlemlerinden aynı sıfatla sorumlu olduğu biçiminde okunmamalıdır. Ortak giderlerin ödenmesiyle bütün dosyalara ortak karar verilmesi farklı olgulardır. Buna karşılık ortak müvekkil kabulü, ortak erişim düzeni veya birlikte belirlenen bir kayıt süreci varsa, bunlar ayrıca incelenmelidir. Ortak ad kullanımı kadar dosyaların gerçekte nasıl yönetildiği de önem taşır.6

Tüzel kişiliği bulunan avukatlık ortaklığında ise ortaklık adına yürütülen işleme ile işi fiilen yapan avukat ayrılır. Vekâletnamenin ortaklık adına düzenlenmesi ve takip edecek avukata yetki belgesi verilmesi, Avukatlık Kanununun öngördüğü yapıdır. Ortaklığın karar ve kayıt düzeni içinde yürütülen işlemde her imza sahibini ayrıca veri sorumlusu saymak, tüzel kişiyle onun adına hareket eden kişiyi karıştırır. Öte yandan veri sorumlusu sıfatının ortaklığa ait olması, Kanunun mesleki sorumluluk ve ortaklık borçları için öngördüğü hükümleri ortadan kaldırmaz. Sıfatın belirlenmesiyle zarardan sorumluluğun bütün koşulları aynı inceleme değildir.7

Bağlı çalışan avukatta da veriyle fiilen temas etmekten hareketle ayrı veri işleyen sıfatı kurulması tartışmalıdır. Çelik, çalışanı veri işleyen sayan görüşü aktarır; buna karşılık organizasyon içindeki kişilerin ayrıca veri işleyen sayılmaması gerektiğini savunur. Buradaki karşı gerekçe ciddidir: Kanundaki başkası adına işleme ifadesi, ilk bakışta çalışanın yaptığı işi de kapsıyor görünür. Ancak bu okuma, kuruluşun kendi faaliyeti ile dışarıdan aldığı veri işleme hizmetini ayırmakta yetersiz kalabilir. Çalışanın kurumun kararlarını uygulaması, kurumdan ayrı bir hizmet sağlayıcı örgütlenmesi kurduğu anlamına gelmez. Nitekim Kurumun 2026 avukat rehberi, işveren avukatın organizasyonu içindeki bağlı avukatı incelenen faaliyet bakımından ayrıca veri sorumlusu veya veri işleyen olarak nitelendirmemektedir.8

Bu ayrım, bir şirketin hukuk biriminde çalışan avukat bakımından da somutlaştırılmalıdır. Şirketin belirlediği işleme amaçları ve kayıt düzeni içinde görev yapan avukatın mesleki değerlendirmede bulunması, şirketten ayrı veri sorumlusu olduğunu tek başına kanıtlamaz. Buna karşılık kişinin kuruluşun faaliyeti dışında kendi adına belirlediği ayrı bir kullanım, işverenin faaliyetiyle birleştirilemez. Örneğin şirket uyuşmazlığını yürütmek için erişilen müşteri listesinin kişinin kendi bağımsız çalışması için kullanılması ayrı bir işleme olarak değerlendirilmelidir. Bu varsayımsal örnekte sıfatın değişmesi, yeni kullanımın hukuka uygun olduğu anlamına da gelmez. Amaç ve yetki kadar geçerli işleme şartı ayrıca aranır.9

Tevkil, avukatın yetkisi çerçevesinde başka avukatı işi takip etmek üzere görevlendirmesidir. Avukatlık Kanununun 171. maddesi işi birlikte yürütme veya başka avukata bırakma imkânını belirli koşullarla düzenler; tevkil edenin müvekkiline karşı sorumluluğunun devamına da yer verir. Ne var ki müvekkile karşı bu sorumluluk, ikinci avukatın her veri işlemindeki sıfatını tek başına belirlemez. Belirli bir duruşmaya katılıp kendisine iletilen talimat çerçevesinde işlem yapan avukatla, dosyayı bağımsız kararlarla devralan avukatın yetkileri eşit olmayabilir. İşi izleme yetkisi, paylaşılacak verinin kapsamı ve ikinci avukatın karar alanı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.10

Kurumun 2026 rehberi, tevkil edilenin belirlenmiş amaç ve vasıtalar içinde hareket ettiği ilişkiyi veri sorumlusu–veri işleyen ilişkisi olarak ele almakta; bağımsız amaç ve vasıta belirlenmesini farklı değerlendirmektedir. Bu yaklaşım uygulanırken yalnız yetki belgesinin adına bakılması yeterli olmaz. Müvekkilin sunduğu dosyadan bütün bilgilerin ikinci avukata gönderilmesi de tevkilin zorunlu sonucu sayılamaz. Örneğin yalnız belirli usul işlemi için görevlendirilen avukata aktarılacak bilginin gerekliliği, görevin kapsamıyla ilişkilendirilmelidir. Böylece sıfat incelemesi, veri paylaşımının sınırlılığı ve hukuki sebep incelemesini tamamlar; onların yerine geçmez.11

Uygulanabilir ölçüt, mesleki unvanı önceleyerek tek sonuç seçmek değil, belirli işlemin karar alanını göstermektir. Dosyanın kimin adına yürütüldüğü, veri ihtiyacını ve kullanımını kimin belirlediği, kişinin organizasyon içinde mi yoksa ayrı bir hizmet ilişkisiyle mi hareket ettiği ve bağımsız bir amaç oluşturup oluşturmadığı birlikte incelenmelidir. Bu değerlendirme aynı avukatı farklı faaliyetlerde farklı konumlara yerleştirebilir. Müvekkil ile karşı tarafın bilgilerinin kapsamı ve savunma için kullanılmasının sınırları ise bu sıfat tespitinden sonra ayrıca değerlendirilir.

29.2. Müvekkil, karşı taraf, tanık ve üçüncü kişi verileri

Bir dava dosyası, yalnız müvekkilin kişisel verilerinden oluşmaz. Müvekkilin anlattığı olay, karşı tarafın, tanığın, aile üyesinin veya bir şirket çalışanının bilgilerini de içerebilir. Aynı belgenin avukata müvekkil tarafından verilmesi, belgedeki bütün verilerin hukuken müvekkile ait olduğu anlamına gelmez. İlgili kişi, kişisel verinin ilişkin olduğu gerçek kişidir. Dosyanın kimden alındığı, kimin adına takip edildiği ve verinin kime ilişkin olduğu bu nedenle ayrı ayrı belirlenmelidir.12

Müvekkil gerçek kişi olduğunda avukatlık hizmeti için kullanılan kimlik, iletişim ve uyuşmazlık bilgileri bakımından ilgili kişi de olabilir. Henüz vekâlet ilişkisi kurulmadan hukuki yardım isteyen kişinin bilgileri ise sözleşme imzalanmadığı gerekçesiyle koruma dışında kalmaz. Müvekkil bir şirket olduğunda ayrım daha belirgindir: şirketin kendisine ait kurumsal bilgi ile şirket adına hareket eden müdürün, çalışanın veya müşterinin kişisel bilgisi aynı şey değildir. Kurumun 2026 avukat rehberi de tüzel kişiye ilişkin belgenin belirlenebilir bir gerçek kişiyi ilgilendiren kısmında korunan menfaatin o gerçek kişiye ait olduğunu belirtmektedir.13

Bu ayrım, işleme şartının seçimini de etkiler. Avukatlık sözleşmesinin ifası için müvekkilin belirli bilgilerine ihtiyaç duyulması ile karşı tarafın verisinin işlenmesi aynı gerekçeye otomatik olarak bağlanamaz. Kanunun 5/2-c hükmü, sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan bağlantı yanında sözleşmenin taraflarına ait verilerin işlenmesinin gerekliliğini arar. Oysa karşı taraf ve tanık, sırf dosyada yer aldıkları için avukatlık sözleşmesinin tarafı olmaz. Onların verileri bakımından, örneğin bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunluluk gibi uygulanabilir başka bir şartın bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Böylece kişinin dosyadaki konumu, hukuki sebebi belirlemeye yardımcı olur; kendiliğinden hukuki sebep oluşturmaz.14

Müvekkilin rızası da bu farkı ortadan kaldırmaz. Müvekkil kendi verileri hakkında geçerli bir irade açıklamasında bulunabilir; fakat üçüncü kişinin haklarını sırf belgenin kendisinde bulunması nedeniyle onun yerine kullanamaz. Boran Güneysu ve Memiş’in belirli konuya ve bilgilendirmeye bağladığı açık rıza açıklaması, bu noktada hangi kişinin hangi işleme izin verdiğinin belirlenmesini gerektirir. Bunun karşısındaki güçlü itiraz, karşı tarafın rızasına bağımlı bir savunmanın etkili olamayacağıdır. Bu itiraz, her işlemde karşı tarafın rızasını aramakla değil, kanundaki rıza dışı şartları somut işlem bakımından uygulamakla karşılanabilir. Savunma için gerçekten zorunlu kullanımın dayanağı, karşı tarafın onayından farklı bir hukuki sebep olabilir.15

Karşı tarafın ilgili kişi sayılması, dosyadaki her bilginin ona açıklanacağı veya avukatın sır saklama ödevinin sona ereceği anlamına da gelmez. İlgili kişi sıfatı, veri koruma hukukunun uygulanmasını başlatır; belirli talebin nasıl karşılanacağı ayrıca değerlendirilir. Buna karşılık dosyanın karşı tarafı olmak, kişinin bütün geçmişinin araştırılmasını haklı kılan genel bir yetki vermez. Örneğin ödeme uyuşmazlığında borçla ilgili iletişim bilgisi ile kişinin uyuşmazlığa etkisi bulunmayan aile ilişkilerinin ayrılması gerekir. Bilginin bir dosyada yararlı olabileceği düşüncesi ile belirli hakkın korunması için zorunlu olması eşit değildir. Aydınlatma, sır ve başvuru sorunları bu ayrım korunarak 29.4’te ele alınacaktır.

Tanığın verileri bakımından da kimliğin ve olay hakkındaki bilgisinin belirlenmesiyle kişisel geçmişinin sınırsız araştırılması ayrılmalıdır. Kurulun 2 Kasım 2021 tarihli ve 2021/1111 sayılı yayımlanmış özetinde, bir işçilik alacağı davasının tanığına ait adli sicil bilgisine avukatın erişmesi ve bunu mahkemeye sunması incelenmiştir. Avukatın savunmasında tanığın güvenilirliğini sorgulama ihtiyacı öne sürülmüş; Kurul, genel mesleki yetkinin özel adli sicil düzenlemesi karşısında kendiliğinden erişim sağlamadığını değerlendirmiştir. Bu olay, tanığın beyanını tartışabilmekle onun hakkındaki her bilgiye ulaşabilmenin farklı meseleler olduğunu göstermektedir.16

Bununla birlikte, eski kararın özel nitelikli veri rejimi bugüne aynen taşınamaz. 1 Haziran 2024’te yürürlüğe giren değişiklikle Kanunun 6/3-d hükmü, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunluluğu özel nitelikli veriler bakımından da açık bir işleme şartı olarak düzenlemiştir. Bu şart sağlık, genetik veya ceza mahkûmiyeti verilerinin her dava için serbestçe toplanmasını sağlamaz. Verinin belirli hakla ilişkisi ve zorunluluğu gösterilmeli; özel erişim kuralları ve genel ilkeler ayrıca uygulanmalıdır. Dolayısıyla 2021 olayındaki eski şart dizisini güncel hukuk gibi tekrarlamak da, yeni düzenlemeyi bütün erişim engellerini kaldıran bir yetki gibi okumak da ihtiyatla karşılanmalıdır.17

Bazı belgeler aynı anda birden çok kişiye ilişkindir. Kurulun 17 Ağustos 2023 tarihli ve 2023/1414 sayılı özetinde, bir DNA raporunun hem şikâyetçiye hem çocuklarına ilişkin olduğu dikkate alınmış; belgenin dava bağlamındaki kullanımı ve elde edilmesine ilişkin iddialar somut koşullarıyla incelenmiştir. Buradan raporun yalnız onu getiren kişinin verisi olduğu veya bir kişinin rızasının bütün diğer kişiler için yeterli sayıldığı sonucu çıkarılamaz. Ortak kişisel veri nitelendirmesi, verinin birden fazla kişiyle ilişkisini görünür kılar; sınırsız kullanıma izin veren bir mülkiyet rejimi kurmaz. Kararın dayandığı 2024 öncesi norm dönemi de ayrıca gözetilmelidir.18

Savunmanın etkili kullanılması ile başkalarının korunması arasındaki gerilim, yalnız hangi kişilerin verilerinin dosyada bulunacağı sorusuyla çözülemez; açıklamanın kapsamı da önemlidir. Özkan Güneş’in 2026 tarihli çalışması, avukatın ifade özgürlüğüne müdahalenin savunma üzerinde doğurabileceği caydırıcı etkiyi ve üçüncü kişilerin haklarıyla dengeleme ihtiyacını birlikte ele almaktadır. Ancak ifade özgürlüğü bakımından korunan bir savunma açıklamasından, kişisel bilgiyi elde etme veya başka amaçla kullanma konusunda sınırsız yetki çıkarılamaz. Tersinden, veri koruma gerekçesi de uyuşmazlığı açıklamak için zorunlu olguların tümünün çıkarılması talebine dönüşmemelidir. Herkesin adının silinmesi, bazı olaylarda ispatlanması gereken ilişkiyi anlaşılmaz kılabilir.19

Bu nedenle veri kapsamı, yalnız kişi gruplarının listesiyle belirlenmemelidir. Her bilgi bakımından kime ilişkin olduğu, hangi çekişmeli meseleyle bağlantı kurduğu ve bu bağlantının neden gerekli olduğu gösterilmelidir. İlgisiz ayrıntının ayrılması veya kimlik bilgisinin daraltılması mümkünse bu imkân değerlendirilir; fakat hakkın korunması için gerekli ilişkinin kaybolup kaybolmadığı da incelenir. Müvekkilin belgeyi getirmesi, tanığın dosyaya katılması veya karşı tarafın dava açması, bu incelemeyi gereksiz kılmaz. Dosyada bulunması gereken kişi ve veri kapsamı böyle belirlendikten sonra, bilginin hangi yolla elde edileceği ve hangi mercie aktarılacağı ayrıca ele alınabilir.20

29.3. Dosya inceleme, delil toplama, aktarım ve savunma hakkı

Bir uyuşmazlıkta kullanılacak kişisel verinin avukatın eline geçmesi, onun her kullanımını hukuka uygun hâle getirmez. Önce bilgiye hangi yetki ve yöntemle erişildiği, ardından hangi vakıayı ispatlamak için kullanıldığı, nihayet kime ve hangi kapsamda açıklandığı belirlenmelidir. Bu ayrım savunmanın etkili yürütülmesini de sağlar: Avukat, gerekli bilgiye erişimi sırf kişisel veri içerdiği gerekçesiyle engellenen kişi olabileceği gibi, eriştiği bilgiyi uyuşmazlığın dışına taşıyan kişi de olabilir. Aynı belge bakımından bu iki ihtimalin ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Avukatlık Kanununun 2. maddesi, saydığı kurum ve kuruluşlara avukatın görevini yerine getirmesine yardımcı olma yükümlülüğü getirirken özel kanun hükümlerini saklı tutar; belge örneğinin alınmasını vekâletname ibrazına bağlar. Dava ve takip dosyaları bakımından 46. madde ise avukatın veya stajyerin vekâletname olmadan dosyayı incelemesiyle örnek almasını birbirinden ayırır. Dolayısıyla mesleki bilgi edinme yetkisi, herhangi bir kişi hakkında herhangi bir kaydı edinme yetkisi olarak yorumlanamaz. Boran Güneysu ve Memiş’in mesleğin gerektirdiği veri edinimini dosya inceleme kurallarıyla birlikte ele alması da bu sınırı görünür kılmaktadır. Avukatın hangi hukuki yardım için hangi belgeye ihtiyaç duyduğunu açıklaması, özel erişim şartlarının yerini tutmaz.21

Dosyanın tabi olduğu yargılama usulü bu nedenle önem taşır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 161. maddesi tarafların ve davaya bir tarafın yanında katılan fer’î müdahilin dosyayı incelemesini düzenler; davayla ilgili diğer kişilerin incelemesini ilgilerini ispatlamalarına ve hâkimin iznine bağlar. Gizli saklanmasına karar verilen belge ve tutanaklar için ayrıca açık izin aranır. Ceza muhakemesinde ise müdafiin soruşturma dosyasını incelemesi ve örnek alması, Ceza Muhakemesi Kanununun 153. maddesindeki özel rejime tabidir. Kısıtlama, savcının istemi üzerine hâkim kararıyla ve kanunda belirtilen şartlarla mümkündür; üçüncü fıkradaki belgeler bu kısıtlamanın dışındadır. Avukatlık Kanunundaki genel hükümden hareketle bu özel rejimlerin uygulanmayacağı sonucuna varılamaz.22

Delil temini de avukatın bütün bilgileri doğrudan toplayacağı anlamına gelmez. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 219. maddesi tarafların ellerindeki belgeleri mahkemeye sunmasını, yani ibrazını, 221. maddesi ise üçüncü kişi veya kurumun elindeki belgenin mahkemece istenmesini düzenler. Mahkemenin bir belgenin ispat için gerekli olduğuna karar vererek ibrazını emretmesi, avukatın aynı belgeyi yetkisiz bir veri tabanından edinmesinden farklıdır. Talebin kapsamını kurarken, çekişmeli ve uyuşmazlığın çözümünde etkili vakıayı belirlemek; istenen belgeyle bu vakıa arasındaki bağı göstermek gerekir. Kanunun 187. ve 194. maddelerindeki ispatın konusu ve somutlaştırma kuralları, kişisel veri talebinin neden belirli tutulması gerektiğini de açıklar.23

Burada güçlü bir itirazla karşılaşılabilir: Hangi bilginin davayı aydınlatacağı araştırma başlamadan tam olarak bilinemeyeceğine göre, veri toplamayı fazla daraltmak hak aramayı etkisiz bırakabilir. İtiraz, gereklilik ölçütünün yalnız önceden kesin yararı kanıtlanmış belgelere erişim şeklinde uygulanmaması gerektiğini gösterir. Buna karşılık olası her yarar, sınırsız araştırmayı haklı kılmaz. Talep edilen kayıt türünün, zaman aralığının ve kişi çevresinin ileri sürülen vakıayla açıklanabilir bir ilişkisi bulunmalıdır. Kurumun avukatlara ilişkin 2026 rehberi de dava öncesi bilgi edinme ihtiyacını kabul ederken bilginin hukuka uygun yollardan elde edilmesini aramaktadır. Savunma ihtiyacı, edinme yönteminin değerlendirilmesini ortadan kaldırmaz.24

Hukuka aykırı edinim ile delilin yargılamadaki değeri arasındaki bağ ayrıca kurulmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 189. maddesi, hukuka aykırı olarak elde edilen delilin bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını düzenler; delilin ispatta kullanılmasına izin verilip verilmeyeceğine mahkeme karar verir. Bir kaydın yararlı veya gerçeği yansıtır olması, edinme yöntemindeki sorunu kendiliğinden gidermez. Bununla birlikte her veri güvenliği riski de belirli bir delilin hukuka aykırı elde edildiğini kanıtlamaz. Gülseren, elektronik duruşmadaki izinsiz kayıt riskinin yargılamayı kendiliğinden hukuka aykırı hâle getirmeyeceğini belirtir. Bu değerlendirme, risk ile gerçekleşmiş hukuka aykırılığı ayırmak bakımından önemlidir; gizli kayıt için genel bir izin olarak okunamaz.25

Belgenin yargı merciine sunulması bakımından ise aktarımın hukuki sebebi ve sınırı değerlendirilir. Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 8. maddesi, 5. maddenin ikinci fıkrasındaki şartlardan biri varsa rıza aranmadan aktarıma imkân tanır; özel nitelikli verilerde 6. maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlarla birlikte yeterli önlemleri arar ve diğer kanunlardaki aktarım hükümlerini saklı tutar. 1 Haziran 2024’te yürürlüğe giren değişiklikle özel nitelikli veriler için de hakkın tesisi, kullanılması veya korunmasının zorunlu kıldığı işleme açıkça düzenlenmiştir. Böylece karşı tarafın rızasını her durumda ön şart saymak savunmayı aksatabilir; fakat hakkın korunmasına dayanmak da ilgisiz bilgileri aktarma serbestisi vermez.26

Örneğin ücret alacağına ilişkin bir davada, aynı bordroda davacıyla birlikte başka çalışanların bilgilerinin de bulunduğu varsayılsın. Ücret karşılaştırması iddianın değerlendirilmesi için gerekli olabilir; buna karşılık belgedeki bütün çalışanların adresleri veya uyuşmazlıkla ilgisiz sağlık kesintileri aynı gerekçeyle gerekli hâle gelmez. Avukat, hangi kısmın hangi vakıaya hizmet ettiğini belirlemeli; gereksiz açıklamayı azaltan bir ibraz biçimini, belgenin doğruluğunun denetlenmesini ve karşı tarafın itirazını engellemeden mahkemeden talep etmelidir. Amaç, delili tek taraflı değiştirip anlamını kaybettirmek değildir. Uyuşmazlık için gerekli bağlam korunurken ilgisiz verinin yayılmasını sınırlayacak çözüm aranır. Bu, Kanunun amaçla bağlantılılık, sınırlılık ve ölçülülük ilkesinin somut uygulanmasıdır.27

Alıcının kimliği de hukuka uygunluğun parçasıdır. Kurulun 31 Mayıs 2019 tarihli ve 2019/166 sayılı kararının resmî özetinde, borçluya ait bilgilerin yakınının telefonuna gönderilmesiyle yakının telefon numarasının hukuki şart olmadan işlenmesi iki ayrı veri işleme faaliyeti olarak değerlendirilmiştir. Avukatın alacağın tahsili amacıyla hareket etmesi, yanlış kişiye açıklamayı haklı kılmamıştır. Dolayısıyla bir aktarımın dava veya takip işiyle bağlantılı olması, mesajın gerçek muhatabını ve bu muhataba açıklanacak bilgiyi doğrulama ihtiyacını ortadan kaldırmaz.28

Dosyaya erişim, dosya içeriğinin kamuya açıklanması yetkisi de vermez. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 153. maddesi, duruşmada kayıt yasağı yanında mahkemece alınan kayıtların ve kişilik haklarını ilgilendiren konular içeren dosya belgelerinin yayımlanmasını özel şartlara bağlar. Belgeyi inceleme veya savunmada kullanma imkânı bu şartları karşılamış sayılmaz. Bu nedenle her işlemde ayrı sorulması gereken husus, verinin soyut olarak “dosyada bulunması” değil; erişimin dayanağı, ispatla bağı ve belirli alıcıya açıklanmasının gerekliliğidir. Bu unsurlardan birinin varlığı diğerlerini kendiliğinden tamamlamaz.29

29.4. Meslek sırrı, aydınlatma, saklama ve büro güvenliği

Avukatın sır saklama yükümlülüğü, kişisel verileri koruma yükümlülüğünün bütününü karşılamaz. Sır, belirli bilginin açıklanmamasını; veri koruma ise bilginin hangi amaçla elde edildiğini, kim tarafından kullanıldığını, ne kadar saklandığını ve nasıl korunduğunu da ilgilendirir. Bu nedenle bir hukuk bürosunda hiç kimsenin kasıtlı olarak sır açıklamaması, bütün veri işlemlerinin hukuka uygun yürütüldüğünü göstermeye yetmez. Yanlış yetkilendirme, gereksiz saklama veya bilgilendirmenin yapılmaması da ayrı sorunlar doğurabilir. Boran Güneysu ve Memiş’in kişisel veri ile sır kavramlarının kapsamını ayırması, iki rejimin neden birlikte uygulanması gerektiğini açıklar.30

Avukatlık Kanununun 36. maddesi, avukata teslim edilen veya avukatlık ve meslek kuruluşlarındaki görevleri dolayısıyla öğrenilen hususların açığa vurulmasını yasaklar. Aynı madde, bu konularda tanıklığı iş sahibinin muvafakatine bağlarken muvafakat bulunsa dahi avukatın çekinebileceğini belirtir. Buradaki izinle, kişisel verinin belirli bir amaçla işlenmesine verilen açık rıza aynı hukuki soruyu cevaplamaz. Müvekkilin tanıklığa izin vermesi, başka kişilerin bilgilerinin her ortamda açıklanmasını veya büro arşivinin sınırsız kullanımını kabul etmesi anlamına gelmez. Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12. maddesindeki hukuka aykırı açıklama ve amaç dışı kullanma yasağı da görev sona erdikten sonra devam eder.31

Aydınlatmanın konusu ise sırrın içeriğini yaymak değil, ilgili kişiye kendi verileri üzerindeki işlemleri açıklamaktır. Veri sorumlusu sıfatıyla hareket eden avukat, uygulanabilir kanuni istisnalar saklı kalmak üzere, kimliğini, işleme amaçlarını, aktarımın muhataplarını ve amaçlarını, toplama yöntemiyle hukuki sebebi ve ilgili kişinin haklarını bildirmelidir. Bu yükümlülük yalnız müvekkilden rıza alınan durumlarda doğmaz. Kanuni bir işleme şartına dayanılması da aydınlatmanın kendiliğinden ortadan kalkmasını sağlamaz. Boran Güneysu ve Memiş’in belirttiği gibi, veri koruma hukukundaki aydınlatma, avukatın davanın güçlük ve riskleri hakkında iş sahibini bilgilendirmesinden farklı bir konuya sahiptir.32

Örneğin avukatlık sözleşmesinin sonuna eklenen “bütün verilerimin işlenmesini kabul ediyorum” cümlesi, hangi verinin niçin işlendiğini açıklamaz. Kurulun 18 Şubat 2026 tarihli ve 2026/347 sayılı ilke kararına ilişkin resmî duyurusu da aydınlatma ile açık rızanın iç içe geçirilmesini, bilgilendirmenin onaya bağlanmasını ve başka bir veri sorumlusunun metninin uyarlanmadan kullanılmasını sorun olarak ele almaktadır. Bu bakımdan büro metni gerçek işleyişi göstermeli; rıza dışındaki bir şarta dayanan faaliyet için ayrıca rıza istendiği izlenimini yaratmamalıdır. Aydınlatmanın yapıldığının kayda geçirilmesiyle işleme için rıza alınması farklı işlemlerdir.33

Veri doğrudan ilgili kişiden alınmadığında da sırf bu nedenle bütün bilgilendirme yükümlülüğü sona ermez. Aydınlatma Tebliğinin 6. maddesi, makul süreyi; veri iletişim için kullanılacaksa ilk iletişimi, aktarılacaksa en geç ilk aktarımı esas alan zamanları düzenler. Kanunun 28. maddesindeki istisnalar varsa bunların şartları somut faaliyet bakımından incelenir. Müvekkilin savunma stratejisini açığa çıkarma kaygısı ciddiye alınmalıdır; ne var ki bu kaygı tek başına kanunda bulunmayan genel bir mesleki muafiyet yaratmaz. Verinin işlenme amaç ve sebebini açıklamak ile dosyadaki bütün beyanları veya karşı tarafın bütün belgelerini teslim etmek birbirinden ayrılmalıdır.34

Saklama bakımından ilk ayrım, düzenli dosya tutmak ile dosyada yer alan her bilgiyi süresiz muhafaza etmektir. Avukatlık Kanununun 52. maddesi üstlenilen iş veya yazılı görüş için düzenli dosya tutulmasını ister. Kanunun 39. maddesi ise avukata teslim edilen evrakın vekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl saklanmasını; evrakın geri alınması müvekkile yazıyla bildirilmişse bu yükümlülüğün bildirimden üç ay sonra sona ermesini düzenler. Ücret ve giderler ödenmedikçe eldeki evrakın geri verilmesine ilişkin hüküm de aynı maddede yer alır. Bu hükümlerden, bürodaki bütün veri türlerinin her durumda aynı tarihte silinmesi veya süresiz tutulabilmesi sonucu çıkmaz.35

Buna karşılık avukat, ücret alacağı veya kendisine yöneltilebilecek bir sorumluluk iddiası bakımından belgeyi saklamaya ihtiyaç duyabilir. Kurumun 2026 rehberi de özel saklama hükmü yanında uyuşmazlık, sorumluluk ve ispat ihtiyacının değerlendirilmesini istemektedir. Böyle bir ihtiyacı baştan dışlamak avukatın hak aramasını zayıflatabilir. Ancak yalnız “ileride lazım olabilir” açıklaması bütün dosyanın süresiz korunması için yeterli değildir. Hangi belgenin hangi hukuki sebep ve süreyle gerekli olduğu gösterilmeli, ihtiyaç sona erdiğinde yeniden değerlendirilmelidir. Müvekkile evrakın geri verilmesi, elde kalan kopyalar bakımından ayrıca incelenmesi gereken saklama sorununu kendiliğinden çözmez.36

Sicile kayıt istisnası bu değerlendirmeyi değiştirmez. Kurulun 2018/32 sayılı kararındaki avukatlık istisnası, kişisel verileri silme veya koruma yükümlülüğünden genel muafiyet değildir. Silme, Yok Etme veya Anonim Hâle Getirme Yönetmeliğinin 5. maddesi, politika hazırlama yükümlülüğü bulunmayan veri sorumlularının da saklama ve imha yükümlülüklerini sürdürdüğünü açıkça belirtir. Yönetmeliğin 11. maddesindeki resen imha süreleriyle 12. maddesindeki ilgili kişi talebini en geç otuz günde sonuçlandırma süresi de birbirinden ayrılmalıdır. Politika hazırlama yükümlülüğü bulunmayan veri sorumlusu, resen imhayı yükümlülüğün doğduğu tarihi takip eden üç ay içinde gerçekleştirir. Saklamayı gerektiren şart devam ediyorsa talep gerekçesiyle reddedilebilir; bütün şartlar ortadan kalkmışsa imha yükümlülüğü yerine getirilir. Evrakı geri almaya ilişkin üç aylık süre, imha mevzuatındaki sürelerin yerine geçirilemez.37

Büro güvenliği, bu hukuki ayrımların günlük işleyişte karşılık bulmasını gerektirir. Kanunun 12. maddesi, uygun güvenlik düzeyi için teknik ve idari tedbirleri ve bunların denetimini birlikte arar. Bir çalışanın randevu kaydını görmesiyle sağlık raporlarını veya bütün dava yazışmalarını görmesi aynı ihtiyaç değildir. Görev için gereken erişim belirlenmeli; görev değiştiğinde veya çalışma ilişkisi sona erdiğinde yetki de gözden geçirilmelidir. Dosyaların ortak alanda açık bırakılması, yanlış adrese gönderilmesi veya tek kullanıcı hesabının bürodaki herkesçe kullanılması, yalnızca gizlilik taahhütnamesi imzalatılarak giderilebilecek riskler değildir. Önlem, fiilen erişimi ve açıklamayı sınırlandırmalıdır.38

Özel nitelikli verilerde ayrıca Kurulun 31 Ocak 2018 tarihli ve 2018/10 sayılı kararı dikkate alınır. Kararda ayrı politika ve prosedür, çalışan eğitimi, belirli erişim yetkileri, ayrılan çalışanın yetkisinin derhal kaldırılması ve fiziksel ortamın güvenliği gibi önlemler öngörülmüştür. Elektronik muhafazada şifreleme ve işlem kayıtları, uzaktan erişimde en az iki kademeli kimlik doğrulama da düzenlenir. Dolayısıyla sağlık veya ceza mahkûmiyeti verisi içeren dosyada, işleme için hukuki sebebin bulunması güvenlik incelemesinin tamamlandığını göstermez. Hangi tedbirin uygulanacağı, kullanılan ortamla ve ilgili kararın şartlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.39

Son olarak, güvenlik olayı meydana geldiğinde meslek sırrını koruma kaygısı bildirim yükümlülüğünü görmezden gelme gerekçesine dönüşmemelidir. Kanunun 12. maddesinin beşinci fıkrasındaki kanuni olmayan yollarla başkalarınca elde edilme hâlinde, Kurulun 2019/10 sayılı kararı uyarınca öğrenmeden itibaren gecikmeksizin ve en geç yetmiş iki saatte Kurula bildirim; etkilenen kişilere ise makul olan en kısa sürede bildirim esastır. Bilgilerin tamamı aynı anda sağlanamıyorsa aşamalı bildirim imkânı vardır. Bu nedenle büro, olayın kapsamını, etkilenen kişileri ve alınan önlemleri belirleyebilecek bir düzen kurmalıdır. Sır saklama, aydınlatma, saklama ve güvenlik ancak bu ayrı işlevleri korunarak birlikte uygulanabilir.40

29.5. UYAP, elektronik dosya, kararların yayımlanması ve anonimleştirme

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden bir dosyaya erişebilmek, o dosyadaki verileri herkese açık bir ortamda kullanabilmekten farklıdır. Elektronik sistem, belirli yargılama işlemlerini ve dosyaya erişimi kolaylaştırır; erişim yetkisinin amacı ve sınırı ise ilgili usul hükümleriyle belirlenir. Kişisel veriler bakımından sorun, yalnız sisteme kimin girdiği değildir. Görüntülenen belgenin indirilmesi, büroda ayrı bir nüshasının oluşturulması ve internet sitesinde yayımlanması da kendi amaçları ve muhatapları bakımından incelenmelidir. Usulen mümkün bir erişimden sonraki her kullanım için genel bir izin çıkarılamaz.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 445. maddesi, dava ve diğer yargılama işlemleri elektronik ortamda gerçekleştirildiğinde UYAP kullanılarak verilerin kaydedilip saklanmasını; güvenli elektronik imzayla dava açılmasını, dosya incelenmesini ve belgelerin hazırlanıp gönderilmesini düzenler. Bu hüküm, yargı hizmetinin elektronik yürütülmesinin dayanağıdır. Bununla birlikte dosyadaki her verinin mesleki ihtiyaçtan bağımsız biçimde toplanmasını emretmez. Elektronik dosyadaki bilginin hangi yargılama işlemine ait olduğu ve erişenin hangi sıfatla hareket ettiği korunmalıdır; 29.3’te açıklanan özel dosya inceleme şartları elektronik ortamda da önemini sürdürür.41

Portalın kamuya açık kullanım şartları da teknik imkân ile yetkiyi ayırmaktadır. Başkasına ait elektronik imzayla giriş yapılmaması, yetki dışındaki bilgilere erişilmemesi ve erişilen kişisel verilerin hukuka aykırı kullanıma yol açacak şekilde üçüncü kişi veya uygulamalara kullandırılmaması yönündeki şartlar bu ayrımı somutlaştırır. Bunlar, avukatın yardım aldığı kişilere kendi hesabını açmasının sıradan bir iş bölümü gibi görülemeyeceğini gösterir. Bir işlemin sistemde teknik olarak gerçekleştirilebilmesi, onun usul ve veri koruma hukuku bakımından yetkili işlem olduğunu tek başına kanıtlamaz.42

Elektronik nüshanın yönetiminde belgenin kaynağı ve bütünlüğü de gözetilmelidir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belgeyle, o belgenin ekrandaki görüntüsü veya sonradan değiştirilmiş bir kopyası aynı şey değildir. Kanunun 445. maddesinin elektronik belge ve fizikî örnek ayrımı bu bakımdan önem taşır. Mahkemenin dosyasıyla büronun çalışma kopyası arasındaki ilişkinin açık tutulması, hem doğru belge üzerinden hukuki işlem yapılmasına hem de hangi verilerin hangi amaçla elde tutulduğunun belirlenmesine yardımcı olur. Kopya oluşturulması, belgenin kişisel veri içeriğini ortadan kaldırmaz.43

Kararların yayımlanmasında ise erişimin genişletilmesini destekleyen güçlü bir kamusal menfaat vardır. Yetim, kararlara erişimin hukuki öngörülebilirlik ve yargının kamuoyu denetimi bakımından işlevini vurgular. Tahtalı da yüksek yargı kararlarının tümüne ücretsiz erişim talebinin reddini, idari işlemin unsurları ve adalet hizmetinin gerekleri bakımından eleştirir. Bu görüşler, kişisel verilerin korunmasının gerekçe gösterilerek hukuki tartışmanın ve karar denetiminin gereksizce kapatılmasına karşı önemli bir itirazdır. Ancak kararın hukuki gerekçesine erişimi savunmakla karardaki bütün kişilerin açık kimliğinin yayılmasını savunmak aynı önerme değildir.44

Yayımı yapanın kimliği ve amacı bu nedenle belirlenmelidir. Mahkemenin kanuni görevi çerçevesinde karar açıklamasıyla, avukatın aynı kararı mesleki tanıtım veya eğitim için yeniden yayımlaması farklı işlemlerdir. Kanunun 28. maddesindeki yargı makamlarına ilişkin istisna, sırf metnin kaynağı yargısal olduğu için her sonraki yayıncıya geçmez. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanununun 153. maddesindeki kayıt ve kişilik haklarını ilgilendiren dosya belgelerinin yayım şartları göz önünde tutulmalıdır. İnceleme, “karar zaten alenidir” açıklamasıyla bitirilemez; somut yayımın hukuki dayanağı ve kapsamı değerlendirilmelidir.45

Anonimleştirme, bu değerlendirmede yalnız taraf adlarını baş harflere dönüştürmekten ibaret değildir. Küçük bir yerleşim yeri, tek bir görev, belirli bir tarih ve ayrıntılı olay anlatımı birlikte kişiyi gösterebilir. Örneğin adları kaldırılmış bir iş uyuşmazlığı kararında, işyerindeki tek uzmanın görevi ve olay tarihi korunmuşsa kimliğe ulaşmak mümkün olabilir. Bu varsayımsal örnekte sorun, baş harflerin doğru seçilmesi değil, kalan bilgilerin kişiyle bağlantıyı sürdürmesidir. Kanunun ve İmha Yönetmeliğinin anonimleştirme tanımı, başka bilgilerle eşleştirmeye rağmen bu bağlantının kurulamamasını arar. Temel kavram ayrımı 2.6’da, imha sonucu 14.5’te açıklanmıştır.46

Buna karşılık kararı kimlikten arındırırken hukuki gerekçeyi anlaşılmaz hâle getirmek de erişimin amacını zedeler. Örneğin uygulanacak hukuk dönemini belirleyen tarihlerin veya ayrımcılık iddiasının değerlendirilmesinde gerekli olguların bütünüyle çıkarılması, kararın neyi neden kabul ettiğini görünmez kılabilir. Bu nedenle yayım nüshasında hangi ayrıntının hukuki değerlendirme için gerekli olduğu, hangisinin kişiyi belirlemeye yaradığı incelenmelidir. Gerekirse bilgi genelleştirilir; fakat gerekçenin anlamı değiştirilmiş bir metin, asıl kararın aynısıymış gibi sunulmaz. Anonimlik iddiası ile hukuki anlatımın doğruluğu birlikte denetlenmelidir.47

İçeriğin kaynakta bulunmasıyla kişi adına yapılan aramada sürekli öne çıkması da aynı mesele değildir. Kurulun 10 Kasım 2022 tarihli ve 2022/1201 sayılı resmî özetinde, eski bir beraat kararının ilanen tebliğine ilişkin Resmî Gazete kaydı, kişinin adıyla arama motorunda bulunması yönünden değerlendirilmiştir. Geçen süre, ilanın tebliğ amacı, güncellik ve kişi bakımından doğurabileceği önyargı dikkate alınarak kişi adıyla bağlantılı sonucun indeksten çıkarılması istenmiştir. Buradaki işlem, bütün Resmî Gazete arşivinin veya asıl yargı dosyasının silinmesi değildir. Kararın kendisine erişim ile kişinin geçmişinin ad üzerinden sürekli görünür kılınması arasındaki fark korunmalıdır.48

Yayıma hazırlanmış nüsha ile kişisel veri içeren asıl dosya da ayrı tutulur. Paylaşılacak metinde doğrudan ve dolaylı tanımlayıcıların kontrol edilmesi, büronun elindeki asıl nüshayı anonim hâle getirmiş sayılmaz. Aynı şekilde dosya adında veya belgenin başka alanlarında kimliğin korunması, yalnız görünen metnin değiştirilmesiyle anonimlik sağlandığı iddiasını zayıflatabilir. Hangi nüshanın, hangi kişi çevresine ve hangi amaçla açıldığı belli olmalıdır. Elektronik erişimden yayıma geçilirken değerlendirilmesi gereken, dosyanın adı değil, gerçekte açıklanan bilgi ve bunun kişiyle kurulabilen bağıdır.49

29.6. Arabuluculuk, tahkim ve yargısal faaliyet istisnası

Aynı uyuşmazlığın arabulucuya, hakeme veya mahkemeye taşınması, kişisel verilerin her aşamada aynı hukuki rejime tabi olduğu anlamına gelmez. Arabulucu tarafların çözüm üretmesine yardımcı olur; hakem, kendisine bırakılan uyuşmazlık hakkında karar verir; taraf vekili ise temsil ettiği kişinin menfaatini korur. Bu görevler arasındaki fark, veriyi kimin hangi amaçla işlediğini ve hangi gizlilik kuralına uyacağını da etkiler. Uyuşmazlık çözümünde görev almak, tek başına Kişisel Verilerin Korunması Kanununun dışında kalma sebebi değildir.

Arabuluculukta gizlilik, sürecin güven içinde yürütülmesini sağlar. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 4. maddesi, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun elde ettiği bilgi, belge ve kayıtları gizli tutmasını; taraflarla görüşmelere katılan diğer kişilerin de gizliliğe uymasını öngörür. Bununla birlikte tarafların gizlilik hakkında anlaşabilmesi, kişisel veri içeren her bilginin her amaçla işlenmesini serbest bırakmaz. Tarafların iradesiyle açıklanabilir hâle gelen bir belge, uyuşmazlıkla ilgisiz başka kişilerin verilerini de içerebilir. Gizlilik düzenlemesi ile kişisel verilerin işlenme şartları birlikte değerlendirilmelidir. Özer Deniz’in iki düzenleme alanının birlikte gözetilmesi gerektiğine ilişkin yaklaşımı bu noktada önem taşır.50

Beyan ve belgelerin sonraki yargılamada kullanılması ise ayrı bir kurala tabidir. Kanunun 5. maddesi, arabuluculuğa katılma isteği, çözüm için ileri sürülen görüş ve teklifler, süreçteki belirli kabuller ve yalnız arabuluculuk için hazırlanan belgeler bakımından delil ve tanıklık sınırlaması getirir. Kanuni emir veya varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli ölçüde açıklama istisnası saklıdır. Buna karşılık bir delil, yalnız arabuluculukta sunulmuş olması nedeniyle sonraki hukuk davasında veya tahkimde kullanılamaz hâle gelmez. Örneğin önceden mevcut ücret bordrosuyla, görüşmede uzlaşma amacıyla yapılan teklif aynı hukuki konumda değildir. Kişisel verinin işlenmesine dayanak bulunması, bu özel delil sınırlamasını kendiliğinden kaldırmaz.51

Arabulucunun veri koruma hukukundaki konumu bakımından Kurumun kamuoyu duyurusu, arabulucuları veri sorumlusu kabul etmekte ve arabuluculuk sürecini açıklamakla kişisel veri işlemesini açıklamayı ayırmaktadır. Kanunun 11. maddesi uyarınca yöntemin esasları, süreci ve sonuçları hakkında bilgi vermek, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 10. maddesindeki içeriği tek başına karşılamaz. Kurulun 2018/75 sayılı kararıyla getirilen sicile kayıt istisnası da bu bilgilendirme ve güvenlik yükümlülüklerini kaldıran genel bir muafiyet değildir. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın zorunlu tutulması, ilgili kişinin veri koruma haklarının ortadan kalktığını göstermez.52

Buna karşı öğretide, dava şartı arabuluculuğun özel veri akışından hareket eden bir görüş bulunmaktadır. Yatağan Özkan, başvuru verisinin Bakanlığın yönettiği UYAP üzerinden gelmesi, şablonlara uygun işlenmesi ve yeniden sisteme yüklenmesini esas alarak arabulucunun bu süreçte veri işleyen sayılması gerektiğini savunur. Yazar, bağımsız bir kayıt sistemi ihtimalini de ayırır. Bu itiraz, sıfatın yalnız meslek adıyla belirlenmemesi gerektiğini göstermektedir. Bununla birlikte öğretideki öneri, Kurumun açıkladığı uygulama yaklaşımının değiştiği anlamına gelmez. Değerlendirmede Bakanlığın sistemi üzerindeki kararlarla arabulucunun kendi faaliyeti için aldığı kararlar ayrılmalı; hangi işlemede amaç ve vasıtaların kimin tarafından belirlendiği gösterilmelidir.53

Süreç sona erdiğinde de bütün kayıtlar kendiliğinden serbestçe kullanılabilir hâle gelmez. Arabuluculuk Kanununun 17. maddesinin dördüncü fıkrası, faaliyetle ilgili bildirim, teslim edilen ve elde bulunan belgeler ile düzenlenen tutanak için beş yıllık saklama yükümlülüğü öngörür. Bu özel yükümlülük, avukatın kendisine teslim edilmiş evrakı için 29.4’te açıklanan hükümle karıştırılmamalıdır. Saklamanın kanuni sebebinin bulunması da belgenin eğitim, tanıtım veya başka bir uyuşmazlıkta kullanımını otomatik olarak haklı kılmaz. Saklama amacıyla yeniden kullanımın amacı ayrı incelenir; özel nitelikli veriler bakımından güncel 6. maddedeki şartlar ve güvenlik önlemleri ayrıca gözetilir.54

Tahkimde ise tarafların çözümü kendilerinin üretmesine yardım edilmesinden farklı olarak, uyuşmazlığın karara bağlanması söz konusudur. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 407. maddesindeki kapsam içinde kalan tahkimde, taraflar uyuşmazlığın çözümünü tahkim sözleşmesiyle hakem veya hakem kuruluna bırakır. Kanun, tarafların eşitliğini ve hukuki dinlenilme hakkını korur; uygulanacak usulün belirlenmesine de emredici hükümler içinde imkân tanır. Böylece hangi belgenin kim tarafından sunulacağı veya inceleneceği, yalnız veriyi elinde bulunduran tarafın tek yönlü tercihine bırakılamaz. Veri koruma tedbirleri de karşı tarafın iddiayı öğrenip cevaplamasını anlamsızlaştırmadan düzenlenmelidir.55

Tahkimde gizliliğin dayanağı ve kapsamı ayrıca belirlenmelidir. Arabuluculuk Kanununun gizlilik hükmünün, sırf iki yöntem de mahkeme dışında gerçekleştiği için bütün tahkim ilişkilerine aynen uygulanacağı söylenemez. Tarafların anlaşması, seçilen tahkim kuralları ve uygulanacak kanun birlikte incelenir. Buna karşılık arabuluculuktan tahkime geçilmişse, önceki süreçteki beyan ve belgeler bakımından 5. maddenin tahkimi de kapsayan sınırlamaları önemini korur. Aynı kişinin farklı aşamalarda görev alması veya belgenin elektronik olarak yeni dosyaya aktarılması, kullanılmasına ilişkin özel koşulları kendiliğinden değiştirmez. Tarafın veri işleme rızasıyla bu usul kurallarının bütününün değiştirilebildiği varsayılmamalıdır.56

Yargısal faaliyet istisnasının uygulanması için ise yalnız uyuşmazlığın çözülmesi amacı yeterli değildir. Kanunun 28. maddesinin birinci fıkrasının d bendi, belirttiği soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemleriyle ilgili olma şartı yanında işlemenin yargı makamı veya infaz mercii tarafından yapılmasını arar. Kurulun 2020/26 sayılı resmî özetindeki değerlendirme ve Kurumun 2026 avukat rehberi, işlemle merci şartını birlikte ele almaktadır. Dolayısıyla bir mahkemenin bütün idari faaliyetleri de sırf mahkemede yürütüldüğü için bu istisnaya girmez. İstisna, kurum adından çok somut faaliyetin kanundaki iki şartı karşılayıp karşılamadığı üzerinden uygulanır.57

Hakemin uyuşmazlığı karara bağlaması, bu istisna lehine ileri sürülebilecek bir gerekçedir. Ne var ki tarafların anlaşmasına dayanan tahkimde yargısal nitelikte görev yapılmasıyla, 28. maddedeki yargı makamı şartının karşılanması aynı mesele değildir. Bu nedenle sırf hakem kararı verilmesinden hareketle bütün tahkim veri işlemlerinin Kanun dışında kaldığı kabul edilmemelidir. Somut hukuki yapıda hakemin, tahkim kurumunun ve vekilin görevleriyle veri üzerindeki karar yetkileri belirlenmelidir. Kurumun dosyayı idari olarak yönetmesi, taraf vekilinin belge seçmesi ve mahkemenin iptal incelemesi sırasında veri işlemesi aynı kişi tarafından gerçekleştirilen tek bir faaliyet gibi değerlendirilemez.58

Uygulamadaki ölçüt, aynı uyuşmazlığa ait her veriye tek bir istisna etiketi vermek yerine her işlemin işlevini belirlemektir. Arabuluculuk teklifinin gizliliği, önceden var olan belgenin delil niteliği, tahkim dosyasındaki gerekli açıklama ve yargı makamının kanuni işlemi ayrı gerekçelerle değerlendirilir. Bu ayrım hem tarafların etkili biçimde hak aramasını hem de uyuşmazlıkla ilgisiz kişilerin verilerinin gereksizce yayılmamasını sağlar. Elektronik ortam veya hizmet sağlayıcı kullanıldığında bu sınırlar devam eder; hizmetin başka bir kuruluşça yürütülmesi, uyuşmazlık çözümünün bütün veri akışını hukuka uygun hâle getirmez.

29.7. Hukuk bürosunda bulut ve yapay zekâ kullanımı

Hukuk bürosunun bir dosyayı kendi bilgisayarında tutması, uzaktaki bir sunucuya kaydetmesi ve bir yapay zekâ hizmetine inceletmesi aynı veri akışını doğurmaz. Sonuncusunda belgeyi özetlemek için yapılan gönderim, belgenin saklanması veya hizmetin geliştirilmesinde kullanılmasıyla birleşebilir. Bu sebeple incelemenin konusu yalnız programın avukata sağladığı kolaylık değildir. Hangi bilginin kime ulaştığı ve alıcının bu bilgi üzerinde ne yapabildiği belirlenmelidir. Dosya yüklemek de kişisel verinin işlenmesidir; hizmetin “yardımcı” olarak sunulması, sağlayıcıyı kendiliğinden veri işleyen hâline getirmez. Sıfat, 6. bölümde açıklanan amaç ve vasıtalar üzerindeki karar yetkisine göre belirlenir.59

Burada tüm teknolojik kullanımları sakıncalı sayan bir yaklaşıma da katılmak güçtür. Bilgin, hukuk teknolojilerinin maliyet ve zaman bakımından sunduğu imkânları, avukatın hukuki bilgiyle teknolojik beceriyi birlikte kullanması gereğiyle ele almaktadır. Buna karşılık bulut hizmetinde gizliliğin sağlanabilmesi için saklama, erişim ve güvenlik koşullarının önceden açıklığa kavuşturulmasını istemektedir. Dolayısıyla yarar ile risk arasında seçim yaparken ölçüt, teknolojinin adı veya yeniliği değil, belirli iş için gerekli veri akışının hukuken ve fiilen denetlenebilmesidir. Az sayıda belgeyi tasnif etmekle bütün müvekkil arşivini hizmete açmak aynı gerekçeyle savunulamaz.60

Sağlayıcının yalnız büronun belirlediği amaç ve talimatlarla işlem yapmasıyla belgeleri kendi modelini eğitmek için kullanması ayrılmalıdır. İkinci ihtimalde bağımsız amaç yönünden ayrıca sıfat ve hukuki sebep değerlendirmesi gerekir. Büro, müvekkilini temsil etmeye yetkili olmasından, karşı tarafın veya tanığın bilgilerini sağlayıcının genel eğitim faaliyetine sunma yetkisi çıkaramaz. Müvekkilin hizmet kullanımına razı olması da dosyadaki herkes adına açık rıza vermesi demek değildir. İşleme ve aktarım şartlarıyla Avukatlık Kanununun 36. maddesindeki sır saklama yükümlülüğü birlikte uygulanır. Sözleşmeye “gizli” ibaresinin konulması bu şartların yerine geçmez.61

Bu değerlendirme yapılırken hizmetin kişisel hesap veya kurumsal hesap üzerinden kullanılmasından önce, somut sözleşme ve teknik düzenin neye izin verdiği araştırılmalıdır. Belgenin kimlerce görülebildiği, alt hizmet sağlayıcıların erişimi, saklama süresi ve eğitimde kullanım şartları bilinmeden güvenli kullanım sonucuna varılamaz. Kurumun avukat rehberi de yapay zekâya belge yüklenmesini aktarım ve güvenlik boyutlarıyla ele almaktadır. Yerel veya kapalı sistem tercihi riski azaltabilir; ancak erişim yetkileri ve dış bağlantılar incelenmeden bu adlandırmalardan hukuka uygunluk sonucu çıkarılamaz.62

Yurt dışına aktarım varsa 13. bölümdeki rejim ayrıca uygulanır. 7499 sayılı Kanunla değişen 9. madde bakımından, 5 veya 6. maddede işleme şartının bulunması tek başına yeterli değildir. Yeterlilik kararıyla aktarım, böyle bir karar bulunmadığında uygun güvencelerle aktarım ve bunların da bulunmadığı durumdaki arızi aktarım imkânları kendi şartları içinde değerlendirilmelidir. Özellikle riskler hakkında bilgilendirmeye dayalı açık rıza, düzenli olarak dış hizmete gönderilen bütün dosyaları kapsayan genel bir çıkış yolu sayılamaz; kanun bu imkânı arızi aktarım düzenlemesi içinde tanımaktadır. Sağlayıcının ülkesi kadar sonraki aktarımlar da değerlendirmeye dahildir. Bir hakkın korunması gereğiyle büroda veri işlenebilmesi, seçilen yabancı hizmete aktarımın da zorunlu olduğunu kendiliğinden göstermez.63

Daha az veriyle aynı iş görülebiliyorsa belgeyi olduğu gibi yüklemenin gerekçesi zayıflar. Bununla birlikte adların silinmesi her olayda anonimleştirme sağlamaz. Olayın tarihi, yeri, tutarı veya aile ilişkileri kişiyi tanınabilir kılabilir. Bu nedenle 2.6 ve 14.5’teki ayrım burada da korunur: maskeleme bir tedbir olabilir; veriyle kişinin ilişkisinin kesildiği sonucu ayrıca temellendirilmelidir. Varsayımsal bir olay üzerinden genel hukuki araştırma yapılabiliyorsa gerçek dosyanın tamamını kullanmak yerine bu yolun seçilmesi, amaçla sınırlılık ilkesinin somut uygulamasıdır.64

Bir yabancı dildeki dava dosyasının paylaşılması örneğinde bu ölçütler daha görünür olur. Avukatın çeviri için görevlendirdiği tercümana gönderimde önce hangi belgelerin çevrilmesi gerektiği belirlenir. Görevle ilgisiz sağlık kaydının aynı pakete eklenmesi, gerekli belgenin çevirisine ilişkin gerekçeyle açıklanamaz. Tercümanın talimatla hareket etmesi veya kendi amaçları bakımından karar alması, sözleşmenin adından bağımsız incelenir. Sır saklama, erişim ve silme koşulları da ilişkinin somut içeriğine göre kurulmalıdır. Alıcının Türkiye’de bulunduğu varsayımı değişirse aktarımın coğrafi boyutu yeniden değerlendirilir.65

Mahkemenin görevlendirdiği bilirkişiye inceleme konusu belgelerin verilmesi ise mahkemenin belirlediği görev alanı ve usul güvenceleri içinde gerçekleşir. HMK’nin 273. maddesinde incelemenin sınırlarının ve cevaplanacak soruların belirlenmesi, teslim edilen şeylerin kayda bağlanması öngörülür. Buna karşılık avukatın aynı dosyayı yabancı bir yapay zekâ hizmetine göndermesi, o hizmetin mahkemece görevlendirilmesi anlamına gelmez. Çeviri veya teknik inceleme için gerekli paylaşımın varlığı, sağlayıcının dosyayı kendi eğitimi için kullanmasını da haklı kılmaz. Karşılaştırma, alıcının insan veya yazılım olmasıyla değil, görev, amaç, erişim ve uygulanacak aktarım şartlarıyla yapılmalıdır.66

Verinin hukuka uygun verilmesi de çıktının doğru olduğunu garanti etmez. Yanlış bir karar numarası veya dosyada bulunmayan bir vakıa, düzgün kurulmuş cümleler arasında kolayca gözden kaçabilir. Bu nedenle avukatın kontrolü, taslağı imzalamasıyla sınırlı tutulamaz; dayanak normun, kararın ve somut dosya bilgisinin gerçekten karşılaştırılması gerekir. Türkiye Barolar Birliğinin 2026 tarihli tavsiye rehberi de insan denetimini ve kaynak doğrulamasını öne çıkarmaktadır. Bu rehber mesleki uygulama için yön gösterir; kanunun yerine geçen yeni bir işleme veya aktarım izni oluşturmaz.67

Büro düzeyinde yapılması gereken, her çalışanın kendi hesabıyla ve kendi değerlendirmesiyle dosya yüklediği bir düzeni önlemektir. Kullanılabilecek hizmet, girilebilecek veri, kontrolü yapacak kişi ve iş sonunda kayıtların ne olacağı belirlenmelidir. Hizmet şartları veya veri akışı değiştiğinde önceki değerlendirme de yenilenmelidir. Bu yaklaşım, 29.4’teki güvenlik yükümlülüğünün teknolojik hizmete uygulanmasıdır. Hatalı çıktının denetlenmesiyle verinin hukuka aykırı açıklanmasının önlenmesi ayrı işlerdir; biri için tedbir alınması ötekini gereksiz kılmaz.68


  1. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 3/1-ğ, ı; TBMM kabul metni. Amaç ve vasıta ölçütünün genel açıklaması için bkz. 6.2. ↩

  2. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 1 ve 12/1-c; Türkiye Barolar Birliğinin kanun nüshası, PDF s. 1, 5. ↩

  3. Nilüfer Boran Güneysu–Burak Memiş, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Avukatın Yükümlülük ve Sorumlulukları”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 5/2, 2019, s. 313–337, özellikle s. 322; dergi tam metni. Ayrıca 6698 sayılı Kanun, m. 3. ↩

  4. Kurul, 19.1.2023, 2023/78, resmî özet, sıfat değerlendirmesi ve sonuç; Kurul, 22.3.2023, 2023/437, resmî yayımlanan metin, sıfat ve fiilî karar yetkisi değerlendirmesi. Bunlar yayımlanmış özet kapsamındaki metinlerdir. ↩

  5. 1136 sayılı Kanun, m. 44/A ve B; TBB kanun nüshası, PDF s. 16–17. 7249 sayılı Kanunla 2020’de değişen il/baro ifadesi eski kaynaklardaki “aynı baro” anlatımından ayrılmalıdır. ↩

  6. Boran Güneysu–Memiş, s. 322; 6698 sayılı Kanun, m. 3. Birlikte amaç ve vasıta belirlemenin genel sorunları için bkz. 6.4. ↩

  7. 1136 sayılı Kanun, m. 44/B-a/2 ve 4; Kurul, 2023/437, fiilî karar yetkisi değerlendirmesi. ↩

  8. Gonca Gülsüm Çelik, “İşverenin İşçinin Kişisel Verilerini Koruma Yükümlülüğü”, Konya Barosu Dergisi, 2025/1, s. 31–54, özellikle s. 38–39; tam metin. Karşı görüş burada Çelik’in aktarımıyla belirtilmiştir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi, Yayın No. 115, Temmuz 2026, Ankara, s. 58; resmî nüsha. ↩

  9. 6698 sayılı Kanun, m. 3–5. Çalışanların kendi verilerinin korunması için ayrıca bkz. 23. bölüm. ↩

  10. 1136 sayılı Kanun, m. 171, özellikle ilk üç fıkra; TBB kanun nüshası, PDF s. 61. ↩

  11. Kurum, 2026 avukat rehberi, s. 56–57; 6698 sayılı Kanun, m. 4/2-ç ve 5. Aktarım ve savunma sınırları ayrıca 29.3’ün konusudur. ↩

  12. 6698 sayılı Kanun, m. 3/1-ç, d, e; TBMM kabul metni. ↩

  13. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi, Yayın No. 115, Temmuz 2026, Ankara, s. 65–67; resmî nüsha. ↩

  14. 6698 sayılı Kanun, m. 5/2-c ve e. Özel nitelikli veri ayrımı için ayrıca m. 6. ↩

  15. Nilüfer Boran Güneysu–Burak Memiş, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Avukatın Yükümlülük ve Sorumlulukları”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 5/2 (2019), s. 313–337, özellikle 322–323; tam metin. Rıza dışı şart için 6698 sayılı Kanun, m. 5/2-e. ↩

  16. Kurul, 2.11.2021, 2021/1111, resmî karar özeti, tanık bilgileri hakkındaki savunma ve özel adli sicil hükmü değerlendirmesi. Karar 2024 öncesi veri işleme şartlarına ilişkindir. ↩

  17. 7499 sayılı Kanun, m. 33 ve 40/1-a; TBMM kabul metni. 6698 sayılı Kanun, m. 4 ve değişik 6/3-d; özel şartların sektörel örnekleri için Kurum, 2026 avukat rehberi, s. 91–92. ↩

  18. Kurul, 17.8.2023, 2023/1414, resmî karar özeti, raporun çok kişiye ilişkin oluşu, somut kanuni dayanak ve elde etme iddiası değerlendirmeleri. ↩

  19. Zeynep Özkan Güneş, “Avukatın İfade Özgürlüğü”, Ankara Barosu Dergisi 2026/1, s. 673–739, özellikle 691–693; tam metin. Eserdeki AYM/AİHM aktarımları burada özgün karar incelemesi yerine kullanılmamaktadır; kişisel veri işleme şartları ayrı sorudur. ↩

  20. 6698 sayılı Kanun, m. 4/2-c, ç; hakkın korunması bakımından m. 5/2-e ve değişik 6/3-d. Toplama, delil ve aktarımın yöntemleri 29.3’te; sır ve aydınlatma 29.4’te ayrılır. ↩

  21. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 2 ve 46; TBB kanun nüshası, PDF s. 1 ve 18. Nilüfer Boran Güneysu–Burak Memiş, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Avukatın Yükümlülük ve Sorumlulukları”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 5/2 (2019), s. 313–337, özellikle 316; tam metin. Eserin aktardığı Yargıtay kararı burada aslı incelenmiş karar olarak kullanılmamaktadır. ↩

  22. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 161; Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı; TBMM kabul metni. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 153/1–5; Adalet Bakanlığı kanun nüshası, PDF s. 61–62. Kanundaki kısıtlama şartları saklıdır. ↩

  23. 6100 sayılı Kanun, m. 187, 194, 219 ve 221; TBMM kabul metni. Özellikle m. 221, üçüncü kişi veya kurumun elindeki belgenin ispat için gerekli görülmesi üzerine mahkemece ibrazının emredilmesini düzenler. ↩

  24. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi, Yayın No. 115, Temmuz 2026, Ankara, s. 97–99; resmî nüsha. Kayıt türü, dönem ve kişi çevresine ilişkin ölçüt, 6698 sayılı Kanunun 4. maddesiyle usul hükümlerinin birlikte değerlendirilmesidir. ↩

  25. 6100 sayılı Kanun, m. 189/1–4. Cansu Gülseren, “Medeni Yargılama Hukukunda Ses ve Görüntü Kaydı ile Yayın Yasağı: Dijital Çağda Bu Yasağın Uygulanabilirliği”, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 11/2 (Eylül 2026), s. 1965–2014, özellikle 2004; DOI: 10.58733/imhfd.1851034; tam metin. Yazarın dijital duruşma değerlendirmesi, bütün delil hukuku sorunları için genel istisna değildir. ↩

  26. 6698 sayılı Kanun, m. 8; TBMM kabul metni; değişik m. 6/3-d için 7499 sayılı Kanun, m. 33 ve yürürlük için m. 40/1-a, TBMM kabul metni. Kurum, 2026 avukat rehberi, s. 113–114. ↩

  27. 6698 sayılı Kanun, m. 4/2-c, ç; 6100 sayılı Kanun, m. 187, 189/4, 194, 219 ve 221. Bordro olayı varsayımsaldır; veri azaltma tek başına belgenin usulen yeterliliği veya gerçekliği hakkında karar oluşturmaz. ↩

  28. Kurul, 31.5.2019, 2019/166, resmî karar özeti, olay, iki işleme faaliyeti ve sonuç. Karar tarihi ve norm dönemi korunmuştur; buradan her alıcı hatasının aynı yaptırımı doğuracağı sonucu çıkarılmamaktadır. ↩

  29. 6100 sayılı Kanun, m. 153/1; Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı ve TBMM kabul metni. UYAP ve kararların yayımlanmasının özel sorunları için bkz. 29.5. ↩

  30. Nilüfer Boran Güneysu–Burak Memiş, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Avukatın Yükümlülük ve Sorumlulukları”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 5/2 (2019), s. 313–337, özellikle 320–321; tam metin. Sır ile kişisel veri kapsamı bu ayrım için kullanılmaktadır. ↩

  31. 1136 sayılı Kanun, m. 36; TBB kanun nüshası, PDF s. 13. 6698 sayılı Kanun, m. 12/4; TBMM kabul metni. Tanıklığın diğer özel usul güvenceleri saklıdır. ↩

  32. 6698 sayılı Kanun, m. 10; Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ, RG 10.3.2018/30356, m. 4 ve 5/1-a, d, e, f; Kurumun değişiklikleri gösteren metni. Boran Güneysu–Memiş, s. 324–325. ↩

  33. Kurul, 18.2.2026, 2026/347, ilke kararına ilişkin resmî kamuoyu duyurusu, sorunlar ve ayrı metin/onay açıklamaları. Burada kullanılan kaynak resmî duyuru gövdesidir. ↩

  34. Aydınlatma Tebliği, m. 6; 6698 sayılı Kanun, m. 10–11 ve 28. Mesleki kaygının tek başına genel muafiyet sağlamaması, bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesidir; yargısal faaliyet istisnasının özel kapsamı için bkz. 29.6. ↩

  35. 1136 sayılı Kanun, m. 39 ve 52; TBB kanun nüshası, PDF s. 14 ve 19. Boran Güneysu–Memiş, s. 329, mesleki dosya ile daha geniş veri koruma yükümlülüğünün ayrımı. ↩

  36. 6698 sayılı Kanun, m. 4/2-d, 5/2-e ve 7; Kurum, Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi, Yayın No. 115, Temmuz 2026, Ankara, s. 127–128 ve 133–134; resmî nüsha. Rehberin belirli alacak ve süreye ilişkin değerlendirmesi, her veri için aynı süreyi emreden hüküm olarak alınmamıştır. ↩

  37. Kurul, 2.4.2018, 2018/32, resmî karar ve ek liste, bent 5. Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hâle Getirilmesi Hakkında Yönetmelik, RG 28.10.2017/30224, m. 5, 7, 11–12; Kurumun değişiklikleri gösteren metni. Özellikle m. 11/3 ve 12/1, farklı başlangıç ve işlem türlerini düzenler. ↩

  38. 6698 sayılı Kanun, m. 12/1–3; Kurum, 2026 avukat rehberi, s. 143–145. Büro örnekleri, uygun güvenlik düzeyinin somut uygulanmasını açıklamaktadır; tek tip güvenlik yazılımı önerilmemektedir. ↩

  39. Kurul, 31.1.2018, 2018/10, resmî karar ve önlemler, özellikle bent 1–4. İşleme şartları için 6698 sayılı Kanunun 2024’te değişen 6. maddesi ayrıca uygulanır. ↩

  40. 6698 sayılı Kanun, m. 12/5; Kurul, 24.1.2019, 2019/10, resmî duyuru ve bildirim esasları, süre, aşamalı bildirim, kayıt ve müdahale planı hükümleri. Kurula bildirim süresiyle ilgili kişiye bildirim zamanı aynılaştırılmamıştır. ↩

  41. 6100 sayılı Kanun, m. 445/1–3; TBMM kabul metni; Adalet Bakanlığı mevzuat kaydı. Genel mesleki erişim ve özel usul ayrımı için yukarıda 29.3. ↩

  42. Adalet Bakanlığı, UYAP Avukat Portal kamuya açık ana sayfası, kullanım sözleşmesi bent 4, 27.10.2026 erişim/indeks görünümü. Kaynak portal kullanım şartıdır; bütün özel usul hükümlerinin yerine geçen kanun olarak kullanılmamaktadır. ↩

  43. 6100 sayılı Kanun, m. 445/2–3; 6698 sayılı Kanun, m. 3/1-e ve 4. Çalışma kopyasının korunması ve saklanması bakımından ayrıca yukarıda 29.4. ↩

  44. Servet Yetim, “Yargı Kararlarına Erişim Hakkı”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, sayı 4 (2014), s. 47–92, özellikle 49–51 ve 56–57; dergi tam metni. Murat Buğra Tahtalı, “Yüksek Yargı Organlarının Kararlarına Uygulanan Kısmi Erişim Engelinin İdare Hukuku Perspektifinden Değerlendirilmesi”, TBB Dergisi 151 (2020), s. 139–174, özellikle 166–167; yayıncı tam metni. Öğretideki değerlendirme, bu eserlerde aktarılan kararların aslı incelenmiş olduğu anlamına gelmez. ↩

  45. 6698 sayılı Kanun, m. 3–6 ve 28/1-d; 6100 sayılı Kanun, m. 153/1. Özel nitelikli veri için 7499 sayılı Kanunla değişik m. 6 uygulanır; kaynağın yargısal olması tek başına sonraki işleyenin sıfatını değiştirmez. ↩

  46. 6698 sayılı Kanun, m. 3/1-b,d; İmha Yönetmeliği, m. 10/1–3; Kurum metni. İş uyuşmazlığı örneği varsayımsaldır; belirli bir anonimleştirme algoritmasının teknik başarısı hakkında ampirik iddia kurulmamaktadır. ↩

  47. 6698 sayılı Kanun, m. 4/2-b,c,ç ve anonimleştirme bakımından m. 3/1-b; kararın gerekçesine erişimin işlevi için Yetim, s. 49–51. Olgu genelleştirme ve değişikliğin açık tutulması, bu ilkelerin uygulamasına ilişkin değerlendirmedir. ↩

  48. Kurul, 10.11.2022, 2022/1201, resmî karar özeti, olay, savunma, kriterlerin somut uygulanması ve sonuç. Kaynakta aktarılan yabancı karar burada aslı okunmuş ayrı dayanak olarak kullanılmamaktadır; unutulma hakkının genel koşulları için ayrıca 18. bölüm. ↩

  49. 6698 sayılı Kanun, m. 3/1-b,d,e, 4 ve 7; İmha Yönetmeliği, m. 10. Görünen metin/dosya adı/diğer alanlar örneği kişiyle ilişkilendirilebilirliğin uygulama açıklamasıdır; gerçek bir dosyada bağımsız teknik anonimlik testi yapılmış değildir. ↩

  50. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 4; Adalet Bakanlığı kanun nüshası, PDF s. 2. Miray Özer Deniz, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile Arabuluculuğa Hâkim Gizlilik İlkesinin Birlikte Değerlendirilmesi”, Kişisel Verileri Koruma Dergisi 2/1 (2020), s. 63–71, özellikle 68–69; tam metin. Eserdeki 2024 öncesi özel nitelikli veri şartları güncel rejim olarak alınmamaktadır. ↩

  51. 6325 sayılı Kanun, m. 5/1–5; Bakanlık nüshası, PDF s. 2–3. Bordro ve teklif ayrımı varsayımsaldır; hükmün üçüncü fıkrasındaki kanuni emir ve anlaşmanın uygulanması/icrası istisnası korunmuştur. ↩

  52. Kurum, “Arabuluculuk Faaliyetleri Kapsamında Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesine” ilişkin resmî duyuru, sıfat ve iki bilgilendirme yükümlülüğünün ayrımı. Kurul, 5.7.2018, 2018/75, resmî karar, sicil istisnası; 6325 sayılı Kanun, m. 11 ve 6698 sayılı Kanun, m. 10. ↩

  53. Çiğdem Yatağan Özkan, “Sorumlu mu İşleyen mi? Dava Şartı Olarak Arabuluculuk Faaliyetinin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Bakımından Değerlendirilmesi”, Periodicum Iuris 3/2 (Temmuz 2025), s. 319–341, özellikle 333–339; dergi tam metni. Bağımsız kayıt sistemi ihtimali s. 335’tedir. Somut karar yetkisini arama ölçütü için 6698 sayılı Kanun, m. 3; kurum uygulaması için önceki not. ↩

  54. 6325 sayılı Kanun, m. 17/4; Bakanlık nüshası, PDF s. 6; 6698 sayılı Kanun, m. 4–7 ve 7499 sayılı Kanunla değişik m. 6. Bu açıklama bütün kanuni ve sözleşmesel saklama sebeplerinin aynı tarihte sona erdiği anlamına gelmez. ↩

  55. 6100 sayılı Kanun, m. 407, 412, 423–424; TBMM kabul metni. Buradaki tahkim açıklaması m. 407 kapsamıyla sınırlıdır; bütün milletlerarası veya özel kanuna dayalı tahkim türleri için aynı statü sonucu kurulmamaktadır. ↩

  56. 6100 sayılı Kanun, m. 424; 6325 sayılı Kanun, m. 5/1, 3–5. Gizlilik sözleşmesinin veri işleme şartlarının yerine geçmemesi bakımından 6698 sayılı Kanun, m. 4–6. ↩

  57. 6698 sayılı Kanun, m. 28/1-d; Kurul, 14.1.2020, 2020/26, resmî özet, işlem ve merci şartı değerlendirmesi; Kurum, 2026 avukat rehberi, s. 23–24. Somut SMS olayının ayrıntıları burada yeniden aktarılmamaktadır. ↩

  58. 6698 sayılı Kanun, m. 3 ve 28/1-d; 6100 sayılı Kanun, m. 407, 412, 423–424. Hakemin yargısal göreviyle kanuni makam şartının ayrılması sistematik yorumdur; bütün tahkim kurumları hakkında yerleşik içtihat bulunduğu ileri sürülmemektedir. ↩

  59. 6698 sayılı Kanun, m. 3–4; TBMM kabul metni. Amaç ve vasıta ayrımının bulut ve yapay zekâ hizmetine uygulanması, aynı kanuni ölçütün somutlaştırılmasıdır. ↩

  60. Hikmet Bilgin, “Hukuk Alanındaki Hizmetlerde Kullanılan Teknolojik Olanaklar (Legaltech) ve Avukatlık Mesleğine Olası Etkileri”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 73/2 (2024), s. 1019–1067, özellikle 1055–1057 ve 1061–1063; dergi tam metni, DOI: 10.33629/auhfd.1475078. Son cümlelerdeki somut ölçüt ve örnek, bu görüşün veri koruma ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesidir. ↩

  61. 6698 sayılı Kanun, m. 3–6, 8; 7499 sayılı Kanunla değişik m. 6; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, m. 36; TBB mevzuat nüshası. Mesleki temsil yetkisinden sağlayıcının bağımsız eğitim amacı için izin çıkarılamaması, bu hükümlerin birlikte yorumudur. ↩

  62. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Avukatların Mesleki Faaliyetlerinde Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Uygulama Rehberi, Yayın No. 115, Temmuz 2026, s. 120–121 ve 145–146; resmî PDF. Belirli bir hizmetin sözleşmesi veya güvenliği hakkında fiilî inceleme yapıldığı ileri sürülmemektedir. ↩

  63. 7499 sayılı Kanun, m. 34 ile değişik 6698 sayılı Kanun m. 9/1, 4, 6 ve 8; m. 36 ve 40 ile yürürlük/geçiş; TBMM kanun aslı. Yeni hükümler 1.6.2024’te yürürlüğe girmiş, eski m. 9/1’in birlikte uygulanması 1.9.2024’e kadar sürmüştür. Düzenli hizmete arızi aktarım istisnasının genel izin gibi uygulanamaması sistematik yorumdur; belirli ülke veya sağlayıcı hakkında yeterlilik kararı bulunduğu yahut bulunmadığı ileri sürülmemektedir. ↩

  64. 6698 sayılı Kanun, m. 3/1-b ve 4/2-ç; Kurum, 2026 avukat rehberi, s. 145–146. Kavramsal ayrım için 2.6, imha ve anonimleştirme uygulaması için 14.5. ↩

  65. 6698 sayılı Kanun, m. 3–6, 8–9 ve 12; 1136 sayılı Kanun, m. 36. Tercüman ve belge seçimi örneği varsayımsaldır; tercümanların tümü hakkında değişmez bir veri işleme sıfatı kabul edilmemektedir. ↩

  66. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 273; TBMM kabul metni. Örnek, mahkemece görevlendirilen bilirkişiye usul içinde belge teslimiyle sınırlıdır; avukatın özel uzman görüşü alması veya bütün bilirkişilik türleri hakkında aynı sonuç kurulmamaktadır. ↩

  67. Türkiye Barolar Birliği, Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberi, 2026, s. 24–26; asıl PDF; 28.8.2026 tarihli yayımlama duyurusu. Kaynak doğrulaması ve insan denetimi bakımından yararlanılmıştır; tavsiye niteliğiyle kanuni hükümler ayrılmaktadır. ↩

  68. 6698 sayılı Kanun, m. 12; TBB, 2026 tavsiye rehberi, s. 31–32 ve 37. Büro politikasına ilişkin açıklama, bu güvencelerin somut kullanıma uygulanmasıdır. ↩